SALI 23 MART 1999
Asya krizi ile uç veren ve Rusya krizi ile yaygınlaşan küresel kriz en son Latin Amerika'yı vurdu. Şimdilik ABD sınırlarında durmuş görünüyor. Dünyanın diğer taraflarında krizin sürmesi parayı ABD'de yoğunlaştırmuş durumda. Bunun da eksiyle hisse senetleri piyasası yükseldikçe yükseliyor. Wall Street 6 bin'de durur deniyordu, olmadı. 7 bin geçildiğinde uyarılar yapıldı, ama nafile. 8 bin ve 9 bin de benzer tartışmalarla aşıldı. Son olarak 10 bin denemesi yapılıyor. Belki 10 bin de geçilecek. Ama bir gün bu yükselişin de sonu gelecek ve düşüş başlayacak. Her piyasa gibi, ABD hisse senedi piyasası da yükselişinin doruğuna çıkacak ve daha sonra düşüşe geçecek. Eğer bu düşüş küresel kriz geçtikten sonra gerçekleşirse ne ala. Yoksa küresel krizde yeni bir aşama olabilecek.
Konuyu açmamazın nedeni birkaç aylık durgunluğa karşılık küresel krizin henüz geçmediği, potansiyel bir tehlike olarak varlığını sürdürdüğünü belirtmek.
Böyle bir tehlikeye karşı da ülke olarak önlem alma gereğinin üzerinde durmak.
Türkiye şimdiye kadar krize karşı yüksek faiz politikası uygulayarak ve ekonomisini daraltarak karşı koydu. Uygulamaya konulan enflasyonu düşürme programına IMF ile yapılan Yakın İzleme Anlaşması da eklendi ve programa inandırıcılık kuvvetlendirildi. Enflasyon da bu program ve ekonomik durgunlukla bir yıl içinde yaklaşık yarı yarıya düştü. Toptan eşya fiyatları yıllık bazda yüzde 50'nin altına indi. Bu başarıda siyasi iktidar kadar ekonomi yönetiminin katkısı var.
Şimdi seçimlerle bir yol ayrımına geliniyor.
Enflasyonda sağlanan bu başarının devamını getirmek ve düşüşü kılıcı kılmak için, ekonomide yapısal reformları yapmak, bunun için de IMF'nin desteğini almak gerekiyor. Ekonomi yönetimi bu konudaki hazırlıklarını tamamladı. IMF ile görüşmeler yapıldı ve ayrıntılı bir takvim ortaya çıktı. Karşılıklı açıklamalar yapıldı.
Başta Hazine Müsteşarı olmak üzere ekonomi yönetimi, seçim sonrası yeni hükümete yapısal reformların yürürlüğe konulması ve IMF ile mali yardımı da içeren bir anlaşma yapılması isteğiyle gidecekler. Yani hangi koalisyon olursa olsun, hükümetin önüne tek bir dosya konulacak. Seçeneği olmayan bir programın uygulanması istenecek.
Bunun dışında bürokratlar için geriye tek bir yol kalıyor. Görevden aflarını istemek. Çünkü enflasyonu bu düzeye düşeren ve krizinden Türkiye'nin daha az yara almasını sağlayan bürokratlar, bu yeni dönemde başarılarının gölgelenmesini razı olmayacaklar. Yapısal önlemlerin alınmadığı taktirde tekrar yükselişe geçen enflasyondan, ekonomik durgunluktan sorumlu gösterilmek istemeyenler iktidarla yollarını ayıracak gibi görünüyor.
Sonuç - "Mutlu olmak, kral olmaktan yeğdir"