Bazı takımlar vardır iyi oynamadan maç kazanırlar. Oysa G.Saray hem iyi oynuyor hem de maç kazanıyor.
Bunun ana nedeni şu: G.Saray'da öncelikle kollektif futbol bilinci yerleşmiş. Oyun disiplinine uyuş mükemmele yakın. Yardımlaşma süper, her oyuncu kendi alanını iyi savunuyor. Hücumda ve savunmada futbolcular çok iyi pres yapıyorlar.
Bütün bunların yanısıra G.Saray'da bir büyük artı da kişisel becerisi ile oyunun düğümümü çözecek futbolcu bolluğu... Mesela bir Hagi var ki, öyle işler yapıyor ki, insan seyrederken hem büyük keyif yaşıyor hem de imrenmekten kendini alamıyor. Tabi bu inanılmaz hareketler oyunun düğümünü çözmekte başrolü oyuyor.
G.Saray'ın kalecisi Taffarel sanki 12'nci adam. Libero mu, kaleci mi belli değil. Eğer Taffarel arkaşlarından utanmasa, belki de ileriye çıkıp gol atacak.
Sarı-kırmızılı futbolcular savunmada hemen hemen kusursuz oynuyorlar. Sol kanatta Hakan Ünsal, sağ kanatta Fatih sanki birer ateşleyici silah. Savunmada Popescu akıl dolu bir futbolcu... Hem kendi oynuyor hem de arkadaşlarını yönlendiriyor.
Galatasaray'ın orta alanı oyunun her iki yönünü de mükemmel uygulayan futbolcular ile dolu. Hem savunma hem de defans görevlerini mükemmelen yerine getiriyorlar.
Denizli Ümit'i görmeli
G.Saray'ın hücumcuları Arif ve Hakan Şükür birbirlerine yapışık oynamadıkları ve rakip savunmayı sağa sola taşıdıkları anlarda ya arkadaşlarını gol pozisyonuna sokuyorlar ya da kendileri gol pozisyonu ile karşı karşıya kalıyorlar.
Unutmadan söyleyeyim... G.Saray takımında haftalardır bir gizli kahraman var. Bunun adı da Ümit. Umarım Milli Takımlar Teknik Direktörü Mustafa Denizli de bu genç yıldızı çok yakından izliyordur.