CUMA 09 NİSAN 1999
Önce sanayide kapasite kullanım oranları açıklandı. Ocak ayında 94 krizinin de altına inildiği ortaya çıktı. Son olarak açıklanan dış ticaret verileri, her bakımdan ocak ayının ekonomide son yılların dip seviyesini oluşturacağa benziyor. İhracatın yüzde 19 düştüğünü TİM kayıtlarından biliyorduk. Ama bilmediğimiz ithalat rakamları dün DİE tarafından açıklandı. Tam olarak yüzde 30'luk bir gerilemede var. İthalatta bu rekor gerileme ile dış ticaret açığı yüzde 56 daralırken, ihracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 81.4'e yükseldi.
İthalattaki bu büyük düşüş ekonomideki durgunluğu yansıtıyor. Şubat ve mart aylarında hem ihracat hem de kapasite kullanım oranlarında kısmı düzelmeler gerçekleşti. Sektörlerden ve piyasalardan gelen haberler ve işaretler de fena değil. Durgunluktan çıkış seçim ekonomisinin de etkisiyle sürüyor.
Ekonomideki canlanma mevsimsel etkilerle sürebilir. Eğer seçimden herkesi şok eden bir istikrarsızlık çıkmazsa, bu canlanma seçimden sonra da bazı şartlara bağlı olarak sürebilir. Hükümetin izleyeceği politika, yabancıların sermaye getirip getirmeyeceği, Hazine iç borç geri ödemelerinden çözülen paranın harcamalara gidip gitmeyeceği gibi değişkenler ekonomideki canlanma üzerinde etkili olacak ve büyümenin dozunu belirleyecek.
Ekonominin dibe vurması ve yavaş yavaş yükselişe geçmesini borsa canlanmasının izlemesi de normal. Ama borsa canlanmasının ekonomideki canlanmayı kat be kat katladığı da ortada.
İMKB'nin bu canlanmada dünya liderliğini yakalaması yanında dikkatimizi çeken bir olgu, diğer borsaların da canlanması. Özellikle 1998'i büyük kapıylarla kapatan gelişmekte olan borsalar 1999'da ciddi primler yaptı. The Economist'in dolar bazında yaptığı son sıralamaya göre, yılbaşına göre Türkiye Borsası yüzde 48 ile birinci, Rusya Borsası yüzde 38 ile ikinci, Meksika yüzde 27 ile üçüncü sırada.
Krizden az etkilenmesine, mali piyasaları krize girmemesine karşılık Türkiye Borsası geçen yıl sondan ikinci olmuştu. Rusya ise kayıpta ilk sıradaydı. Şimdi getiride İMKB liderliği yakalarken Rusya hemen ardından geliyor.
Türkiye'deki çıkışı 8-10 senette spekülatörler gerçekleştirmiş olabilir.
Rusya'da da aynı spekülatörlerin hatta daha gözü karaların olması gerekir ki, moratoryum ilan etmiş, siyasi kriz içindeki bir ülkenin borsası Türkiye borsası ile at başı gitsin.
Yoksa bilmediğimiz başka bir gelişme mi var?
Sonuç - "Umut, mutluluktan alınmış bir miktar borçtur"