kapat

SALI 23 MART 1999

CENGİZ ÇANDAR (e-posta:ccandar@sabah.com.tr )

Fazilet'in vebali...

Türkiye'de son günlerde Ankara'da "parlamento çatısı altında"nde cereyan eden gelişmelerin en canalıcı sonucu, bu ülkede sağduyu, moral ve vicdan” değer sahibi tüm insanların siyasetten giderek soğumaları ve "demokrasi inançsızlığı"nın yaygınlaşması oldu. İnsanlar, Ankara'daki "traji-komik vodvil"i televizyon ekranından ikrahla seyrettiler. Bu ülkede "demokrasiye ihanet" bu kadar beceriyle, 28 Şubatçılar tarafından bile gerçekleştirilememişti...

"Siyasi vodvil"in "sahne"si,parlamento. "Reji" ise Balgat'ta. Ankara'nın bu semtinde oturan Necmettin Erbakan, "rejisör". Bir kısım "küskün komutanı" ile Hüsamettin Cindoruk "reji asistanları"... Saygıdeğer Fazilet milletvekilleri ile küskünler topluluğu "figüranlar". Yurttaşlar seyirci...

Ankara, bir kez daha olanca "hantallığı" ile Türkiye'nin üzerine çöktü. Bu kez, ülkenin en dinamik partisi olmaya aday Fazilet Partisi de "Ankara ekseninde siyaset"ten ve "Balgat'ın yörüngesi"nden çıkamadı. Böylece "Ankaralılaştı" ve dolayısıyla "hantallaştı".

Fazilet Partisi, tüm dinamizmini, Ankara dışındaki ve parlamento ekseninin uzağındaki hayatiyet ve "meşruiyet"ten sağlıyordu. O, haksızlığa uğrayan, zulme maruz kalan, gelir durumları sarsılmış insanların bir "organizması" olduğu izlenimini vererek, öylesine bir hayatiyet ortaya koyuyordu ki, seçimlerden birinci parti çıkacağına mutlak gözüyle bakıldığı için, 28 Şubat'la kim, ne kadar irtibatlı ise, seçimleri erteletmenin binbir yolunu arayıp, deniyorlardı.

Bugün gelinen noktada, Türkiye'nin dörtbir yanındaki seçim sandıklarına doğru önlenemez biçimde yola çıkmış bir parti, Ankara'da, Balgat'tan aldığı ilham ve talimatla, parlamentodaki ayak oyunlarında başı dönmüş, sersemlemiş ve hantallaşmış bir halde nefesini tüketmiş bir görüntü veriyor. Onun seçimlerden birinci parti çıkmasından korkan ve seçimleri erteletmek için uğraşanların hepsi ise, şu sıra, en hararetli seçim yandaşı kesildiler.

Şu varılan nokta bile, Fazilet Partisi'nin çok kısa bir süre içinde süratle katettiği ve kendisi bakımından içine girdiği "çıkmaz yolu", giriştiği "harakiri"yi sergiliyor. Fazilet Partisi'ne yakın bir meslekdaşımın benzetmesiyle, Fazilet Partisi'nin hali, "Fareli köyün kavalcısının arkasına düşenler"i andırıyor. "Kavalcı, kavalını öttürünce, tüm fareler elele tutuşup, hep birlikte uçuruma doğru yürümeye başlıyorlar"...

Algınganlığa gerek yok. İzlenen politikanın neticesi, sağlama yapmaya yeterli. Gensoru ile hükümet düşürülebildi mi? Hayır. Seçimler ertelenebildi mi? Hayır. 312 ve yasalardaki diğer anti-demokratik hükümler değiştirildi mi? Hayır.

Fazilet Partisi, seçimlerin hararetli savunucusuyken, seçimlerin ertelenmesi için "küskünler"le ittifak yapan "tutarsız" bir görüntüye sürüklendi mi? Evet. 28 Şubat'tan beri seçim sonrası için bile geçerli bir "ittifak"ı oluşturabileceği DYP'den tümüyle uzaklaşıp, "28 Şubat karşıtı eksen"in ortadan kalkmasında başrolü oynadı mı? Evet. Böylece, "siyasi merkez"i oluşturmak üzereyken, bu doğrultudan uzanıp, neredeyse tüm partileri karşısına bir kez daha kendisini "marjinalleştirdi" mi? Evet. Bir türlü reşit olamayacağını kanıtlayıp, kendisine en müzahir davranan demokrat kesimi de kendisinden soğuttu mu? Evet. Seçimlerde birinci gelme şansını büyük ölçüde yitirdi mi? Evet.

Kısa sürede bu kadar zigzag çizebilen ve bir "demokratik kurum" olmaktan ziyade "Şeyhine tâbi bir tekke" görüntüsü veren bir partiye, ülkenin demokratik geleceği bakımından güven olur mu? Bu kadar bol ve kendisine zarar veren siyasi hatayı yapma yeteneğindeki, siyas” beceriden bu kadar yoksun bir partiye bel bağlanabilir mi?

Bir hafta içinde giderek yaygınlaşan "demokrasi inançsızlığı"nda, Fazilet Partisi'nin katkısı ve vebali hatırı sayılır ölçüdedir.

Bize gelince, bundan sonra daha cidd” konularla uğraşma niyetindeyiz...


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr