Vatandaşın evini Oyak yapacak
Yeni atılımlar peşindeki Oyakbank'ın Genel Müdürü Foley, "Konuta 72 aylık kredi veriyoruz. Bu da piyasadaki en uzun vadeli kredi" dedi vaadeli konut kredisi
Türkiye'nin en 'yenilikçi' bankalarından biri olan Oyakbank yeni bir atılım sürecinin eşiğinde... Bireysel bankacılık alanına girmek için hazırlıklarını sürdüren Oyakbank, yakında kredi kartı ve ATM hizmetlerini de müşterilerine sunacak. Tamamı Ordu Yardımlaşma Kurumu'na (Oyak) ait olan bankanın stratejisini 'kimsenin bulunmadığı alanlarda iyi ürünler vererek muhafazakar bir içerikle gelişmek' şeklinde özetleyen Genel Müdür Mark C. Foley, bu stratejinin en iyi örneklerinden birinin de konut kredisi olduğunu vurguluyor. Bankanın 72 ay vadeli konut kredisi verdiğini belirten Foley, ayrıca Almanya'daki bankaları aracılığıyla da Avrupa'daki Türk nüfusa en gelişkin hizmeti vermeye çalıştıklarını ifade ediyor.
"Kendimi Türkleşmiş sayıyorum" diyen Foley bunu hem Türkiye piyasasına yönelik yaptığı derinlemesine analizler hem de mükemmel denebilicek Türkçe'si ile de kanıtlıyor. Mark C. Foley ile Oyakbank ve Türkiye'nin seçim sonrası durumu üzerine konuştuk
Oyakbank'ı kısaca tanıtabilir misiniz?
Oyakbank 1984 yılında Bank of Boston İstanbul'un bir şubesi olarak hayatına başladı. 1990 sonuna kadar da yine Bank of Boston şubesi olarak devam etti. 1990 yılı sonunda ise Türk Boston Bank olarak yeniden şekillendi. Ve o zaman Oyak yüzde 34 hisse ile en büyük ortak konumuna geldi. 1996'da Oyak'ın yüzde 100 hissedar olmasıyla ismimizi Oyakbank olarak değiştirdikten sonra da bankacılık alanındaki tarzımızı iyice netleştirdik. Bankanın sermayesi Aralık 1993'te iki katına çıkarıldı. O yıl Nisan ayında tekrar iki katına çıkarıldı. Oyak her zaman bankaya büyük mali destek veriyor. Sermaye koyup bankayı kuvvetlendiren bir tarzı var.
Bu yeniden yapılanma sürecinde 1994 krizi ile karşılaştınız. Bu kriz sizi nasıl etkiledi?
Biz 1994'te patlayan krizden çok fazla etkilenmedik. Bunun bir kaç nedeni var. Birincisi çok fazla pozisyonumuzun olmamasıydı. Bunun yanı sıra çok iyi bir müşteri kitlesi ile çalışıyoruz. Çalıştığımız kuruluşlar Türkiye'nin en iyi müşterileri arasında yer alıyordu. Bu krizin ardından bir strateji oluşturma durumu yeniden ortaya çıktı. Bu arada Türkiye'yi de yavaş yavaş tanımaya başladık. Türkiye ve Almanya'da Türk camiası arasında araştırmalara başladık. Daha çok kurumsal bankacılık yapan bir banka durumundayız ve bireysel bankacılıkla çok uğraşmamıştık. Ama şimdi bireysel bankacılık ayağımızı da güçlendirmeye çalışıyoruz. Ayrıca 1994 yılında İrlanda'da bir finans kuruluşu kurduk.
Boşlukları arıyoruz
İş yapmaya çalışırken, stratejimiz piyasadaki boşlukları bulmak. Piyasada çok büyük ve rekabet gücü çok yüksek şube sayısı fazla bankalar var. Biz ise o dönemde tek şubeli bir banka durumundaydık. O zaman biz ne yapabileceğimize baktık. 'Nerede bir boşluk bulabiliriz, nerede iş yapabiliriz?' diye düşündük. Bireysel bankacılık alanında var olmak mümkün ama zor bir iş olurdu. Ama hiç kimsenin hakim olmadığı bir alan var; o da konut kredisi. Şu anda 6 yıl yani 72 aylık krediler veriyoruz. Araştırmalarımızda ayrıca şu sonuca ulaştık. Türkler Avrupa'da da var. Bunların büyük çoğunluğu da Almanya'da yaşıyor ve gelir durumları Türkiye'den çok çok yukarda. Bunun yanı sıra kredi ihtiyaçları var.
Almanya'daki Türkler
Biz bu çerçevede Almanya'da bireysel bankacılık alanında çalışan bir bankayı satın aldık. Pazarlıklar ve anlaşmalar yapıldı. Şu an 18 bin mudisi, 18 bin küsur kredi müşterisi var. 40 yıllık eski bir banka ve şu an 6 şubesi var. Bu banka aracılığı ile tüketici kredisi ihtiyacını karşılamaya çalışıyoruz. Burada çok ilginç bir çalışmamız var. Yaklaşık olarak Almanya'daki bütün Türklerin Türkiye'de bir gayrimenkulü var. Biz Almanya'daki bankamızdan kredi talep eden bir müşteri için buradaki gayrimenkulünü teminat olarak kabul ediyoruz. Ya da değerlendirebiliriz. Aynı şay tam tersi bir durum için de geçerli. Oysa Alman bankaları bunu yapmak istemiyor ve zaten bunu yapacak altyapısı da mevcut değil. Bu bizim bulduğumuz iyi boşluk oldu. Bu işe başladık ve şimdi çok iyi yürüyor.
* Nasıl büyüyeceksiniz? Bunu şube sayısını artırarak mı yoksa başka bir yoldan mı yapmayı planlıyorsunuz?
Bu konuda net bir rakam hedefi yok. Biz işi adım adım yürütüyoruz. Daha önce de söylediğim gibi biz bankacılık konusunda muhafazakar bir tutum içerisindeyiz. Maksimum hedef vermek zor işimiz büyüdükçe bu konuda da büyüme yaşanabilir. Ama tek büyüme yolu olarak buna bakmıyoruz. Örneğin bir banka almamız mümkün olabilir. Şu an Mevduat Sigorta Fonu'nun elinde iki banka var. Ya da ilerde özelleştirilmesi mümkün olacak bankalar var. Dünyada yaşanan bir model var. Enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde enflasyon düşmeye başladığında kârlarının büyük kısmı Hazine kağıtlarından gelen bankalar zarar ettiler. Bu durumda da bazı küçük bankalar kapanmak zorunda kaldı. Bazıları birleşti, bazılarını büyük yerli, bazılarını da büyük yabancı bankalar satın aldı.
Türkiye'de banka alabiliriz
Türkiye'de de böyle olacak. Enflasyon düşmek zorunda ve düşecek. Hiç bir hükümet bu kadar yüksek reel faiz oranlarına dayanamaz ve dayanmamalı. Bu nedenle ben Türkiye'de de benzer bir sürecin başlayacağını düşünüyorum. Kendimize baktığımızda geometrik olarak büyüdüğümüzü görüyoruz. Şube sayımız 8 ve buna bu yıl içinde 3 tane daha eklemeyi düşünüyoruz.
Ayrıca bizim durumumuz diğer bankalardan daha farklı. Herhangi bir bankada bir tane patron vardır ve istediği kararı alabilir. Çünkü edilecek kâr da zarar da sadece bir kişiye ait olacaktır. Ama bizim ortağımız Oyak öyle değil. Bizi sürekli olarak sermaye bazında destekliyor ve Oyak demek 150 bin kişi demek. Biz karar aldığımız zaman, bu 150 bin kişinin kâr ya da zararını düşünmek zorundayız. Banckacılık zor bir iş. Alacağımız her kararı bu çerçevede düşünerek almak zorundayız.
* Peki 1998 yılı Oyakbank için nasıl geçti?
Biz banka olarak 1998 yılında çok zor bir yıl geçirmedik. Ama bütün dünyayı özellikle de gelişmekte olan ülkeleri etkileyen bir süreç yaşandı. Bu süreçte bankalarla reel kesim arasında bazı sorunlar yaşandı. Bazı bankaların zamanından önce kredilerini geri çağırdığı söylendi. Biz kendi adımıza böyle bir durum yaşamadık. Bizim müşteri ile ilişkimiz ortaklık anlayışı çerçevesinde gelişir. Müşterilerimize elimizden gelen desteği sunmaya çalışıyoruz.
Yabancı seçimsiz ülke arıyor
Ya yabancı yatırımcı ülkeye ne zaman ve hangi koşullarda giriş yapabilir?
Şu anda Türkiye'de çok fazla yabancı para yok. Ama seçimlerden sonra bir miktar gelmesi beklenebilir. Bu da borsayı iyi etkiler. Borsa şu an bir lokal borsa durumda gibi. Yabancılar Türkiye'ye genelde iyi bir bakışa sahip. Türkiye dinamik bir ülke, potansiyeli oldukça büyük ve kendi liginde, yani gelişmekte olan ülkeler liginde iyi bir ülke konumunda.
Ama en büyük sorun istikrarsızlık. Birkaç yıl içinde dört seçim birden yaşandı. Hükümet iyi giderken 1998'de birden bire bir erken seçim kararı alındı. Yabancı yatırımcı seçim istemiyor. Hatta bana soruyorlar 'bu kadar çok seçim yapılmayan bir ülke var mı oraya gidelim' diye.
1998 yılında bazı yatırım bankaları yatırımcılara Hazine bonosu almalarını ama Eylül ayında çıkmalarını tavsiye ediyordu. Onların beklentisi Eylül'de bir seçim olmasıydı. Ama seçim dün yapıldı. Belirsizlik yabancı yatırımcı için çok büyük bir sorun.
Benim beklentim, daha doğrusu temennim olumlu istikrarlı bir hükümetin çıkmasına yönelik. Bu hükümet reformları gerçekleştirip IMF ile anlaşma yapabilirse, hem finans hem de direkt yatırım anlamında yabancı yatırımcıyı çekme şansımız olabilir. Ben kendini Türkleşmiş saymama rağmen siyasetten çok iyi anladığımı söyleyemem. Sokaktaki insan benden çok daha iyi tahminler yapabilir gibi geliyor. DENİZ BAYRAMOĞLU
|