kapat

CUMA 09 NİSAN 1999

SEDAT SERTOĞLU (e-posta:ssertoglu@sabah.com.tr )

Garip olaylar...

Miloseviç şimdi de, Kosova'daki zulümden kaçmak isteyen Arnavutları bırakmıyor.. Sınıra gelen Arnavutları geri gönderiyor.. Ancak nereye gönderdiği bilinmiyor..

Bu talihsiz insanları, aynen bir tarihte Saddam'ın yapmaya kalkıştığı gibi, canlı kalkan gibi mi kullanacak?

Şu sıralar NATO'nun en çok kaygı duyduğu nokta işte bu.. Nerede bu onbinlerce insan?

NATO ülkeleri temsilcileri yaptıkları basın toplantılarında bunu açıkça dile getiriyorlar.. Ama, bu insanların yerlerini bir türlü öğrenemiyorlar...

NATO'nun vurması muhtemel yerlerin çevresine mi yerleştiriyorlar bu insanları? İki gün önce sınırdan geçmeyi başaran bir Arnavut şunları anlattı:

"Sınıra 3-4 kilometre kala yollarda terkedilmiş yüzlerce araç vardı.."

Sırplar, sınırda Makedonya'ya geçmek için bekleyen ve uzunluğu 50 kilometre dolayında olan mülteci konvoyunu bir gecede geri döndürdüler.. Sabah, Kosova-Makedonya sınırına gelen gazeteciler, sınır noktasını bomboş görünce çok şaşırdılar.. Sadece onlar değil, BM görevlileri de gözlerine inanamadılar..

Sırplar şimdi de sınıra mayın döşüyorlar.. Sanıyorlar ki, bu mayınlar, başladığı takdirde, NATO kara saldırısını durduracak.. Bunlar hiç ders almamış.. Körfez Savaşı'nda Saddam efendi de, Suudi Arabistan ve Kuveyt sınırına mayın döşemişti.. Sonra ne oldu? Özel araçlar mayınları bir anda etkisiz hale getirdi ve koalisyon orduları 3 günde Bağdat-Basra yoluna geliverdiler.. NATO'nun gelişmiş gücüne karşı mayınlar hiçbir işe yaramadı..

Bu sefer de yaramayacak.. Zaten iş yavaş yavaş da olsa, kara harekatına doğru gidiyor..

Miloseviç ise, kendi halkını öldürtmek, ülkesinin alt yapısını yok etmek için elinden geleni yapmaya devam ediyor..

Bak şu işe

İngiltere'de yayınlanan Evening Standard isimli gazetenin muhabiri Alex Renton Kırklareline gelmiş ve buradaki mültecilerle görüşmüş.. Sonra da oturmuş ve "Mültecilerin Türkiye'de aşağılandığını" yazmış..

Buna gerekçe olarak da, iki hafta önce Türkiye'ye kaçan ve geride bıraktığı akrabaları hakkında bilgi almak için mülteci kampına gelen bir göçmenin, ziyaretlerin 2 gün sonra başlayacağını kendisine söyleyen Türk askerlerine, "Burası hapishane mi?" diyerek yere tükürmesini gösteriyor..

Yine aynı gazeteciden öğreniyoriz ki, kampta bulunanların çoğu, Makedon yetkililer tarafından "Amerika veya Almanya'ya gidiyorsunuz" diyerek uçağa bindirilmiş ve Türkiye'ye gittikleri ancak uçak havalandıktan sonra öğrenmişler..

The Independent gazetesi ise, mültecilerin uçağa bindirilmesini izleyen gazetecilere Üsküp havalimanı sözcüsü bayanınö "Bu uçaklar Türkiye'ye gidiyor. Ama mültecilere söylemeyin. Gitmek istemezler" dediğini yazıyor.. Pek çoğunun Türkiye'ye gitmek istemediğinden söz ediyor.. Amerika veya Almanya'ya gitmek istediklerini bildiriyor.. Adamların "Türkiye'ye giderlerse bir daha geri gelememekten korkuyoruz" dediklerini yazıyor..

Amerika ve Almanya'dan nasıl döneceklerini sanıyor bu hazretler? Geldikleri uçaklarla gidecekler tabii..

Terbiyesizliğin alemi yok.. Türkiye son derece önemli bir fedakarlıkla, 20 binin üzerindeki Kosovalı Arnavut'u, o pislik içindeki kamplardan alıp, insan gibi yaşayacakları bir yere yerleştiriyor..

Türkiye'nin kıymetini bilsinler.. Şimdi anladınız mı, geçenlerde Kosovalı Arnavutlara neden, "Kosovalı Türkleri de hatırlayın" dediğimizi..


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr