Bilirsiniz bana zaman zaman şikayet mektupları, zaman zaman uyarı, zaman zaman da öneriler gelir. İşte bunlardan biri de emekli öğretmen Hasan Fırat imzalı...
Mektubunda, "Önerimi lütfen hafife almayın. 60 yaşını yaşayan bir insanım. Tek odamızı bile kiraya verirken, sözleşme yapıyoruz. Oylarımızla yönetici olan milletvekilleri ile aramızda niçin bir sözleşme olmasın?... Aslında seçenler olarak biz rahat olmalıyız. Oysa şimdiye kadar bu hep tersine çalıştı.
Siyaseti yalan dolan zannedip, seçilip gidenler rahata erdiler. Onlar bizim hizmetimize talip olan kişiler olarak, aslında bizim huzur ve güvenimizi, malımızı ve rahatımızı temin edecek olan hizmet erbaplarıdır. Kısaca onlar nöbetçidir. Mesela ben seçilip de Mecliste göreve başlayan bir milletvekili olsam, yeminim sırasında normal okuyacağım sözcüklerden sonra, şunları;
1- Partimi değiştirmeyeceğime,
2- Seçildiğim ilin her türlü dertleri ile ilgileneceğime,
3- Kürsü dokunulmazlığı dışındaki diğer dokunulmazlığın kalkması için çaba sarfedeceğime,
4- Halkın dertleri ile uğraşacağıma,
5- Meclise tepeden inme yapılan dayatmalara karşı çıkacağıma,
6- Bu sözlerimi de tutacağıma dair vatandaşlara noterden tasdikli bir teminat vereceğimi söylerdim."
Tabii bunlar feleğin sillesini yemiş, 40 yıl bıkmadan, usanmadan öğretmenlik yaparak ülkeye gençler yetiştirmiş bir insanın sözleri. Hani Nasreddin Hoca, "Önemli olan testiyi kırmamaktır" der ya, bizimki de öyle birşey... Belki de bir fantazi olarak nitelendireceksiniz. Olsun öyle nitelendirin. Benim de zaten maksadım bu idi... Hocanın bu görüşlerini yansıtarak, vatandaşın artık Mecliste ne istediğini, milletvekillerimizden hangi görevler beklediğini, onların bu çatı altında artık daha verimli, daha hayırlı işlerle uğraşmalarını nasıl arzu ettiğini belirtmekti.
Yarın Allah'ın izniyle Meclis açılacak ve yeni milletvekillerimiz tek tek kürsüye gelerek, Meclisin ve milletin huzurunda yemin ederek, görevlerine başlayacaklar. Tabii bu arada bir takım kendini bilmezler, bazı konuları çomaklayacaklar ve hır çıkarmaya çalışacaklardır. Zira bazı yayın organları şimdiden işi kızıştırmaya başladılar. Bakalım emellerine nail olabilecekler mi?...
Bana kalırsa daha işin başında şu başörtüsü meselesini usulüne uygun bir şekilde halletmek gerekiyor. Çünkü bu konu Mecliste halledilirse, dışarıda da huzur sağlanacak ve bir takım spekülatörler, fırsatçılar, ülkeyi karıştırmak için daha fazla boy gösteremeyecekler. İşte yüce Meclisten vatandaşın beklediği budur. Zira olgunluk, yapıcılık, hoşgörülük, bilgelik yüce Meclisimizin bünyesindeki elemanlarında fazlasıyla mevcuttur. Halk Pazar günü televizyonlarının başında, seviyeli, saygın, hoşgörülü milletvekillerini seyretmek ve onları alkışlamak istiyor. Yeni Meclisimiz ülkeye hayırlı ve uğurlu olsun...