CUMA 09 NİSAN 1999
Gerçek bir aslan cinsi olan Mişa şu sıralarda derin bir huzursuzluk yaşıyor.. Bu yazı da sözü edilen huzursuzluğu hikâye eder.. Mişa kim, diye soracak olursanız, bu yazının sahibi cevap vermeye üşenecektir.. Gayret size düşüyor..
Şu sıralar bizim gazetenin okur-yazar takımını bir köpek sevdası sardı.. Rejimden umudu kesen, bunalıma giren, iktidara kızan, ne yapıp edip kapısına bir köpek bağlıyor..
Üstelik herkesin gözü diğer köpeklerde.. Son köpeği alan ille de daha iyisini, daha soylusunu bulma derdinde.. Anlayacağınız köpeğin cinsi bir nevi statü belirliyor..
Bu moda çıktı çıkalı sessiz bir rekabet sürüyor.. O yüzden kimin odasına girseniz köpek mevzusu var.. Herkes kendi itinin, diğerlerinden üstün olduğunu ispatlama derdinde..
Mesela Sedat Sertoğlu köpeğinin çok ağırbaşlı olduğu iddiasında..
Evine gidip de köpeği görenlerin fikri ise başka.. Onlar da hayvanın "durgun zekâlı" olduğu görüşündeler..
"Kuyruğuna basıyorsun.. Dört beş dakika sonra havlamaya başlıyor.." diye anlatıyorlar..
Üstelik o da tane tane havlıyormuş.. İki "hav" arasında bıraktığı "es"ler, Mesut Bey'in kelimeler arasında bıraktığı "es"lerden daha uzunmuş.. Hayvanın düşüne düşüne havlaması nedense Sedat'a çok gizemli geliyor.. Methetmesi bundan..
Can'ın köpekleri..
Bizim Can Ataklı da köpek dostlarından..
Üstelik köpeklerini zaman zaman da yazı konusu yapıyor.. "Köpeklerini.." diyorum çünkü bildiğim kadarıyla üç ayrı cinsten köpeği var.. Ben sadece ikisinin adını biliyorum.. Biri Mişa, diğeri Çinka.. Ne mânâya geldikleriyse bence meçhul..
Bir tesbitim de şu.. Bu köpek sahipleri nedense besledikleri hayvanlara adam gibi isimler koymazlar.. Lusi, Mina, Boy, Çarli.. İlle de gavur adı konacak, hayvana Amerikalı süsü verilecek..
Ben daha köpeğine "Kıtmir" adını koyana rastlamadım..
Oysa inanışa göre efsane köpektir Kıtmir.. Hani "Eshab-ı keyf" diye bildiğimiz ünlü "Yedi Uyuyanlar"ın köpeği..
Allah'a inandıkları için putperestlerin zulmünden kaçıp bir mağaraya sığınan ve daldıkları uykudan üçyüz yıl sonra uyanan ermişlerin yanındaki köpeğin adı "Kıtmir"di..
Can önceki hafta yazısında köpeği Mişa'nın icraatlarını yazıp, biraz yakınmış.. Hayvanı evden uzaklaştırma niyetinden söz etmiş.. Vay! Sen misin bunu söyleyen?
Son yazısına göre gazeteye okurlardan faks, mektup, telefon yağmış..
Modern iletişim araçlarına sahip olmayan okurları ise tam tam çalarak kendisine ulaşmaya çalışmışlar.. Yurdun dört bir yanından posta güvercinleri gelmiş..
Anadolu'nun çeşitli illerinde Mişa lehine kitle gösterileri yapılmış.. Hatta jandarma bir iki yerde kalabalıkları havaya ateş ederek dağıtmış.. Bunları sallamıyorum..
Can'ın "ne kadar çok okunduğunu" satır aralarında vermeye çalıştığı yazısından çıkarıyorum..
Kamuoyunun ortak arzusu Mişa'nın evden uzaklaştırılmaması olduğundan, Can da kitle baskısına boyun eğip, Mişa'ya dokunmayacağını açıklıyor.. Bunu yaparken de biraz popülizme kayıyor.. Yani köpeği Mişa'yı bol bol övüyor..
Mişa'nın "Nasıl iyi huylu bir köpek.." olduğunu anlatırken "Bugüne kadar ne birine saldırdığını ne de huysuzluk ettiğini gördük.." diyor..
İyi ki huyu güzel..
Yazıda akıllı ve duygulu olarak tarif edilen Mişa "Aslan cinsi" dedikleri türden bir yaratık.. Sanki anası kızışma zamanı Gülhane Parkı'nın aslanı ile hissi ilişki kurmuş, Mişa oradan peydahlanmış..
Her tarafı kıl dolu, köpeğe benzemeyen bir köpek.. Tek kusuru süs köpekleri ile kedileri birbirinden ayıramaması.. Süs köpeği gördü mü kedi zannedecek kadar akıllı olduğundan, ipini koparıp hayvanın peşine düşüyor..
Nitekim Can'ın komşusu Şaylan Yalnızoğlu bu dehşeti yaşamış.. Akıllı ve iyi huylu Mişa, Şaylan Hanım'ın Finosu'nu kıçından yakalayıp savurmuş.. Zavallı Fino'nun kalça kemiği kırılmış..
Can yazısında bu olaya değinirken "Şaylan Hanım iyileşmiş.." dediğine göre kadıncağızın da hasarı var..
Geçen yıl da benzer bir olay yaşanmış.. Mişa yine bir kedi görmüş.. Hayvanın peşinden seyirtirken çocukların arasına dalmış.. Bir ikisini yere yuvarlamış..
Düşen çocuğun ailesi hayvanın saldırgan olduğunu ileri sürmüşler ancak Can köpeği Mişa'nın bir sevgi hayvanı olduğunu anlatınca yatışmışlar..
Bu yazıda Mişa hakkında suç duyurusu yapmak niyetinde değilim.. Son olarak Can'ın büyük kızı Begüm'ün Mişa yüzünden burnu kırıldı, eşi Ayşe'nin ise kolu kırılmanın eşiğinden döndü..
Gazetenin köpek meraklısı diğer yazarlarını bilmem ama Can'ın bu tutkusunu iyi anlıyorum..
Evine aldığı ilk köpek İgor'du.. Küçük ebatlarda kapkara bir Çin köpeği.. Bir yıla yakın Can'la birlikte yaşadı.. Sonunda Can, bakımıyla başa çıkamayıp İgor'u bizim gazeteden Cengiz Yarbağ'a verdi..
Bir ay kadar sonra Cengiz, bu İgor'u alıp gazeteye getirdi.. Tabii Can'a da gösterdi.. İşte ne olduysa bu buluşma sırasında oldu.. İgor eski sahibi Can'a büyük bir nefretle saldırdı..
Hayvanı zor zaptettik.. Üç dört arkadaş Can'ı dışarı çıkardı.. Biz kalanlar da İgor'u "Sen ona uyma.." diye yatıştırmaya çalıştık lakin hayvanın öfkesi geçmek bilmiyor..
Zannedersiniz ki aralarında arazi ihtilafı var..
Bu olaydan sonra gazete içinde bir sürü dedikodu çıktı.. Kimisi Can'ın hayvana iyi bakmadığını iddia etti. Kimisi "Hayvan Can'ın evindeyken çok açlık çekti.. O yüzden eski sahibini affetmiyor.." dedi..
Bütün bu dedikodular haliyle Can'ın kulağına gitti.. Bu İgor vak'asını "Bağ idim bostan oldum, dillere destan oldum.." deyip biraz kompleks yaptı.. O yüzden evinde köpek üstüne köpek besliyor..
İgor'un yarattığı olumsuz imajı çevresinden silmeye çalışıyor.. Yine de benden tavsiye:
"Balık dipte, köpek ipte gerek"