kapat

CUMA 09 NİSAN 1999

Yaylalar diyarı GİRESUN

Giresun'un Kümbet yaylası Çamlıhemşin'in Ayder yaylasına rakip. 'Ömre ömür katan' güzellikte bu yaylalar ne yazık ki yeterince tanınmıyor. 'Yayla turizmi'ni geliştirecek özgün girişimler görülmüyor

HAKAN DENKER

Karadeniz'in yaylaları... En ünlüsü Ayder yaylası, Çamlıhemşin'in tepelerinde... Ama bir yayla daha var ki Karadeniz'de Ayder'e rakip. O da Giresun'un dağlarında, bahar ve yaz mevsimlerinde yaklaşık bir saatlik bir tırmanışla... Evet, bir saat tırmandıktan sonra Giresun'un Kümbet yaylasına geliyorsunuz.

Yaklaşık bin kişi kadar olan Kümbet'in nüfusu, yazın 6-7 bine kadar çıkıyor. Benim de yolum Giresun sokaklarından, Kümbet yaylasına düştü. Bir saat süren zorlu bir yolculuktan sonra köy ahalisi sıcak bir ilgiyle karşıladı beni. Hemen başladık koyu bir sohbete...

Kümbet eski bir tarihe sahip. Yüzyıllar önce buranın gerçek yerlisi Rumlarmış. O dönemlerde Rumlar, Kümbet yaylası ve etrafında maden işletiyorlar. Nitekim yaylanın çeşitli yerlerinde gezebileceğimiz eski fabrika kalıntıları, bacaları ve ibadet ettikleri kiliseler var. 250 yıllık bir geçmişe sahip olan bu kalıntılara yalnızca yaz aylarında ulaşabiliyorsunuz. Bunun dışında yollar kardan kapanıyor. Demir, civa ve kurşun madenlerinin bulunduğu Kümbet, bugün yerli ve yabancı turistleri ağırlayan bir yer. Yalnız Kümbetliler'in bir kaç sıkıntısı var.

Tanıtım yetersiz

Kümbet'in sağlık ocağı var, ama ne ebesi, ne hemşiresi, ne de doktoru var. Yazın gelenler arasında doktor olursa hastalananlara bakıyorlar. Yoksa, doğru Giresun Devlet Hastanesi...

Diğer sıkıntı da tanıtım eksikliği... Gerçekten de Kümbet'ten haberdar olmak için gazeteci olup Giresun'a gelmek ve 'tarihi yerleri gösterin' demek gerekiyor. Ulaşım da rahat değil, yol bozuk. Altyapı yetersiz, su yok. Bu iki eksiklik, turizmle açısından çok önemli. Bir an önce bu sorunların çözülmesini isteyen vatandaşlar, "Kümbet'i turizme kazandıralım, yoksa burası unutulup, harap olup gidecek" diyorlar...

Kümbet'te kalabileceğiniz yörenin otantik özelliklerini içeren oteller var. Bunlardan biri Necdet Bekar. İki kişinin bir gece için 2 milyon lira ödediği bu otel, 10 yatak kapasiteli. Hemen yanıbaşında bir başka otel, fiyatlar aynı. Biraz ileride ise lokanta. Et, mangal ve daha bir çok yöresel yemek...

Her yıl Temmuz'un ikinci haftasında yapılan bir şenlikleri de var. Binlerce insan, yaylalara çıkarak, geleneksel Kümbet Şenliği'ni kutluyorlar. Kuzular çevriliyor, şarkılar söyleniyor ve daha bir çok eğlenceler yaşanıyor.

Zeyna'nın vatanı SAMSUN

Samsun Türkiye'nin turizm potansiyeli en yüksek kentlerinden biri

Samsun, doğal tarihi ve kültürel zenginlikleri; ulaşım olanakları ile Karadeniz'in turizm potansiyeli en yüksek kentlerinden biri. Türkiye'nin en önemli su basar ormanını da içine alan Kızılırmak deltası 311 kuş türü ve değişik bitki çeşidiyle meraklıların akınına uğruyor.

Samsun'un bir başka ilginç özelliği ise M.Ö. 1200 yıllarında Terme bölgesinde yaşayan Amazonlar'ı. Terme Çayı, Samsun'a 45 dakika uzaklıkta, doğal yapısıyla gelenleri büyüleyen bir görselliğe sahip. Televizyondan tanıdığımız dizi film kahramanı Zeyna'nın akrabaları burada yaşamış. M.Ö. 1200 yıllarında Karadeniz'in feministleri olarak Samsun'dan çıkmış. Erkekleri sadece damızlık olarak kullanan Amazonlar, iyi ok atabilmek için sağ göğüslerini keserlermiş. Rivayete göre, yakın tarihe kadar da çok değerli hazineleri varmış.

Tarih, Allah'a emanet

Samsun'a kalabileceğiniz kaliteli bir otel var; Büyük Samsun Oteli... Kısa süre öncesine kadar Turban adı altında hizmet veren yörenin tek beş yıldızlı oteli olan Büyük Samsun Oteli, iki yıl önce restore edilerek lüks bir otel haline getirilmiş. Otelin Müşteri Temsilcisi Suzan Genç'le sohbete başlıyorum. Yine her yerde olduğu gibi turizmle ilgili beklentileri ve sorunları konuşuyoruz.

"Samsun turizm açısından çok geniş imkânlara sahip. Mağaraları, Kızılırmak Deltası, Ladik yaylası, Ladik Gölü, Kaya Mağaraları, Terme Çayı, antik hazineleri ve doğal güzellikleriyle görülmeye değer bir kent. Bu kadar çok turistik alana sahip olmasına rağmen, yeterli tanıtım yapılamıyor".

Samsun gezisinde ilk durağım Samsun'dan Giresun'a giderken sağda bulunan Tekkeköy Mağaraları'ydı. 20-25 dakikalık kısa bir yoldan sonra karşıma ilk etapta ne olduğunu anlayamadığım oyuklar ve mağaralar gelmişti. Oysa ben sarı zeminli tarihi yerleri gösteren tabelalar beklerken, hiçbir ibareye rastlamadım. Bir kaç dakika etrafta gezindikten sonra belki de binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan bu mağaraları ancak keşfedebildim. Ancak ardımda binlerce yıllık tarihi hiçbir şekilde tanıyamadan, kimler tarafından ne için ve nasıl yapıldığını öğrenemeden oradan ayrıldım. Samsun'da gidilecek daha çok yer var. Yukarıda Suzan Genç'inde anlattığı gibi, doğal güzelliklerinin yanı sıra, tarihi kalıntılarıyla da zengin olan Samsun, ne yazık ki diğer kent ve yörelerdeki gibi ilgisiz kalmış. Bakalım bu ilgiyi kimler, ne zaman gösterecek?


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr