kapat

25.04.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )


Kabilesinden ayrılan adam

Şimdi hepimiz var gücümüzle o "kapalı kutu"yu kurcalıyoruz.

Orasından burasından delikler delip içine bakmaya uğraşıyoruz.

Tedirgin bakışlarımız Devlet Bahçeli'nin yüzündeki o ketum ifadeye çarpıp çarpıp geri dönüyor. Ağzından dökülen klişelerin gerisindeki gerçek anlamları deşifre etmeye çalışmaktan yorgun düştük.

Birlikte yaşamaya mahkum olduğumuz bu siyasi gerçeğin ardında yatan sosyal, ekonomik, kültürel ve tarihi gerçekleri anlamak istiyoruz.

Evet anlamak zorundayız. İster hazmetmek için deyin, ister değiştirmek için...

* * *

Bir şeyi anlamanın en iyi yollarından biri, o şeyi bizzat yaşamış ama daha sonra dışına çıkıp "dışardan" bakabilmiş insanları dinlemektir.

Mustafa Çalık bunlardan biri...

MHP hareketi içinde on iki yıl yaşadıktan sonra "kabile"sinden ayrılan Mustafa Çalık, "MHP Hareketi/Kaynakları ve Gelişimi" kitabının girişinde bu hareketin kendisi için taşıdığı anlamı, yaşadığı dönüşümü ve bugün o harekete nasıl baktığını şöyle anlatıyor:

"MHP hareketi benim adeta içine doğduğum tabii muhit ve fikri-siyasi varlığımın üzerinde vücuda geldiği topraktı; köyümdü kentimdi, ana baba ocağımdı. Sadece bu da değil, 'nefes darlığı' çekmeye başladığım ilk yer de yine bu camiaydı...

Ülkücülük benim şahsi hayatım ve hissi bağlarım açısından, tel örgülerle çevrilmiş kapalı ve daracık bir alandı. O sıfatla kavga ettim, etrafımdaki insanları kırıp döktüğüm de oldu o yüzden. O yüzden istediğim gibi aşık da olamadım. 'Ülkücü' aşık olamazdı; o, her zaman, her yerde ve her halükarda ancak, yalnız ve sadece mücadele ederdi; çünkü o 'insan' değildi, 'dava' adamı'ydı. Aşık olduklarıma hep kafa tutmam da galiba bu sebeptendi, anlamalarından korkuyordum.

O korkaklığı bir daha hiç özlemedim.

'Milliyetçi camia' yerine, Türk toplumu ve Türk milletinin sıradan ferdi olmak, beni kendimle iftihar ettirmeye yetiyor. Müslüman bir cemiyette doğup Müslüman kaldığıma şükrediyorum. Bu, benim için ideolojik ve politik telakkilerden çok önce ve çok daha derinlere inen, gündelik hayat tarzımla ilgili bir kavram; sade Müslümanlarla selamlaşmak, ne huzur verici şeymiş meğerse!..

'Huzur'umu tekrar kaçırmak istemiyorum. Onu yakalamam kolay olmadı.

Artık 'teşkilatlı' bir 'camia' içinde yaşamanın iğreti güvenine de güvenilmez gücüne de sahip değilim; tabii, bu yüzden ve yine bu sayede, 'mensubiyet'in doğurduğu kabile sorumluluğunun kısıtlayıcı, manasız ve kof yükünü de taşımıyorum, omuzlarımdan attım onu. Meraklıları, daha başka bir yığın 'şey'le birlikte onu da taşımaya devam edebilirler. Bana gelince, her şeye rağmen yeniden kazandığım yaşama sevincinden kopmaya asla niyetli değilim. Yaşama sevinciyle karışık müthiş bir hafifleme duygusu... Bunu taa iliklerimde hissediyorum. Önce kendinden ve kendi yaptıklarından sorumlu olmanın mütevazı şuuru ile ferdi ve şahsi hürriyetin ne muazzam bir nimet olduğunu her gün kendime yeniden hatırlatıyorum.

Kabilemden ayrıldım, esas ait olduğum yere döndüm, cemiyete karıştım. Şimdi yalnız 'hakim olduğumuz yerler'i değil, Türkçe konuşulan, ezan okunabilen her yeri seviyorum. Vatanıma sanki yeniden kavuştum. Türkiye, önce içimde, sonra gözümde büyüdükçe büyüdü; Diyardan diyara koca bir ülke... Türkiye!... Burası benim ülkem. Benim ülkem ne güzelmiş meğerse!... Sadece 'bizden olanları' değil insaniyetten nasibini almış herkesi sevebilirim artık. Kendi 'tür'ümü, kendi ferdiyetimde adeta yeniden keşfettim. Hz. Adem Babamıza şimdi bir kat daha muhabbet duyuyorum."

* * *

İşte, "kabilesi"nden çıktıktan sonra, kendi memleketini bir başka biçimde sevmeyi öğrenen, "kendi türünü, kendi ferdiyetinde adeta yeniden keşfeden" bu insanoğlunun, eski "kabilesi"ne ait duygu ve düşünceleri bunlar.

Ben, MHP'yi anlama gayretlerini yoğunlaştırdığımız şu günlerde, bu duygu ve düşüncelere sahip birinin, bu hareketle ilgili tespitlerini önemli buluyorum. Bu yüzden de gelecek yazımda, Çalık'ın kitabındaki bazı temel değerlendirmeleri aktarmaya çalışacağım.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır