kapat

SALI 30 MART 1999

HINCAL ULUÇ (e-posta:uluch@sabah.com.tr )

Zülfü'nün New Age müziği..

"Neden New Age?" diye sordum önce Zülfü'ye..

Etibank gecesinde dünya prömiyeri yapılmıştı, bu rapsodinin..

Dünyanın gördüğüm en genç ve en güzel orkestrası, Cemal Reşit Rey seslendirmişti, Londra Senfoni'nin şefi Francis Shaw yönetiminde..

Sonra Londra Senfoni tarafından İngiltere Abbey Road Stüdyoları'ndaki kaydı dinledim defalarca.. (Meraklısına not.. Bu kurumlara parayı veren giremez. Sanat kurumları inceler, değerli bulurlarsa seslendirirler..) Her dinleyişimde daha da sevdim, New Age Rhapsody'yi..

Sonra Zülfü'ye sordum işte..

"Niye New Age koydun adını?" diye..

Rhapsody, belli bir yörenin müziklerinden esinlerek yazılır ve genelde de o yöre ile anılır..

İspanyol Rapsodisi.. Romen Rapsodisi gibi..

Zülfü kendi yapıtlarından yararlanmış.. Onlardan esintileri katmış, yer yer müziğine..

Livaneli Rapsodisi yapmış yani.. Eee. Onun müziği de Anadolu esintileri olunca, Anadolu Rapsodisi niye değil?..

Çok içten anlattı sebebini..

"Bu disk bütün dünyada satışa çıkacak.. Ele alınma, dinlenme, satın alınma şansı, büyük çapta hangi rafa konduğuna bağlı dükkanda..

Klasik müzik rafına konursa.. Oraya zaten çok insan uğramaz.. Uğrayan da bakacak.. Mozartlar.. Bachlar.. Beethovenler arasında bir Zülfü Livaneli.. Onlarla nasıl rekabet edebilirim ki?.. Oysa New Age, bugünün kuşaklarının, bugünün gençlerinin uğrak noktası.. O rafa konursa şansı daha yüksek olacaktı.."

Peki nereden çıkmış bu müziği yazma fikri?..

2 yıl önce bir Unesco konserinde Zülfü'nün de bir minik senfonik eserini çalmışlar.. Janus.. Bayılmış Unescocular..

"Yahu sen böyle müzikler yazıyorsun.. Bir de bizim büyükelçimizsin üstelik. Hadi bakalım, arkanda biz varız.. Daha büyük birşey yap.. CD yapalım, dünyaya dağıtalım.."

Kolları sıvamış Zülfü.. Rapsodi türüne karar vermiş, Zülfü Livaneli bestelerinden esintiler kullanmak için..

"Niye?.."

Cevap gene öyle içten ki..

"Benim şarkılarımın sözleri çok güçlü.. Bu ülkenin en büyük ozanları, Nazım'dan başlayarak yazmışlar.. Müziğim bu yüzden hep sözlerin altında kaldı.. Sözsüz bir eserde, daha belirgin ortaya çıkma şansları vardı da ondan.."

* * *

Şimdi Londra Senfoni'nin doldurduğu plak tüm dünyada olduğu gibi bizde de satışa sunuldu.. Eğer kendinize bir diskotek oluşturuyorsanız evinizde, bu CD mutlak olmalı.. Dinlemeniz ve dinletmeniz için.. Hele yabancı dostlarınız varsa, bire bir..

Rapsodinin dünya orkestralarının repertuarlarında yer alma şansı da yüksek..

11 bölümünden en azından belli movementler seslendirilebilir.. Dünyanın her yanında konser repertuarlarına alınacak kadar çarpıcı, Zülfü'nün müziği..

Hepsinden önemlisi.. Taze..

Adı üstünde.. New Age!..

Heykel!..

Dünyanın en heykelsiz büyük kentlerinden biri İstanbul'da sessiz sedasız giden bir heykel kampanyası vardı.. Beşiktaş'ta..

Ayfer Atay ve danışmanı Mimar Erhan İşözen'den kaynaklanan..

Şimdi Beşiktaş Meydanı'nın göbeğine, hem de tam heykel konulması gereken yere, kaidesine bakılırsa gerçekten çarpıcı bir Özgürlük, Demokrasi ve Atatürk Anıtı kuruluyor..

İtirazlar..

Yok canım.. Atatürk düşmanlarından, gericilerden falan değil..

Her zamanki gibi entellerimiz koparıyor kıyameti.. Daha tamamlanmamış kaideye bakıp "Bu ne?" diyorlar..

Onlara "Ne sanıyorsanız o" demek var, ama.. Geçiniz!..

Yerine bile itiraz ediyorlar inanır mısınız?..

Bana sorarsanız İstanbul'un en görkemli anıtı olacak!..

Bazen bu kenti enteller yönetmiyor diye nasıl şükrediyorum bilemezsiniz..

Entel dediysem, gentel ve sentellerden söz ediyorum, anlamışsınızdır.

BAYRAM KEYFİ

Hakiki Tatilya Cumhuriyeti

Şu tatil denen şey televizyondaki reklamlara benzer. Zırt pırt araya girer, para harcattırır, adamda konsantrasyon bırakmaz, rehavete sebep olur. Hele bizimki gibi tatili bol bir ülkede yaşıyorsanız. Yani Hakiki Tatilya Cumhuriyeti Türkiye'de..

Tatil denince akan sular durur bu memlekette. Nasıl mı? Çünkü en ufak bir tatil fırsatında evin su vanalarını, elektrik sigortalarını kapatır bir yerlere kaçarız. 15 dakikada valizleri hazırlar, yollara dökülürüz. Yolda ölen ölür, kalan sağlar yan gelir yatar.

Bakın yine bayram geldi. Tatil 4 gün. Eh sonunda kalan perşembe ve cuma da çalışmak olur mu? Tatil yorgunluğunu atmak lazım değil mi yani? Aslına bakarsanız iki bayram arası çalışmak olmaz. En güzeli Şeker Bayramı ile Kurban Bayramı tatillerini birleştirelim. Olsun bitsin. Şimdi kesin içinizden birileri bununla yetinmeyip "Madem öyle Kurban'dan bir sonraki Şeker Bayramı'na kadar olan ara ne olacak? Hani iki bayram arası çalışmak olmazdı?" diyordur.

Bizim asıl ata sporumuz tatil yapmak olmalı. İşte bu sporun bizdeki bazı dalları:

Kar Tatili: Tam manasıyla havadan insanın önüne düşüveren beleş bir tatildir. Gerçi tatil ilan edilene kadar siz çoktan okula varmış olursunuz ve günün zaten yarısı gitmiştir ama yine de o "tatilim ben be" şeklinde hocaların önünden salına salına geçmesi yok mu?! Tadına doyum olmaz. Hele o gün sınavı olan hocaların. Bu tatil için kar duasına çıkan öğrenciler bile vardır (Mesela biz).

Bayram Tatili: En lastik tatillerdir uzadıkça uzar. Hele bir dini biterken bir milli başlarsa. Bayram tatillerinin ne zaman başlayacağı bellidir de ne zaman biteceği belli olmaz. Çünkü hükümet yakınlarında bir seçim varsa ya işler iyi gitmiyorsa hemen bir kurnazlık yapıp tatilin sonunu haftasonuna bağlar. Böylece seçmenleri de bağlayacağına inanır. Bu numara hiç bir işe yaramaz ama kimse bunu açıkça söylemez. Zira beleşe tatil kimin işine gelmez?! Bu tatillere "seçim tatili" adı verilir. Sloganı: "1-2-3 gün yetmez 4-5-6 olsun. Vatandaşım mutlu olsun. Sandığımız oyla dolsun" şeklindedir.

Haftasonu Tatili: Cuma gelince başlayan pazar akşamüstü olunca da insanı kedere boğan bir tatildir. Hele pazar gecesi kime dokunsanız ağlayacak gibidir. Ama bunu halletmenin bir yolu var. Kışkırtırız bir sonraki dönemin küskünlerini, perşembe ve cumayı haftasonuna eklettiriz. Olmadı, "Haftabaşı Tatili" diye bir alternatif tatil çıkartırırız meclisten olur biter. Yapmazlarsa küseriz bak.

Meclis Tatili: Bu vatandaşlar çalışma zamanları da tatildedirler ama yine de ekstradan tatil yaparlar. Meclis salonu genelde bir yemin töreninde bir de milletvekili maaşları oylanırken dolar. Ama yine de seçim yaklaşınca o ceylan derisi koltuklarına sıkı sıkı sarılırlar. Aslında en güzeli Hindistan meclisi gibi tüm milletvekili koltuklarını çivili tahtadan yapmak. Bakın o zaman kalkmamak için bu kadar ısrarcı oluyorlar mı?

Gördüğünüz gibi bize neredeyse hergün tatil ama tembel tembel oturmanın alemi yok. Daha çok çalışmalı ve yeni tatiller üretmeliyiz. Bizden sonraki nesilleri de düşünmek zorundayız. Geleneği bozmak olmaz.

Bu ülke adamı TATİL eder.

Hakan/Utku

Kızıl saçlı kız!..

Mary ilk bebeğini dünyaya getirmiş ve o sırada eşi askerde olduğundan, doğumundan sonra birkaç hafta anne babasıyla birlikte kalmıştı.

Bir gün Mary annesine bebeğin saçlarının kızıl olmasına şaşırdığını söyledi, çünkü Mary de, eşi de sarışındı.

Annesi, "Mary, babanın saçlarının kızıl olduğunu unuttun mu?" diye sordu..

"Ama anne" dedi Mary, "Bu birşeyi değiştirmez ki, beni evlat edindiğinizi unuttun mu?"

Annesi gülümsedi ve kızının o ana kadar işittiği en güzel sözcükler döküldü ağzından..

"Unutmuştum, kızım!."

(Tavuk Suyuna Çorba'dan)

Tren!..

Çocukken kovboy filmlerinde izlerdik.. Uzak batıya giden trenin tepesinde yürüyerek vagondan vagona geçerdi esas oğlanlar ve haydutlar. Zaman zaman da tepede karşılaşır kavga ederlerdi.. Treni atlar geçerdi ya.. Aklımız basardı.. Günümüz filmlerinde trenler cehennem hızı ile gidiyorlar.. Ama trenüstü kavgalar aynı hızla sürüyor.. Görevimiz Tehlike'yi ve Tom Cruise'u hatırlayın..

Kafama takılmıştı o zaman, "Fizik kanunlarına göre bu mümkün mü?.."

Yanıtı aylar sonra, bu ayın Esquire'ında buldum.

İstanbul Üniversitesi Fizik bölümünden Prof. Gediz Akdeniz'e sormuşlar..

Saatte 100 kilometre hızla giden trenin üzerinde durmak mümkün.. Önemli olan trenin hızı değil. İnsan o anda trenin bir parçası, mesela bacası oluyor..

Hızla giden bir gemide, teknede nasıl duruyor, kavga ediyorsak, onun gibi yani..

Önemli olan dış etkenler. Rayların eğimi, rüzgar, rakibinizden yediğiniz tekme yumruk, dengenizi kaybetmenize yol açabiliyor. Dış etken olarak sadece rüzgar bile trenin tepesinde durmanızı engelleyebiliyor.

Yani.. Görevimiz Tehlike'deki sahneler birazcık palavra..

BİZİM DUVAR

MED TV'yi kapamak için RTÜK hemen bir Avrupa şubesi açsın.

Hakan/Utku

SEVDİĞİM LAFLAR

"Çağımızın en büyük savaşları tarih öğretiminin ürünüdür."

Nietzche (Teşekkürler Aykut)

TEBESSÜM

- Tanrı alkolü niye yarattı?.

- Çirkin olanlar da sevişme şansı bulsunlar diye..


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr