kapat

25.04.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ASAF SAVAŞ AKAT(aakat@sabah.com.tr )


Neden istifa etmiyorlar?

Seçimde kötü sonuç alan parti liderlerinden istifa bekleyenler yanıldı. 18 Nisan gecesi hemen Batı demokrasilerinden örnekler geldi. Bırakın oy kaybını, oy oranını yeterince yükseltemediği için liderlikten ayrılanlar hatırlatıldı. Bir işe yaramadı.

Bu sorunun kökleri derinlerde yatıyor. Zaten çelişki hemen göze çarpıyor. Bir yanda milliyetçiliğin yükselmesi olağan karşılanıyor. Sonra Batı davranış kalıplarına uyulmayınca kızılıyor. Böyle perhizde elbette lahana turşusu olacak.

Halbuki, "mağlup pehlivan güreşe doymaz" özdeyişi insanımızın zihniyetini özetliyor. Üç kahraman liderimiz, ağız birliği yaptı. Partiye ve ülkeye karşı sorumlu davranacaklarmış. Çünkü seçmenin verdiği mesajı almışlar ve onun gereğini yapmak için lider kalmaları gerekiyormuş.

Gülmeli mi? Ağlamalı mı? Bence haklı oldukları bir taraf da var. Geçmişi şöyle bir hatırlarsak, genel başkanlıkta neden israr ettiklerini daha kolay anlayabiliriz.

Unutulan tarih

Cumhurbaşkanımız Demirel'le başlayalım. 1969 seçimlerinden sonra AP bölündü. Celal Bayar'ın da desteği ile Demokratik Parti doğdu. Bir yıl sonra 12 Mart'ta askerin muhtırası geldi. 1973 seçimlerinde AP büyük yenilgi aldı.Ne oldu? Liderliğini bıraktı mı? Asla. Kıbrıs fatihi Ecevit'in hatalı istifasını fırsat bilip Türkeş ve Erbakan'la Milliyetçi Cepheyi kurdu. Üç yenilgiyi dört yıllık başbakanlığa dönüştürdü.

Sonra? 12 Eylül'de partisi kapatıldı ve kendisine siyaset yasağı kondu. 1983 seçimlerini eski mesai arkadaşı Özal kazandı. İddiasını bırakıp AP geleneğini ANAP'la birleştirdi mi? Tam tersine, "tapulu malıma gecekondu kurdurmam" dedi. DYP'nin başında Özal'la ölüm-kalım mücadelesine girişti. Karşılığında 1991'de Başbakan, 1994'de ise Cumhurbaşkanı seçildi.

Soruyorum: Çiller, Yılmaz, vs. Thatcher'i, Kinnock'u, Kohl'u mu örnek alacaklar? Yoksa Demirel'i mi? Siz ne yapardınız?

Gelelim Başbakanımız Ecevit'e. 1987 ve 1991 seçimlerinde DSP varlık gösteremedi. Sol ona "bir bölen" dedi. Zevahiri kurtarmak için Rahşan Ecevit kısa süre DSP'ye Genel Başkan bile oldu. Soruyu tekrar etmeye gerek yok. Ecevit örneği de, yenilen parti liderlerine ne yapıp ne edip Genel Başkanlığı koruyun diyor.

Yanlış anlaşılmasın. Derdim eski defterleri açmak, yada Demirel ve Ecevit'i eleştirmek değil. Onları milletçe çok sevdiğimizi biliyorum. Ben tarafsız bir gözlem yapıyorum. İstifa olayının ilk bakışta görüldüğü kadar basit olmadığını anlatmaya çalışıyorum. Buradan, lafı biraz döndürerek, biz seçmenlere getirmek istiyorum.

Doğrudur; bugünküne muadil koşullarda Demirel ve Ecevit liderliği bırakmadılar. Ama biz seçmenler de onlara bu nedenle ceza vermedik. Bilakis, aradan zaman geçince eskiyi unuttuk. Onlara tekrar oy verdik.

Yani uzun dönemde istifa etmemelerini mükafatlandırdık. Demek ki, bugünün mağlup liderleri seçmene güvenerek yerlerinde kalıyorlar. Sıranın kendilerine gelmesini bekliyorlar.

Dileyelim Baykal'ın istifası bir değişime işaret etsin...

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır