


Baba mesajlar
Bunca yıl, bunca seçimi gören... Bunca yıl sandığa girip çıkan Demirel iki hafta önceki seçimi "nasıl okuyor?"
Baba'nın yanıtı aynen şöyle:
Sandık, Türk halkının sağduyusudur.
Her zaman öyledir.
Ve her seçim, bir hava getirir.
Bu sandık da bir hava getirmiştir.
Yalnız bunu anlayabilmek, iyi neticeler çıkarmak lazımdır.
Türkiye'nin huzura, sükuna, istikrara ihtiyacı vardır.
Sandıktan çıkan da budur.
Direktiftir.
Baba'nın "bir sözünün" altını çiziyoruz:
- İyi anlayabilmek.
"Efendim" diyoruz:
- Bu "iyi anlayabilmek" konusunu biraz daha açsanız.
Baba, açıyor:
İyi anlayabilmek, iyi değerlendirebilmek.
Bunu yapmak lazım.
Rejim hür ve serbest seçim.
Seçim, sükunet içinde yapıldı.
Kimsenin, kimseye diyeceği birşey yoktur.
Halkın takdiri böyle çıkmıştır.
Şimdi onu memnun etmenin yolları aranmalıdır.
* * *
Cumhurbaşkanı'na soruyoruz:
- Efendim, sandığın ortaya koyduğu tabloyu... Sizce... Herkes iyi okuyabilir mi?
Baba'nın tepkisi:
Onu bilemem.
Daha birşey denemez.
Ömünüzdeki günler gösterecek onu.
Hele önümüzdeki günleri de bir görelim.
* * *
İçinde bulunduğumuz süreçte Cumhurbaşkanı'nın "pozisyonu" nedir?... Sorumuz bu.
Yanıta gelince...
Cumhurbaşkanı tarafsız.
Parti siyaseti dışında, üstünde.
Anayasal görevi icabı koordinasyon
gerektiren işleri yapıyor.
Türkiye'nin büyük meseleleri var.
Hepsinin gerektirdiği görevi yapıyor.
- Efendim, parti siyaseti dışındasınız ama... Gazetelerde "Cevheri ile görüşüğünüz" haberleri var.
Baba diyor ki "Necmettin Bey geçmiş olsun diye aradı... Ben de teşekkür ettim... Eğer görüşme buysa..."
* * *
- Efendim, Pazar günü yemin töreni var... Gündemimize bir "sanal konu" girdi... Türban krizi... Bu konuya sizin bakışınız nedir?
Cumhurbaşkanı'nın "bakışını" dinliyoruz:
Herhalde Meclis'in krizsiz açılması
doğru olur.
Dünyanın gözü üzerimizdedir.
Hadisesiz bir seçim yapılmıştır.
Hadisesiz bir seçimden sonra, Meclis'e
gelince bir hadisenin çıkması, tabii ki
milleti üzer.
Meclis, hadisesiz açılmalıdır.
- Efendim, bu mesaj "açık, seçik" kime?
- Herkese.
* * *
Bu kez konumuz hükümet.
Soru "görevlendirme Pazartesi'ye mi?"
Yanıt "herhalde... Eğer bir pürüz çıkmazsa."
- Bu saatten sonra ne pürüz çıkabilir ki?
- Ne bileyim... Ben ihtiyatlı insanım... İnşallah birşey çıkmaz.
- Görevlendirme... Sayın Ecevit'e... Değil mi?
- Görevlendirmeyi şimdiden söylersem, parti başkanları ile görüşmenin anlamı kalmaz ki.
- Koalisyon üçlü oluyor galiba...
- Koalisyonu ben yapmayacağım... Memur edeceğimiz arkadaşımız yapacak.
* * *
Baba'nın "seçim sonucunu iyi okumak" sözünün altını bir daha... Bir daha çiziyoruz.
Zira, hâlâ "okuyamayanlar" var.
Ve "bir sözünün daha" altını çiziyoruz:
- Meclis, olaysız açılmalıdır.
"Birinci mesajı" okuyamayan siyaset, bakalım yarın "ikincisini" okuyabilecek mi?