SALI 23 MART 1999
Seçim isteyen gruplar, seçimden kaçanların bir gün önce ele geçirdikleri "mevzi"leri dün mecliste geri aldılar!
Sadece 26 gün kalmış olan 18 Nisan seçimlerinin ertelenmesi tehlikesi böylelikle büyük ölçüde geriletildi.
Dün iki önemli sonuç elde edildi:
1. Ecevit hükümetinin düşürülmesi teşebbüsü başarısızlığa uğradı. Güvensizlik oyları, hükümeti düşürmek için gerekli olan 276 oyun 40 altında kaldı.
2. Seçimi erteletmek isteyen grupların Pazar günü Fazilet Partili başkan vekili Yasin Hatipoğlu'nun "yardımlarıyla" elde ettiği sonuçlar da geçersiz sayıldı.
Seçimin ertelenmesi ile ilgili önergeyi Meclis Başkanı Hikmet Çetin Anayasa Komisyonu'na havale etmesine rağmen FP'li Hatipoğlu'nun Pazar günü mecliste işleme koyması, kabul edilemez bir hareketti.
Nitekim Cumhurbaşkanı Demirel dün bu olayı değerlendirirken şunu dedi:
"Meclis Başkanı'nın bir komisyona havale ettiği olayı başkanvekilinin müzakereye koyması hoş bir olay değildir. Emsali olan bir olay da değildir.."
Pazar günü TV ekranlarına yansıyan meclis görüntüleri, halkta öfke ve elem yarattı.
Meclis demokrasinin kalbi ise, demokrasimiz ağır bir kalp krizi geçiriyor.
Cumhurbaşkanı "Parlamento içinde cereyan eden olayların hiçbirisi, onu kurum olarak küçültmez" dedi dün.
Hukuk ve kural tanımazlık, küfür ve şiddet meclis başkanlığı kürsüsüne kadar dayanmış.. Bu olanlar meclisi değilse sebze halini mi küçültür?
Küskün milletvekillerinin, Erbakan fedaisi olarak hareket eden Fazilet'lilerle giriştikleri seçimi erteletme macerası, meclisin saygınlık adına ayakta kalmış son birkaç tuğlasını da yıkmış ve kırmıştır.
Seçim kararı alan meclisler, kendilerini feshetmiş sayılırlar.
Dört-beş ay öncesi 18 Nisan seçimleri "geri bırakılması, yapılmasından daha iyi olacak" bir seçimdi.
Artık "olmazsa olmaz seçim"dir.
Çünkü meclis intihar etti!
Erbakan yeter!
DGM Savcısı Yüksel, Fazilet Partisi'nin kapatılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu..
Bu istek, Fazilet Partisi'nin yasaklı Erbakan tarafından yönetilmeye devam ettiği iddiasına dayanıyor.
Kör ve sağır olmayan hiç kimse bu iddianın hayal ürünü olduğunu söyleyemez.
Erbakan, siyaset dünyamızın "piri" sayılan kıdemlilerden biri.. Ama bu niteliği, liderliğini yaptığı partilere hep felâket getirdi.
Onu en iyi "hırs-ı piri" sözü anlatıyor.
Sırf kişisel ikbali için seçimleri sabote edip Fazilet Partisi'ni ateşe atması, onu çok önceden giymesi gereken manevi cezaya bu defa iyice mahkum ediyor.
Türkiye'de hukuk varsa işleyecek.. Ama dileğimiz daha önce demokrasinin Fazilet Partisi içinde işlemesi ve bu partiye umut bağlayan yığınların feda edilmemesidir.
Fazilet artık "Erbakan'ın tekkesi" olmaktan kurtulmalı, adına lâyık bir parti olmanın iradesini göstermelidir!