


Sandık, çetelere sahip çıktı..
Vatandaş Alaattin Çakıcı'nın Fransız polisi tarafından tuzağa düşürülmesini affetmedi.. Budapeşte'de burnuna sümsük yiyen Mesut Yılmaz'ı "Çetelerle mücadele senin şahsi meselendir, bizi bu işe karıştırma.." diye uyardı..
Siyasilerin seçim sonuçlarından çıkardığı dersleri dün anlatmaya başladık.. Tansu Hanım dünkü yazımızda sırasını savdı.. Bugün nasipse ANAP'la devam edeceğiz..
Bu çabalarımızın iki faydası var.. Birincisi siyasilere.. İkincisi de üniversite giriş sınavına hazırlanan öğrencilere..
O yüzden yazılarımızı yazarken İzmir'in meşhur Batı Dersaneleri titizliğindeyiz.. İçinizde "Acaba taraf mı tutuyor?" şeklinde kıl kadar şüphe olmasın..
Dünya durdukça cıgarasının dumanı tütesi Mesut Yılmaz'ın seçim sonuçlarından, kendi başına çıkardığı birinci ders şudur:
- "Millet bize sabırlı ol.." mesajı veriyor..
Mealini şöyle açıklayabiliriz..
ANAP ile DYP'nin oyları birbirine yakın.. Çıkardıkları kelle sayısı da denk.. Bu durumda "istifa etmek" gibi bir saflığa gerek yok.. Ahali açıkça "Sabreden kazanır.." diyor..
Peki nasıl olacak bu iş?
Eğer Mesut Bey'in sinirleri dayanmaz da istifa ederse Tansu Hanım kârlı çıkacak, merkez sağ DYP'de toplanacak.. Yok eğer Tansu Hanım çözülüp, istifa ederse merkez sağın adresi ANAP olacak..
Hesap bu kadar basit.. Nitekim Mesut Bey seçim sonuçlarından bu dersi çıkardığı için gazetecilere "İstifam söz konusu değil ama belki onbeşgünlük bir Bodrum kaçamağı yapabilirim.." açıklamasını yaptı..
Gerçi basın toplantısında "İstifa etmem.." dediği halde hâlâ "İstifa edecek misiniz?" diye ısrar eden birkaç küt kafalı muhabir çıktı.. Mesut Bey o sırada susup biraz bekledi..
Kimsenin aklına, adamcağızın içinden "Ulan bunlar anlama özürlü mü ne?" diye düşündüğü gelmediğinden, bu durgun hali "Genel Başkan sıkıntılı.." şeklinde yorumlandı..
Alâkası yok.. Sebebini de söyleyeyim..
Vatandaş bu seçimde her partiye bir ders verirken Mesut Bey'e birden fazla ders verdi.. Yani eski eğitim sisteminde on dersten ikmale kalmış lise öğrencisine döndürdü..
O yüzden zihinsel bir yorgunluk içinde..
Üstelik bu hali cıgarası bittikten sonra bile ağızlığı ağzına götürüp derin derin çekmesinden belli oluyor..
ANAP'ın seçim sonuçlarından çıkardığı ikinci ders şudur..
Ahalimiz bir yandan çetelere karşı verilen mücadeleyi destekliyor.. Diğer yandan da yurt dışındaki bir mafya babasına "Aman kaç, zaptiyeler geliyor.." diye cep telefonu sallayan politikacılara sahip çıkıyor..
Seçim sonuçlarına bakıldığında mafya babalarını tutuklayıp tutuklayıp içeri atmanın hoş karşılanmadığı anlaşılıyor..
Yeni hükümet oluşumunda bunu da dikkate almak lazım.. Belki de koalisyon protokolüne "Çetelerle mücadele esastır ancak mafya babalarına hapis cezası yerine sarı kart gösterilmesi kafidir.." diye bir madde koymak lâzım..
Şimdi bazılarınız içinden bunları "komiklik olsun" diye yazdığımı düşünüyordur..
Alâkası yok.. Ben hiçbir yazımı "gülesiniz" diye yazmam.. Aksine, üzerinde düşünüp ders alasınız, hatta mümkünse içlenip içlenip ağlayasınız diye yazarım..
Ahalimizin "çetelerle mücadele" konusunda sandık marifeti ile verdiği derse bu ciddiyetle sahip çıkıyorum..
Size belki çelişki gibi geliyor ama gerçek böyle işte..
Mesela Bergama halkı yıllardır siyanürlü altın çıkarma olayına muhalefet ediyor.. Bergema'nın yiğitleri don gömlek İstanbul'a kadar yürüyüp kendilerini köprüden atmaya bile kalkıştı..
Bizim saflama enteller de peşlerinde.. Sonra ne oldu?
Ben söyleyeyim.. Bergama'daki sandıktan siyanürlü altın çıkarmak isteyen şirketin mütahiti belediye başkanı olarak çıktı.. "Aman çevre zehirlenmesin.." diye çırpınan belediye başkanı ise kaybetti..
Sandıktan Hisse: Demek ki Bergama halkı gizliden gizliye çevrenin zehirlenmesini istiyor, diğer ilçelerden altın arayıcıları oraya üşüşmesin diye belli etmiyordu..
ANAP'a verilen son ders..
Ayrıca ANAP'ın oylarını düşüren Mesut Yılmaz değil Mahsun Kırmızıgül'dür..
Vatandaş besbelli bunun farkında.. Hem bizim ahalimiz; başarılı gördüğü bir koalisyonun küçük ortağı DSP'yi birinci parti yaparken, ANAP'ı küme düşürecek kadar saf değildir..
Mesut Bey bu seçimde en büyük hatayı "Meydanlarda bülbül öte.. Bizden gelmez sana hata.." siyaseti güdüp, gittiği heryere Mahsun'u götürerek yaptı..
Mahsun da kalabalığı görünce havaya girdi.. Türküydü, hoyrattı, kayabaşıydı derken elinden mikrofonu bırakmadı ki Mesut Bey iki laf etsin, hizmetlerini anlatsın..
Koca bir seçim kampanyası Mahsun'un sesiyle geçti..
Ayrıca oğlanın sesinde Allah vergisi bir yanıklık var ki dinleyende beşinci dereceden tahribat yapıyor.. Acıklı türküleri söyledikçe, meydanlar zırıl zırıl ağlıyor..
Gerçi arkasından Mesut Bey eline mikrofonu alıp "Vatandaşlar, işlerimiz yolunda.. Milletçe yüzümüz gülecek.." diyor ama ne fayda? Milletin içine kurt düşmüş bir kere..
Mahsun'un türkülerini dinlerken "İşler yolundaysa bu adam niye ağlıyor? Belli ki memleket battı ona yanıyor.." diye düşünen onbinlerce kişinin fikri şaştı..
Bir kısmı böyle düşündüğünden ANAP'a oy vermedi..
Bir kısmının fikrini ise hasım partiler propoganda ile bozdu.. Seçime girenin ANAP değil de Prestij Plakçılık Şirketi olduğu havası yayılınca ANAP'tan bir miktar oy da bunlarla kavgalı olan Seda Sayan'a gitti..
Halbuki Özal zamanında ANAP'ın resmi şarkıcısı Yonca Evcimik'ti.. Kızcağız "Aboneyim abone.." türküsünü söyledikçe millet gülüp oynuyordu.. Mahsun ise sebepsiz yere ahaliyi hislendirdi..
Tabii bu sonuçtan Mesut Bey "Bir sonraki seçimde Balık Ayhan denenmeli.." dersini çıkardı lakin iş işten geçmişti gayri..
***
YARIN: Aşkın partisi ÖDP neden başarısız oldu? ÖDP'nin Alkent'teki oy patlaması doğru mu?