kapat

CUMA 09 NİSAN 1999

ÇETİN ALTAN (e-posta:caltan@sabah.com.tr )

Gelişen teknoloji "emperyalizm"i kârlı olmaktan çıkardı

Sade Türkiye değil, dünya medyası da eski alışılmış klişelerin dışına pek çıkamıyor.

Nedir o eski alışılmış klişeler?

1- "Ulus-Devlet" modelleri...

2- Devletlerin bağımsızlığı...

3- Emperyalist devletler - Bağımsızlıklarını korumaya çalışan devletler...

4- Kapitalist devletler - Sosyalist devletler...

5- Bağımsızlıklarını kazanmaya çalışan etnik gruplar..

Dünya medyası da yeryüzündeki tüm siyasal eylemlere bu 5 klişeyi nirengi alan gözlüklerle bakıyor.

Globalleşmedeki hızlı değişim ise, artık iyice aşınmış olan bu 5 klişenin tozunu havaya savurmada...

* * *

Şöyle ki:

1- "Ulus-devlet" modellerindeki bayraklara göre ayrışan pasapotrtlu, vizeli "vatandaşlık" kavramı, "Avrupa vatandaşlığı" örneğinde olduğu gibi, boyut değiştirmede ve "Dünya vatandaşlığı"na doğru kanat çırpmaya hazırlanmakta...

2- Devletlerin bağımsızlığı ilkesi, hukukun evrensel ilkelerinin denetimi altına alınmakta..

3- Emperyalist devletler, teknolojilerdeki gelişim sonucu, kol gücü sömürüsüyle hammadde kaynaklarına el koyma tekelciliğini, rantbl bulmadıklarından; şimdi kendilerine, "yoksulluktan kurtularak alım güçlerini arttırmaya başlamış" yeni insan yığınları yaratma peşinde... Köylü taburlarına dayalı yerel oligarşiler ise, yönettikleri yığınları yoksul bırakma sayesinde pekiştirdikleri despotik egemenliklerin "hukukun evrensel ilkeleri denetimine alınmasını", kendi bağımsızlıklarına bir saldırı olarak görmekte..

4- İşçi sınıflarının sömürüsüne dayalı kapitalist ekonomiler ile işçi sınıfı egemenliğnde, özel mülkiyete karşı olan sosyalist ekonomiler dönemi; -teknolojideki gelişim sonucu- ekonominin evrenselliğinde ve globalleşmenin kaçınılmazlığında bütünleşmede... Ekonomide de sonunda böyle bir bütünleşmeye geçileceğini ilk kez Polonyalı sosyalist iktisatçı Oscar Lange görmüştü..

5- Bağımsızlıklarını kazanmaya çalışan etnik gruplar da, aşınmış "ulus-devlet" modelini örnek aldıklarından, globalleşme sürecine ters düşmeyi hiç hesaba katmaz görünüyor ve ziyan zebil olmaya tellal çıkartıyorlar..

* * *

Öyleyse alışılmış klişilerle düşünmekten kurtulmak için ne yapmalı:

1- Globalleşme sürecindeki "ekonomik bütünleşme" gözardı edilmemeli. Ve bu bütünleşmenin yoksulluğu azaltmak zorunda olduğu unutulmamalı..

2- Hep hatırlanmalı ki, yoksulluğun temel nedenlerinden biri, köylü taburlarına dayalı yerel oligarşilerdir. Ve bu oligarşiler kendi haklarını şoven sloganlarla koşullandırıp; hem tarih, hem hukuk bilincine karşı kör bırakmaktadır.

3- Bu tür yerel oligarjilerin, globalleşme sürecini hızlandırmak zorunda olan güçlere "emperyalist" damgasını vurması, ayakta kalmayacak bir demagojidir. Çünkü eski emperyalyist güçler -şayet teknolojiler gelişmemiş olsa- şimdiye dek olduğu gibi yerel oligarjilerle halk yığınlarını ezmekte çok kolay işbirliği yapabilirler... Tıpkı Güney Amerika'da olduğu gibi, tıpkı Afrika ve Uzak Asya'da olduğu gibi... Ancak böyle bir işbirliği artık kârlı değil. Artan üretimin, yoksul yığınlar tarafından sürekli emilmesi zorunluğuna, yerel oligarjilerle işbirliği yapmak çare olmuyor. Tam tersine yerel oligarjiler, kendi despotlukları ve savurganlıkları yüzünden, halklarını yoksulluk çarmıhında mıhlı tutuyorlar..

4- Ekonomi biliminin siyasal irade dışında kendine özgü kuralları, "Kapitalist ekonomi-Sosyalist ekonomi" ayırımlarını ortadan kaldırıyor. Özel mülkiyetin bir sömürü aracı olması da, globalleşmedeki "saydamlaşma" önünde iflas ediyor. Böylece özel mülkiyet sömürü aracı olmaktan çıkıyor. Çünkü sömürü yoksulluğu getiriyor ve yoksulluk bilimsel ekonominin kurallarıyla çatışıyor.

5- Etnik grupların bağımsızlık tutkusu, yeni oligarjiler yaratmak yerine; globaşleşme sürecinin öncüleriyle bütünleşme rotasını algılamak durumunda..

* * *

Böyle bir değişim içinde özellikle Yakındoğu, Balkanlar ve Akdeniz Müslümanları'nı hem diktatörlerden, hem de köylü taburlarına dayalı savunma harcamalarından kurtulmaları şart...

Irak'la Kosova'daki operasyonlar bunun ilk adımları...

Ve bu değişimin öncülük rolü de ABD çizgisi üstünde Türkiye'ye verilmiş durumda...

Bu tür genel bir değerlendirmeyi önümüzdeki yıllar ne kadar haklı çıkarıp çıkarmayacak, onu da genç kuşaklar bağlayacak karara..

Bize göre Türkiye'yi güzel günler bekliyor.


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr