ÇARŞAMBA 14 NİSAN 1999
DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler'in katil zanlısı Ünal Osmanağaoğlu'nu Haluk Kırcı mı ihbar etti?
Gelen bilgiler o yönde...
Yoksa Kuşadası'nda ihaleye girip devletten orman arazisi kiralayan Osmanağaoğlu, 19 yıllık "dokunulmazlığı"nı sürdürebilirdi.
Bugünlerde Haluk Kırcı'nın daha iyi bir cezaevine nakil talebi yerine getirilirse hiç şaşmayın.
Osmanağaoğlu ile Kırcı arasında Ankara Site öğrenci yurdundan beri süren dostluğa ne oldu, araya "rant kavgası" mı girdi; bilmiyoruz.
Bu aşamada "çetenin arazi merakı"nı hatırlatmakta yarar var.
Susurluk kahramanları kaza yaptıklarında "Kuşadası'nda arazi bakmaktan" dönüyorlardı.
Sedat Bucak'ın koruması Özel Timci Ercan Ersoy, kaza sonrası ifadesinde, yola çıkmadan "Fevzi" isimli birinin gelip Bucak'a Burhaniye'den arsa planları gösterdiğini söylemişti. Sonra Çatlı'yı da Kuşadası'nda Onura Otel'e yerleşmişlerdi. Sedat Bucak orada da bazı arazilere bakmıştı.
Ne yapacaktı araziyi?
Korumasına göre "Bucak'ın guatr hastalığı olduğu için oksijeni bol bir yere çiftlik yapmayı düşünüyordu".
Fikri Sağlar ve Emin Özgönül'ün "Susurluk" kitabında Bucak'ın "Ankara'daki kumarhanelerden haraç topladığı" iddiası yer alıyor.
Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul'un "Reis" kitabında ise "o günlerde kumarhanelerin Las Vegas örneğinde olduğu gibi belli merkezlerde toplanmasının tartışıldığı ve arazilere bu nedenle bakıldığı" yorumu var.
"Kumarhaneler Kralı" Ömer Lütfü Topal 28 Temmuz 1996'da öldürülmüştü. Yani Bucak ve Çatlı, Kuşadası'na arazi bakmaya gelmeden 3 ay önce... Suikastten bazı özel tim mensupları suçlanmış, ayrıca olayda kullanılan silahın şarjöründe Çatlı'nın parmak izi saptanmıştı. Bucak, cinayetten 3 gün sonra, (ilerde o cinayetten suçlanacak) özel tim mensuplarını koruma olarak yanına almıştı.
Yani kumarhaneler kralının öldürülmesinde adı geçenler, suikasttan 3 ay sonra, "yeni bir kumarhane merkezi kurmak için" arazi baktığı söylenen Bucak'a eşlik ediyorlardı.
Dönelim Ünal Osmanağaoğlu'na...
Anlaşılan, Bucak ve Çatlı'nın Kuşadası ziyaretinde, hem Haluk Kırcı hem Ünal Osmanağaoğlu, Onura Otel'delerdi. Otel'in Topal'a ait kumarhanesine Çatlı talipti ve iddiaya göre Kuşadası'nda Topal'ın varisleriyle bunu görüşmüştü.
Ünal Osmanağaoğlu, o buluşmada Çatlı'ya kendi işlettiği araziyi gösterdi.
Davutlar'daki bu milli parkın işletmesi 1994'teki özelleştirme sırasında Oyser firmasına ihale edilmiş, Oyser de sonradan işletmeyi Totaş şirketine devretmişti. Şirketin iki ortağından Hakan Osmanağaoğlu, Ünal'ın amcaoğluydu; Ali Uzunırmak ise halen MHP'nin Aydın 1. sıradan milletvekili adayı...
1997'de ihale yenilenirken başka şirketler de girmek istemişler. Ancak tam ihale günü "nasıl olduysa" rakip firmanın yetkilileri polis tarafından gözaltına alınmış ve milli park 25 milyar TL. bedelle yine Totaş'ta kalmış.
Osmanağaoğlu'nun Çatlı'ya milli parkı gezdirdikten sonra "heyet"i Kuşadası'ndan uğurladığı söyleniyor.
Orman Bakanlığı'ndan aldığım bilgiye göre o dönem bakanlıkta, bu arazinin intifa hakkının "turizme dönük bir proje"ye "30-40 yıllığına devri" konusu gündeme gelmiş, hatta bir ön çalışma da yapılmış.
"İş" bağlanmış mıydı acaba...?
Osmanağaoğlu'nun sicil dosyasında Bahçelievler katliamı, Maraş katliamı, Mamak katliamı, Balgat katliamı gibi korkunç eylemler de var. Çoğunda Haluk Kırcı ile ortaklar...
"Doğu'nun Başbuğu" olarak tanınan Yılma Durak, Kemal Türkler cinayetinin ardından verip daha sonra yalanladığı ifadesinde "Türkler'in öldürme emrini bizzat Türkeş'in `eliyle ot biçer gibi bir hareket yaparak' verdiğini, MHP'li Celal Adan'ın da Türkler'in adresini Ünal Osmanağaoğlu'na ilettiğini" söylemişti.
Kimdir Celal Adan?
Ünal Osmanağaoğlu'nun akrabası... Halen DYP İstanbul 2. bölgede 1. sıradan milletvekili adayı...
Osmanağaoğlu'nun sorgusu ile milletvekili seçimleri aynı günlerde yapılacak. Ve umarım ikisinden sonra da Meclis'te şenlik çıkacak.
Kemal Türkler'in eşi Sabahat Türkler, daha 3 ay önce Milliyet'e "Eşimin davası Susurluk davasıyla birleştirilmeli" diyordu.
Sadece o değil, diğer karanlık cinayet davaları da birleştirilmeli...
Bütün dosyaları bir araya toplamak için daha ne bekliyoruz ki...?