Bilgi Üniversitesi'nde Küresel Meseleler dersi veriyorum. İlk derslerde uzun uzun milliyetçilik anlattım. Herkesin küreselleşmeden ve çok kültürlülükten bahsettiği bir dünyada, nereden çıkmıştı bu milliyetçilik?
Cevabı çok basit. Milliyetçiliğin tarih içindeki serüvenini izlemeden ne bugünün dünyasını anlamak mümkün, ne de küreselleşmeyi yerli yerine oturtmak. Kaldı ki, modern çağı belirleyen en önemli olgulardan biri olduğu düşünüldüğünde, milliyetçilik bu anlamda hâlâ modern.
Kosova faciasından Kürt meselesine ve 18 Nisan seçimlerinin sonuçlarına kadar gazetelerin birinci sayfalarındaki pek çok haber, milliyetçilik fonunda gelişiyor.
Milliyetçilikle bağlantılı haberlerin dünyada yeniden manşete çıkmasının 90 sonrası döneme özgü olması da dikkatinizi çekmiyor mu? Özellikle Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte pek çok yerde milliyetçiler bağımsızlık yönünde adım attılar. Keşke herkesin işi bölünen eski Çekoslovakya kadar kolay olsaydı. Yeni sınırlar çizelim derken etnik çatışmalar patladı.
Azeri-Ermeni savaşını hatırlayın. Sonuç, Kosova'dakinden beterdi; 1 milyona yakın Azeri göçmeni karda kışta çadır kentlere taşındı ama olay Avrupa dışında meydana geldiği için pek kimseyi ilgilendirmedi. Çeçenistan'da da benzer felaketler yaşanıyor bugün hâlâ ama orası da gözyaşı dökmek için Avrupa'nın çok uzağında.
Kaldı ki, 90'ların bir başka tür yeni milliyetçiliğinin Avrupalılık olduğunu ileri sürenler var.
Soğuk Savaş sonrası milliyetçi çatışmalar, sorunun yeni sınırlarla hallolmadığını gösterdi. Milliyetçiliğin kültür ve kimlik boyutu vardı çünkü...
21'inci yüzyıl sona ererken milliyetçiliği geçmişe ait bir olgu olarak düşünenler yanıldıklarını kabullenmek zorundalar.
Kimine göre de milliyetçilik, küreselleşmeye direniyor. Bir de tersinden bakalım; asıl ilginç olan, milliyetçiliği küreselleşmenin körüklemiş olması değil mi?
Avrupalı anlayışta milliyetçilik, 1945'e kadar savaş sebebi olan bir ideolojidir. Dünya barışı kurulup, eski sömürgeler de bağımsızlıklarını elde edince milliyetçilik eski bir sayfa oldu sanılıyordu.
Küreselleşme şenlik havasında doğdu. Atari oyna, hamburger ye, blue jean giy... Devletler arası farklılıklar önemini yitiriyor, insanlar başta ticari her türlü işbirliğine açık hale geliyor, milli devlete dayalı kimlikler önemini yitiriyordu. Böyle düşünmenin aşırı basit bir yaklaşım olduğunu dünya bize gösterdi. Türkiye de gösterdi. 18 Nisan'daki sonuca rağmen jetonu düşmeyen varsa, onlar umutsuz vaka.