Fenerbahçe formalite maçları oynuyor. Herhangi bir yere gitmek için ideali yok. Sahaya 9 kişi çıkıyorlar. 2 kişi soyunma odasında kalıyor. Gamsız ve vurdumduymaz bir takım. Üstelik 1-0 galip oynarken de bu sürüyor.
Moldovan 3 tane yüzde yüz golü kaçırıyor. Birini atsa maç bitecek. Savunmaya gelen her top ya karambol ya gol pozisyonu. Orta sahada biraz Sergen topa basıyor. Biraz da Moshoeu etkili o kadar... Savunmadaki adamların hepsi uyuyor. Babaları yaşındaki Moshoeu defansa gelip top çıkartıyor...
Kimsenin ayakta kalacak hali yok. İki koridor da boş. Adam orta yapıyor, kafayla indiriyor ve 2 metreden gol atılıyor. Herkes seyrediyor.
Rüştü iki top çıkarttı. Gollerde hatası olabilir. Ama forvet atamazsa Rüştü ne yapsın. Moldvan'a dünyanın en iyi santrforlarından biri diyorlar. O zaman o golleri atsın. Baliç de artık bitmiş. Formalite için oynuyor. 5 metre yürüyor, düşüyor... Böyle futbolculuk olmaz. Takımın temel direklerinin böyle olmaması gerek...
Savunmada Murat Yakın diye bir adamı bırakmışlar. Düşünene kadar topu ayağından alıyorlar. Yanındaki gençler de birşeyler yapmaya çalışyor. Ama ne yaptığını bilen yok.
Fenerbahçe kötü oynayıp kaybedebilir. Ama oyuncular Fenerbahçelilik ruhunu kaybetmiş. Taraftar ağlıyor. Trilyonlar harcayarak "Pas veremeyen, ikide bir yere düşen oyuncular topluluğu" kurulmuş. Bu Fener için "Şampiyon olacak" diyorlardı.
Gaziantep yarım takımla sahaya çıktı. iki oyuncusu vardı. Hakan'la İlyas... Bütün akınları sol kanattan geliştirdi. Tayfun seyretti. Mustafa da markajla uğraştı.
Erol kötü sakatlandı. Geçmiş olsun. Ama o anda 3 antrenör kafa kafaya verip kimin değişeceğini tartışıyor. Bu mu şampiyon olacak takım ve onun kenar idaresi...
Bu takım için kendini parçalayan taraftara yazık. Zor bela, ite kaka beraberliği sağlıyor. Yazık...