kapat

SALI 23 MART 1999

Demirel: Aman vazgeçmeyin

TAYFUN DEVECİOĞLU

Çıktığı her yurtdışı gezisinde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e iç politikaya ilişkin sorular sorulur. Gazetecilerin sorularını her zaman yanıtlar Demirel. Çoğu zaman da kızar. "Çok önemli görüşmeler yapmaya gidiyoruz. Ama sizin aklınız Türkiye'de" der.

İki günlük Bulgaristan ziyareti için dün Sofya'ya uçarken, yine iç politikaya ilişkin sorular soruldu Demirel'e. Cumhurbaşkanı, görüşlerini açık açık anlattı. Ama bu kez son sözleri farklı oldu:

"Gidiyoruz, yine aklınız geride. Ama bu sefer haklısınız."

Uçaktaki sohbet, FP destekli küskünler hareketinin seçimi erteletme çabaları üzerineydi. Ve Pazar günü bu çabaların meşru zemin dışına kaydırılmaya çalışılması.

"Uğurlar olsun" turu sırasında gazetecilerin barajına takılan Demirel, soruları beklemeden söze başladı:

"Türkiye'de şartlar her gün değişebiliyor. Ama bu gezinin yapılması lazımdı. Türkiye'de değişen iç politik meseleler karmaşık. Meşru zeminlerde kaldıkça mesele yok."

İlk soru geldi:

"Efendim, Başbakan İzmir'den dönerken, istifa edebileceğini söyledi..."

Demirel bu soruya hükümet programını hatırlatarak cevap verdi:

"İstifa neyi halledecek ki? 18 Nisan'da seçim yapılacağına göre, Sayın Başbakan'ın bu tarihe kadar Meclis'ten güvenoyu almış bir hükümet olarak görev yapması ve fonksiyonunu yerine getirmesi gerekir. Sayın Başbakan'ın hükümet programında söylediği Türkiye'yi selametle seçime götürmektir. Yani bugün ayın 22'si olduğuna göre, bir aydan az bir süre kaldı. Selametle seçime götürmek. Onun (hükümetin) fonksiyonu odur."

Demirel, 18 Nisan seçimlerini erteletme çabalarının meşru zeminde başladığı görüşünde:

"Mesele, Türkiye şartlarının gereği olarak geldi. Yani istikrarsız bir ortamda Türkiye'nin Parlamento'yu yüksek tutan, yüce tutan kurallarından dolayı iş buraya geldi. Yoksa ben de 45 günde hükümet kurulamadı diye Meclis'i fesheder ve seçim ilan edebilirdim. Yapmadım. Ben onu yapsaydım, seçim tartışması olmazdı."

Ancak Demirel, Pazar günü meşru zemin dışına çıkılmasından son derece rahatsız. Cumhurbaşkanı'nın, "Seçimin ertelenme olasılığı nedir?" sorusuna cevabı şöyle:

"O münakaşalara girmiyorum. Ama dün yapılan bir hareket var. Meclis Başkanı'nın, Anayasa Komisyonu'na havale ettiği bir olayı Başkanvekili'nin müzakereye açması hoş bir olay değil. Hukukiliği hakkında fikrim var ama beyan etmek istemiyorum. Ama hoş bir olay değil. Emsali olan bir olay da değil. Bekleyin bakalım bugün ne olacak?"

Demirel, Pazar günü Meclis'te yaşanan olaylara yönelik eleştirileri haklı buluyor. Ancak Demirel'e göre eleştiri oklarının hedefi Meclis değil, Meclis'i yıpratanlar olmalı:

"Parlamento, yüce bir müessesedir. Cereyan eden olayların hiç birisi onun bu niteliğini değiştirmez. Eğer cereyan eden bazı olaylar varsa, yanlış hareketler yapan varsa, bu yanlış hareketleri yapanları eleştirin. Kurum olarak müesseseyi yıpratmayın. Bu kurumu yok edersek, bir daha yerine koyamayız. Bir daha yerine koyamayacağımız kurumları, mutlaka yüce tutmak lazım. Hiçbir şey demeyelim de demiyorum. Eğer bazıları o zemine, o kuruma hakkını vermiyorsa, onlara seslenelim, onları eleştirelim."

Söz yine 18 Nisan'da:

"Efendim seçimlere selametle gidebilecek miyiz?"

Demirel'in yanıtı tek cümle:

"Seçimlere selametle gidelim diyoruz"

Sohbetin sonunda Demirel'in bir tavsiyesi var. Cumhurbaşkanı; Genelkurmay Başkanı'nın uyarısından, Meclis iç tüzüğünün çiğnendiği Pazar gününe kadar geçen hafta yaşanan olaylardan ders alınmasını istiyor sanki:

"Her şeye rağmen demokratik bir ülkenin insanları olmaktan mutlu olun. Benim size tavsiyem bu. Aman ondan (demokrasiden) vazgeçmeyin."


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr