kapat

19.04.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Yazarlar
I H Y
Magazin
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Sofra
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN DÜNDAR(cdundar@sabah.com.tr )


İmaj çağının sonu

Seçimin "kazananlar-kaybedenler"i belli: Bir defa anket yasağı dolayısıyla kamuoyu araştırmacıları kaybettiler.

İkincisi, televizyonda reklam yasağı dolayısıyla, lider pazarlama şirketleri, imaj danışmanları, kampanya yöneticileri kaybettiler.

Kazanan; plastik bayrak üreticileri, liderler için afiş, poster ve el ilanı basan matbaa sahipleri, adaylara hediyelik eşya pazarlayan uyanık müteşebbisler oldu.

Liderlere gelince...

Skor tablosu bize "imaj çağının sona erdiğini" müjdeliyor.

Mesaisinin çoğunu sabah ayna başında saç düzelterek harcayanların, trilyonluk kampanya harcamalarıyla her seçimde başka imaj çizenlerin, konser kalabalığıyla meydanları doldurmaya çalışanların, kamerayı görünce dudaklarının kenarına sahte bir gülücük konduranların devri kapanıyor.

Yerine kimler kazanıyor?

Bülent Ecevit... 3 nitelikle öne çıktı: Dürüstlük, güvenirlik ve tevazu...

Aslında, makam arabasından, daktilosuna, oturduğu evden, montuna, eşinden, üslubuna, gömleğinden sigarasına kadar "bildiğimiz Ecevit"ti... Bir değişiklik arayışına girmedi.

Değişen; toplumdu.

Son dönemin kiri, pası, soygunu Ecevit'teki unutulmuş değerlerin yeniden keşfedilmesini sağladı. "Nostalji" albümlerinin liste başı olduğu çağda Karaoğlan da bir "klasik" olarak değerini buldu.

İşte Recai Kutan...

O da "ak saçlı, ılımlı ve vefalı"ydı. Yıllar yılı, liderinin bir adım gerisinde yürümüş, sonra lider tökezleyince bir adım öne çıkmıştı. Ne bir reklam kampanyası, ne bir imaj çalışması, ne de konuşma stilini ya da giyim tarzını düzeltme kaygısı... Gösterişsiz, sıradan ve tabiiydi.

Sözünü söyledi ve başardı.

İşte Devlet Bahçeli...

Bir yıl önce adını bile kimseler bilmiyordu. Ekranda görünmekten, yerli yersiz konuşmaktan, özel hayatını deşifre etmekten nefret ediyor.

Bunlarla uğraşmadı. Örgütüyle ve listeleriyle uğraştı. Kampanya sırasında uçak yerine arabayla dolaştı. Kahvelerde durup vatandaşla konuşmaya çalıştı.

Değişimi, Aktüel dergisinde Defne Asal birkaç hafta önce haber vermişti: "Her alanda sahici olanın kazandığı yeni bir dönem başlıyor"du.

Çapkınlığını itiraf edip özür dileyerek sempatisini ikiye katlayan bir başkanın egemen olduğu dünyada, yeni lider, şaşaalı kostümünden soyunarak geliyordu kürsüye... Tansu Çiller'in gaflarıyla övünmeye başlaması ve artık uluorta rahatça gözyaşı akıtması da bu "yeni akım" çerçevesinde değerlendiriliyordu.

Şu meşhur reklamdaki gibi gaflarını, beceriksizliklerini doğallıkla sergileyebilen, "Doktöv Vöno Pari" diyemediğinde gülümseyenlerin çağı açılıyordu artık...

Bu teşhis, seçimde test edildi, onaylandı.

Seçmen de en sıkı laf oturtanı, en iyi maske takanı, kürsüde en gösterişli şovu yapanı değil, "kendi gibi"leri, saçı, başı düzgün olmasa da güvenilir ve yalın bulduklarını seçti.

Bazı liderler için 80'lerin ve 90'ların makyaj boyalarını silmek şart oldu.

Ve sonunda herkes "büyük üstat"ın dediğine geldi:

"Burası Türkiye... yok öyle...!"

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır