Sakaryaspor kötü futbol oynamıyor. Mümkün olduğu kadar topu iyi kullanmaya çalışıyorlar. Topu ayağa oynayıp kaybetmemeye çalışıyorlar. Ama çabuk oynamıyorlar. İşte bundan dolayı Galatasaray'a güçleri yetmedi. Aynı oyunu Fenerbahçe'ye karşı oynadılar, yendiler. Ali Sami Yen'de Galatasaray'dan puan alacaksan, topu kaptıktan sonra onların arka tarafına çok çabuk gideceksin. İki defa gereksiz oyalanırsan, geride çoğalıyorlar.
Aslında G.Saray kadro olarak Sakarya'dan iyi, ama iki takım arasındaki en büyük fark -buna Galatasaray'ın diğer rakipleri de dahil- Hagi farkı. Hagi'n varsa korkma. Ama nerede? Türkiye'deki futbol çizgisinde. Avrupa'da Hagi zorlanır. Zaten zorlanmasaydı, Türkiye'de işi neydi?
Sakarya, "G.Saray'dan puan almaya geldik" diyor, ama ilerde çoğalamıyor. Sarı-kırmızılılar, sahayı yan çizgilerin son limitine kadar kullanıyorlar. Haliyle rakip savunma, mecburen yaprak gibi açılıyor. O zamanda ver-kaçlarla, şutlarla ve yan ortalarla işi bitiriyorlar. Fatih, bir defans elemanı olarak çok çabuk ve süratli. Ama topu yumuşatma ve oyuna sokma yönlerinde zayıf. Özellikle sarkaç top çalışması gerekir. Tabii, Avrupa'da başarılı olmak istiyorsa... Çabukluk ve sürat ancak bir noktaya kadar geliştirilebilir ama, bu eksikler çalışmayla tamamen kapatılabilir.
Aygün ve Hagi'nin girdikleri pozisyonlar aynı. Biri zorunu gol yaptı, diğeri sol ayaklı olmasına rağmen, topu Taffarel'e teslim etti. Maç 3-0 olmuş. Hüseyin ikinci sarıda atılıyor. Senin rakibin Galatasaray değil. Şimdi sana takımının en çok ihtiyaç duyduğu maçta oynayamayacaksın. İşte bir amatör futbolcu portresi daha.
Serdar Tatlı, genelde iyi maç yönetti. Kartlarda az hata yaptı. Ama 20. dakikada Hagi'yi oyun alanı dışında indirdiler. O topu getirdi, aut çizgisine koyup, serbest vuruş attırdı. Peki soruyorum o zaman: Pozisyon aut çizgisinin ceza alanı kısmı dışında olsaydı, penaltı mı verecekti? Allahtan gol olmadı da, kurtuldu. Daha pişeceksin. Ama özellikle cesaretin iyi, bravo.