kapat

SALI 23 MART 1999

SELAHATTİN DUMAN (e-posta:sduman@sabah.com.tr )

Demokrasimize uygun aday..

Ensesi dönmeyen bir aday arıyorum.. Ensesi dönmediğinden arkasından seslendiğinizde gövdeyle birlikte ağır ağır dönecek.. Heybetiyle "Yavuz gemisi manevra yapıyor" havası verecek. Böyle bir aday bulsam oyumu kurban ederim..

18 Nisan'a az bir zaman kaldı.. Şimdiden uyarıyorum.. Milletvekili aday listelerine iyice bakın.. İsimlerini tesbit edin, gazetelerden resimlerini bulup kalıplarını dikkatlice inceleyin..

Bunların hangisinin entel, hangisinin Anadolu'nun bağrından kopup gelmiş babayiğit olduğu böylece belli olur..

Birinci kategoriye girenleri çizin gitsin.. Yani oyunuzu entele, dantele verip zayi etmeyin..

Dünkü gazetelerin birinci sayfalarında çıkan fotoğraflar gösterdi ki bize "düşünen kafalar" değil, vurduğu yerden ses getiren babayiğitler lazım..

Türkiye'de demokrasi varmış gibi davranmak bizim icadımızdır.. Hukuk varmış gibi davranmayı da biz icat ettik.. İkisiyle de iftihar ederiz..

Lakin bu iki özgün icadımızı da entellere beğendiremedik.. Dönüp dolaşırlar, iki arada bir derede ya demokrasimize ya da hukuk sistemimize laf sokuştururlar..

Kavga çıktığı zaman da bir tanesini ortada bulamazsın..

Yapın bir güzellik..

Ben bugüne kadar okumuş yazmışların birinden doğru dürüst bir icraat görmedim.. Sadece konuşurlar..

Meclis'te, gazete sütunlarında, televizyonlarda hep tartışırlar.. En kızdıklarında öfkeleri "Sizin bu görüşünüze katılmam mümkün değil.." cümlesi ile sınırlı kalır..

Efendi biraderim, diyelim ki katıldın.. Kuş mu konduracaksın?

Madem katılmıyorsun, çek bıçağı çiz adamın fikrini.. Ya da makineyi çıkar, fikirlerini takır takır say, gerçekleri kabul ettir..

Böyle bir güzellik yapsalar oyumu da veririm canımı da..

Haaa "İnsanın fikrini çizmek, ya da üzerine görüş saydırmak kolay mı? Ya ondan sonrası?" diye itiraz edecek olursanız, ölmedik evelallah..

Fikrine böyle bir güzellik yaratarak sahip olan insanı biz içerde sahipsiz bırakmayız.. Sonuna kadar bakarız.. Temiz çamaşırını, cıgarasını eksik etmeyiz..

İcabında fikir yolunda çizilmeyi de göze alacaksın..

Söz temsili Meclis'tesin.. Hasım partiden bir hıyar sana el kol hareketi çekiyor.. Durduk yerde karakter yapıyor..

Sen "tövbe estafurullah" çekip bu durumu içine sindiremezsin.. Neden? Çünkü sen bir milletvekilisin.. Sana çekilen el kol hareketi, millete çekilmiş sayılır..

Sen tırstın mı karşındaki bunu efendilik olarak anlamaz.. "Lokma oldum hamurdan, benim huyum çamurdan.." deyip kendini daha beter gaza getirir..

İş o noktaya geldikten sonra artık Allah ne verdiyse gireceksin aralarına.. "Ben bir başımayım, onlar kalabalık" demeden aleti alttan alta takacaksın..

Kasığı geçmeyeceksin.. Kasığı geçtin mi hakim "can kastı var" deyip, cezayı ona göre tartar..

Haaa bu arada çizeyim derken çizilmek de var..

Korkmayın.. Nasıl ki bir subay rütbesini omuzunda taşır, bir fikir adamı da alametlerini yüzünde, kolunda, bacağında taşır..

Hele yüzündeki faça ne kadar çoksa bu fikir aleminde göreceğin saygı da o kadar büyük olur..

Kimse "Ula ula bak! Herifi çizmişler.." demez.. Hele bizim toplumumuzda hiç demezler.. Yiğide saygılı bir toplum olduğumuzdan "Cennet kuşu musun ağam, maşallah tavus gibi nakışın var?" diye iltifat ederler..

Bize koçyiğit gerek..

O yüzden siyasete pek sık heves ederim..

Siyasi konular açıldığında köy yerinin deste pehlivanı gibi olurum.. Peşrev yapıp çırpınmam bitmez.. Siyasi Kırkpınar'ın başpehlivanlarına tek dalasım gelir..

Lakin boydan kaybediyoruz biraz..

Enimizden santime vurduklarında "bastığı yerden ses getiren" babayiğit kalıbını tutturuyoruz da boydan bir karış (artı) iki parmak eksik kalıyoruz.. Çok isterdim Meclis'e girip bir güzellik yapayım..

Arkamdan "İmana geldi medyatik pirler.. Selo gibi yiğit görmedik, dediler.." şeklinde konuşturayım..

Ne var ki bu seçim hasadını da kaçırdık.. O yüzden gayreti, Meclis'e başka yiğitlerin girmesi için kaleme verdim.. Entel, dantel seçmeyin demem bundan..

Peki enteli, danteli nasıl ayıracaksınız?

Burası biraz teknik istiyor.. Önce sıfatlarına bakın.. Adam gözlüklü ise üzerine bir soru işareti koyun..

Vaktiyle kendim de gözlükle dolaştığımdan bu takımı iyi bilirim.. Ne bulurlarsa okurlar.. Manavdan domates alsalar, eve gelene kadar, ellerindeki naylon poşetin yazılarını hatim ederler..

Bunlara sözlü olarak hiçbir şey öğretemezsiniz.. İlle de bir yerden yazısını bulup okutacaksınız..

Eğer bir kağıda "Karşıdan karşıya geçerken önce sağa, sonra sola, sonra yine sağa bakın.." diye yazıp vermezseniz; birincide değilse bile, ikinci kavşakta telef olurlar..

Fikir tartışmalarında hiç işe yaramayan tipler bunlardır.. "Gözlükleri kırılmasın" diye en inandıkları davadan bile dönerler..

Ayrıca fazla okumaktan mütevellit kafalarından böcü çıkar, kurt çıkar..

Eğer tipinden birşey çıkaramıyorsanız laflarına bakın.. Televizyona çıktıklarında dikkatle dinleyin.. Gazeteye konuştuklarını okuyun..

Bunların ağzından çiçek böcek lafı eksik olmaz.. Özellikle de "Yeşil .. Yeşil.." diye tuttururlar..

Kendilerini, bildiğimiz Yeşil'in yakını olarak gösterip hava atmak için değil.. Otu, yoncayı sevdiklerinden böyle konuşurlar..

Meydanı bunlara kalsa yanmıştık.. İnsan evlatlarına eti yasaklayıp, cümlesini otobur yapar, davar gibi otlatırlar..

Bunlar kafaya bir de Türkiye'nin çöl olacağını taktırmış.. "Sana ne arkadaş.. Çöl olursa olsun.. Belki ben deveyle gezmek istiyorum.." diyemezsiniz.. O saat elele tutuşup sizi protesto ederler..

Yeri geldikçe seçmenleri bu konuda uyarmaya devam edeceğim.. Neden, derseniz çünkü ben böyleyim..

"Gizli halleri görür gözlerim, eğri olanı düzler sözlerim.."


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr