kapat

25.04.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Müzeli kalkınma modeli
Bir tek bina, koca bir şehri yaşama döndürebilir mi? Frank Gehry'nin, Bilbao Guggenheim Müzesi için tasarladığı, parlak kıvrımlarıyla göz kamaştıran titanyum yapı, bunu başardı.

Terk edilmiş bir tersane alanına inşa edilen, Kaliforniyalı ünlü mimar Gehry tarafından tasarlanan bu modern bina, İspanya'nın sorunlu Bask bölgesinde bulunan, mutevazı sanayi şehri Bilbao'yu ekonomik ve kültürel açıdan baştan yarattı.

Kültürel mucize
Müze açıldığından beri geçen 18 ay içinde, Bask bölgesinin turizm hacmi, yüzde 28 oranında genişledi. Bir araştırmaya göre, müzenin ilk bir yıl içinde Bask ekonomisine katkısı tam 160 milyon dolar.

Guggenheim Bilbao'nun yöre ekonomisine etkisi, bugün dünyanın pek çok bilimsel kurum ve üniversitesinde "kültüre dayalı ekonomik kalkınma mucizesi" olarak araştırma konusu ediliyor. Yıllar yılı, "terör kaynaklı şiddetiyle meşhur" Bask bölgesinin adının artık kültür ve sanatla anılıyor olması da müzenin yörenin imajına katkısı...

Yeni yapılar yolda
Guggenheim'ın, Bilbao'ya ekonomik açıdan kazandırdıkları turizm gelirleriyle sınırlı değil. Müzeyi ziyaret eden şirket yetkilileri, işadamları, bu vesileyle Bilbao'daki ticaret ve sanayi olanaklarından da haberdar oluyor ve böylece müze yöre ekonomisine dolaylı yoldan da katkıda bulunuyor. Şimdi, Bask bölgesinin doğrulan belini daha da güçlendirmek adına "kahraman mimarlar"dan oluşan bir ordu göreve getirilmiş bile: Yeni bir metro sistemi, yeni barajlar ve yeni bir havaalanı yolda...

Alan veren memnun...
Dünyanın dörtbir yanından mimarların akınına uğrayan Guggenheim Bilbao, sanat öğrencilerinin, içerideki sanat eserleri yerine binayı incelemeyi, eskizini çizmeyi tercih ettikleri tek müze. Sanat dünyası, bu milenyal mucizeyi, New York'taki bir müzenin daha fazla alana, kuzey İspanya'da bir bölgenin itibara ve paraya, Santa Monica civarlarında çalışan bir mimarın da işe, aynı dönemde ihtiyaç duymasına borçlu.

Ünlü Solomon R. Guggenheim Vakfı, New York'daki müzesinde, modern sanat eserlerinden oluşan olağanüstü geniş koleksiyonunun yalnızca yüzde beşini sergileyebildiği için yeni bir sergi mahaline ihtiyaç duyuyordu. Modern sanata yaptığı yatırımlarla ünlü vakıf, klasik müze anlayışının ötesine geçme arzusundaydı. 80'lerin başlarında New York ve Berlin'de kendine yer arayan Guggenheim, 90'ların başında Salzburg'da karar kılmıştı. Bu dönemde başı terörle belada olan Basklılar, bu imkâna; "Salzburg'un opera binası ve bir sürü turisti var; biz ise umutsuzuz," diyerek talip oldu. Teklifleri olumlu karşılandı. Bunun üzerine üç mimar; bir Avusturyalı, bir Japon ve Frank Gehry, projeleriyle seçici komisyonun huzuruna çıktılar. Sonuç: Bilbao'daki afişlerde gururla dile getirildiği üzre; "un edificio espectacular..." Yani; "yapının görkemi, sanatı gölgeler..."


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır