kapat

CUMA 09 NİSAN 1999

ZÜLFÜ LİVANELİ (e-posta:livaneli@sabah.com.tr )

Liderlere suçlamalar

Türkiye'de politika yapmak, Hint fakirlerinin çivili yatağına uzanmaktan beter bir iş.

Seveninizden çok sevmeyeniniz olacağını baştan kabul etmeniz gerekiyor.

Hele liderseniz, iş daha da zorlaşıyor.

Adeta mayınlı arazide yürüyorsunuz.

Topluma ve medyaya yayılmış olan politikacı düşmanlığı, attığınız her adımda yeni engeller çıkarıyor karşınıza.

Ne var ki liderlerin de taksirat hanesi epey kabarık.

Son günlerde hangi liderin neyle suçlandığı üzerinde biraz düşündüm.

Ve okurlara bunları hatırlatmayı yararlı gördüm.

Bu suçlamalar haklı ya da haksız olabilir.

Bu köşede bir yargılama ya da suçlama yapmıyoruz.

Amacımız sadece bir hatırlatma...

***

Liderlere kamuoyunda yöneltilen suçlamalar şöyle özetlenebilir:

DENİZ BAYKAL: 55. hükümeti yıkmak, hırçın olmak

MESUT YILMAZ: Malvarlığı komisyonunda Tansu Çiller'le anlaşarak aklanmak, onu da aklamak, Türkbank skandalı, Çakıcı/Eyüp Aşık ilişkileri, Mustafa Kalemli ve Gülay Aslıtürk olayları, Karadeniz otoyolu yolsuzluğu, POAŞ ihalesi vs.

TANSU ÇİLLER: Refahyol dönemi, malvarlığı ve Mesut Yılmaz'la karşılıklı aklanmak

BÜLENT ECEVİT: Yılmaz ve Çiller'in birbirini aklamasını sağlamak, milletvekili ve belediye başkanlığı listelerine tarikatçı adaylar yerleştirmek

***

İşte suçlamalar bunlar!

Bu iddiaları biz yöneltmiyoruz. Sadece kamuoyunda konuşulan, yazılan, çizilen konuları derleyip topluyoruz.

Ortada bu kadar iddia varken liderlerin bunlara tek tek cevap verip kamu vicdanını tatmin etmelerini beklemek çok doğal.

Ne var ki genel başkanların bir bölümü bu konulara girmek istemiyor.

Adeta suçlamaları unutturma, yok sayma gayreti içindeler.

Karşı karşıya gelip, bu konuları konuşmuyorlar.

Herhangi bir siyasi, milyonlarca insanın zihnine takılan konularda aydınlatılmak isteyince de onu "huzuru bozmak"la suçluyorlar.

Yani demek istiyorlar ki: "Bize, yaptığımız hiç bir şeyin hesabını sormayın. Bu konuları hatırlatmayın. Bizim halkın hafızası zayıftır. Her şeyi unutur. Şimdi biz kitleleri peşimize taktık. Fareli köyün kavalcısı gibi seçime götürüyoruz. Sihirli flütümüzün nağmelerini sorularla zedelemeyin."

Böylece Türkiye yeni bir demokrasi modeli yaratıyor ve liderlere soru sorulamayan, tek başına çıktıkları televizyon programlarında çanak sorularla rahatlatılan ve geçmişe yönelik her türlü sorgulamanın "bozgunculuk" sayıldığı bir seçime gidiyor.

Yargıdan kaç, mecliste hesap verme, halka açıklama yapma!

Ama kitlelerden oy iste!

İnanın; padişahlar bile bu kadar rahat değildi.


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr