Uşak'ta efsane gibi anlatılır: Kurtuluş Savaşı'nın hemen sonrasında Uşak eşrafından Nuri Bey, bir şeker fabrikası kurma sevdasına kapılır ve yetkililerden izin ister. Ankara'daki büyüklerimiz müstehzi bir ifadeyle "Kur" derler, "Kur ama, beceremezsen aramız fena bozulur!" Nuri Bey kolları sıvar ve fabrika için sermaye toplamaya başlar. Pazar yerine gelen köylülere 3-5 yumurta, süt, tavuk karşılığı hisse senedi dağıtır ve fabrikayı anlatır. Üstelik köylüler pancar ekecek ve refah düzeyleri artacaktır. Nuri Bey binbir zorlukla fabrikayı kurarak işletmeye açar, şeker üretir ve numuneleri Ankara'ya götürür: Uşak Şeker Fabrikası üretime geçmiştir. Uşak halkının bir kısmının aklında kalan ise, "Büyüklerimizin fabrikayı pek beğenerek Nuri Bey'e Şeker soyadının verildiği ve fabrikanın kamulaştırıldığı" olur.
Kamulaştırmadan kısa bir süre sonra vefat eden Nuri Bey'in büstü fabrika girişinde konulmuş. Ankara-İzmir karayolunda İzmir istikametine giderken Uşak girişinde solda göreceğiniz o fabrika, Uşak halkının alın teriyle kurulmuş sonra da "Şeker Şirketi" sayesinde bugünkü konumuna gelmiştir. "Kampanya" döneminde geçerseniz belki ağır bir koku (küspe kokusu) sizi rahatsız edebilir. Yöre halkı için o koku "paradır". Bir yıldır beklenen "pancar parası".
Şeker fabrikası benim çocukluğumda ayrıcalık demekti. Bahçe içerisinde tek katlı lojmanlarıyla, sinemasıyla, doktorlarıyla, özel mandırası ve sütüyle, çamurla falan oynayan üstü başı pek temiz "fabrikalı çocuklarla" ayrıcalıklı bir dünya. Galiba pek çok insan için de "fabrikada işe girmek" ayrıcalıklı bir konum edinmek anlamına geliyordu.
Southern Minnesota Sugar Beet Processing Plant (Amerika'daki bir şeker fabrikası) 2 milyon ton şeker pancarını işlemek için 250 kişi kullanırken, bizim şeker şirketi yaklaşık 2250 kişi istihdam ediyor. Nuri Şeker'in kemikleri sızlıyordur!
Yaklaşık 440 bin ailenin (2 milyon civarında insanın) geçim kaynağı olan pancara kampanya başladığında (Eylül başı) şirketin verdiği fiyat 16 bin 500 TL. Üreticiye ürün bedelinin yüzde 40'ını hasat yılında, yüzde 60'ını da bir sonraki yıl alacağı sözü veriliyor. Dolayısıyla 1 ton pancara ödenen para (o da söz verilen zamanda ödenirse) ortalama 30-35 dolar civarında. Pahalı bir karşılaştırma olacak belki ama, ABD'de şeker pancarının ton fiyatı da 45 dolar (Kaynak: United States Department of Agriculture., https://www.usda.gov). New York Commodity Exchange Center'da işlem gören kontratlara göre şeker fiyatları 1994-1997 10-15 cent/pound arasında değişiyordu (ton başına 225-330 dolar). Geçtiğimiz yıldan itibaren hızla düşen fiyatlar sonrasında Mayıs 99'da şekerin fiyatı 5.5 cent/pound'a kadar düştü (ton başına 125 dolar civarında bir rakam). Bunlar elbette bizim "sınırdaki fiyatlar" değil. 94-97 yılları için sınır fiyatı 450-600 dolar/ton. Son 1,5 yıldaki düşüşler sonrası da sınır fiyatı 250-300 dolara kadar gerilemiş olmalı.
Türkiye'de 7-8 kilo pancardan bir kilo şeker çıkıyor. Pancara verilen para çok gibi gözükebilir. Ama ABD de pancarın kilosuna 45 cent ödüyor ve şekerin toptan kilosu 12-13 cente kadar gerileyebiliyor. Şeker kamışından üretilen şeker çok daha ucuza maloluyor var ama, "ABD'de hesaplı-kitaplı destekleme yapıyor popülistler!".
Tarıma destek bütün dünyada yapılıyor. Destekleme fiyatlarını sakız gibi çiğnemektense, "alınan ürün neden etkin bir şeklide işlenemiyor" konusunu tartışmakta fayda var. "İşlemesini beceremiyoruz" diyerek ürün yetiştirenlere karşı tavır almak pek akıllıca bir politika değil galiba.
Ankara Üniversitesi, SBF öğretim üyesi Aykut Kibritçioğlu bir Web sayfası hazırlamış: https: //dialup. ankara.edu.tr/kibritci/oilinf.html. Sayfa Türkiye'de ve dünyada ham petrol ve akaryakıt fiyatlarında meydana gelen değişmelerin tarihsel gelişimini, enflasyona olan etkilerini detaylı olarak inceleyen çalışmalarla dolu. Yukarıdaki grafik de o sayfadaki Kibritçioğlu'nun bir çalışmasından alındı. Grafik, "ham petrol ve kur etkisinden arındırılmış akaryakıt fiyatlarındaki gelişmeyi" gösteriyor. Hükümetler tarafından iddia edildiği gibi akaryakıt fiyatları tamamen kurlar ve ham petrol fiyatlarında meydana gelen değişimler tarafından belirleniyor olsaydı, grafikteki çizginin sabit kalması, 1 değeri etrafında dalgalanması gerekiyordu. Akaryakıt ürünü fiyatlarını daha çok ATV belirliyor. 1997'den sonra bu vergi rekor düzeyde artırılmış. ATV'nin konsolide bütçe gelirleri içerisindeki payı 1987'de yüzde 1 iken, geçtiğimiz yıl yüzde 10'a çıkmış bulunuyor.
Seçimi kim kazanırsa kazansın, depoları dolu tutmakta fayda var!