kapat

25.04.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


Amerika'da bir Türk: Newsboy Muammer Kaylan

Necati Zincirkıran'dan dinlediğim bir başarı öyküsünü size de anlatmak istiyorum. İyi pazarlar.

O, 1950 ve 1960'lı yılların sonlarına kadar Türkiye'nin en iyi haber müdürlerinden biriydi. İngiltere'de okumuştu. Yenisabah'ta gazeteciliğe başlamıştı. Necati Zincirkıran Hürriyet'in Genel Yayın Müdürü olunca onu Hürriyet'e almıştı.

1960'lı yılların sonlarına doğru Hürriyet'in Amerika muhabiri olan Muammer Ali Kaylan "MAYK" 1969'da Zincirkıran Hürriyet'ten ayrılıp Günaydın'a geçtikten sonra Hürriyet'in başına getirilmişti. O zamanki yöneticiler kafasını kızdırdığı için birgün kimseye haber vermeden kaçıp gitmişti...

Ve uzun yıllar kimse onun nerede bulunduğunu öğrenemedi. Hatta en yakın arkadaşı Necati Zincirkıran bile...

MAYK, Körfez Savaşı sırasında Zincirkıran'a bir mektup yazdı. Sonra telefon konuşmaları başladı. Bir ay önce Zincirkıran yanına eşini alıp Amerika'ya gitti, 49 yıllık arkadaşını görmeye... Otuz yıl sonra Muammer 74, Necati ise 70 yaşına gelmişti. Kucaklaşıp sıkı sıkıya öpüştükten sonra Zincirkıran:

- Newsboy, dedi. İkimizde iyice akbaba olmuşuz. Hepsi o kadar. Seni çok iyi gördüm.

- Ben de seni... Maşallah çok iyisin Pıt-Pıt...

Pıt-Pıt Necati Zincirkıran'a çalışkanlığı nedeniyle takılmış bir ad idi. Muhabir olarak çalışırken istihbarat şefi İzzet Akyol yanındakilere:

- Bu çocuk pıt pıt gibi adam saat başı iş veriyorum hepsini mükemmel yapıyor, sonra gelip yeni bir iş daha istiyor, demişti. O günden sonra adı Pıt-Pıt kalmıştı.

İşte Newsboy ile Pıt-Pıt Florida'da böyle karşılaşmışlardı...

Necati Zincirkıran Hürriyet satıldığında yazdığı ve SABAH'ta da yayınlanan Hürriyet ve Simavi İmparatorluğu isimli kitabını Kaylan'a uzattı. Kitapta eski fotoğraflar vardı. Ayrıca kitapta Muammer Kaylan'a övgü de vardı. Genç yaşta Genel Yayın Müdürü olan Zincirkıran muhabirleri çok sever ve korurdu. Gazetenin esas unsurlarının haberciler olduğunu savunurdu.

İki eski arkadaş o gece geç saatlere kadar konuştular. Muammer Amerika'yı anlattı. Necati'den Türkiye'yi dinledi.

Kendisi ABD'ye göç ettiği 30 yıldan bu yana kitapcılıkla uğraşıyordu. Şimdi yaşadığı Bonita Spring de güzel bir kitabevi vardı. Her çeşit kitap gazete ve dergi satıyordu. Adı da NEWSBOY idi. Yani "Haber çocuk" Alman, Fransız ve diğer yabancı dergi ve gazeteleri de sattığı için dünyayı iyi izliyordu.

Hepsinden önemlisi otuz yıl evvelki gibi radyo, TV izleyerek, gazeteleri okuyarak istihbarat yapıyordu. Gelen müşterilere taze haberleri aktarıyordu. Yani tam Newsboy'luk yapıyordu. Kafası pırıl pırıldı. Hâlâ yaratıcıydı.

Zincirkıran'a:

- Burada gazetecilik yapabilirdim ilk geldiğimde, başarılı da olabilirdim. Ama bugün yaptığım iş çok güzel. Bol, bol kitap, gazete, dergi okuyorum. İnternet'ten herşeyi öğreniyorum. Bazı müşterilerimle konuşuyorum. Türkiye'yi anlatmaya çalışıyorum. Bu da bana yetiyor. Türkiye ve Ortadoğu, Balkanlar'la ilgili olaylarda çevremizdeki gazete, TV ve radyolardan bana başvuruyorlar, yorum ve bilgi istiyorlar" diyor ve ekliyor:

"Bir kitap yazıyorum. Bu benim hayatım, anılarım... İçinde çok ilginç olaylar var. Tabii Amerika'da yayınnlanacak ve sonra başka dillere de çevrilebilecek. Yazım bitmek üzere... Dinamik bir gazetecilik kitabı..."

Bazı bölümlerini okuyan Necati Zincirkıran'a göre kitap oldukça ilginç... Herhalde adı da "NEWSBOY" olacak!..

Belediyelerden rica: Afiş pisliğini temizleyin
Seçimlerin heyecanı geçti. İstanbul'un bütün sokaklarının bayram yeri gibi parti bayraklarıyla donatılması çok keyifli olmuştu. Ama son günlere doğru önüne gelenin bütün duvarları, alt geçitleri, elektrik direklerini afişlerle kirletmesi İstanbul'un çehresini de değiştirdi. Seçimler bitti ama bu çirkinlik hala duruyor. Belediyeler ilk icraat olarak bu çirkinliği hemen temizlerse, halktan da tam not alacaklar.

Ayrıca bu temizlik yapılırken yasal olmayan yerlere afiş, poster ve ilan asanların da saptanması, daha sonra da bunlar hakkında işlem yapılması gerekir. Bunu yapmak herhalde çok zor olmasa gerek, çünkü her afişi kimin astığı belli. Bu belki seçilen belediye başkanlarının afişi de olabilir, o halde ibreti alem için kendilerine de ceza kessinler. Siyasi ahlak ve sorumluluk bunu gerektirir.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır