kapat

ÇARŞAMBA 10 MART 1999

CAN DÜNDAR (e-posta:cdundar@sabah.com.tr )

Magandalar ve arabaları

Vites kolunda kıllı bir erkek eli, serçe parmağında şövalye yüzük ve bilekte kalın künye...

Gömlek düğmelerinin arasından fışkıran kıllı bir erkek göğsü ve tüylere asılı duran bir kolye...

... ya da ayakkabısının arkasına basmış beyaz çoraplı bir erkek ayağı...

Son zamanlarda gazetelerde boy gösteren bir reklama bakılırsa bunlar, bize satılmak istenen arabada "asla bulamayacağımız aksesuarlar".

Yani, kıllı tüylü bileklere, göğüslere takılmış kolyeler, künyeler, yüzükler...

... onları takan baltalar, zontalar, kırolar, magandalar...

... sonradan görmeler, zevksizler, kara kafalar...

Marka Alman, ama bu, Alman faşistlerinin Türk göçmenler için yaptığı bir reklam filmi değil. Öyle olsa bizim Dışişleri çoktan devreye girmiş, Almanya'da protesto mitingleri düzenlenmiş olurdu.

Bu, Express dergisinin taktığı isimle "Beyaz Türkler"in bir prodüksiyonu...

Reklamın, televizyon filmlerini izleyemedim. Ama herhalde şöyle bir şeydir:

Kıllı/künyeli adam araba almaya giriyor. Satıcı, adamı şöyle bir süzüp bileğini işaret ediyor...

"- Kusura bakmayın" diyor, "Siz bu aksesuarlarla bizim arabaya binemezsiniz".

Adam hemen en yakın epilasyon merkezine koşup tüylerini aldırıyor, künyesi çıplak bileğinden düşüyor ve yolununca arabasına kavuşuyor.

* * *

Ne yalan söyleyeyim, izleyince benim aklıma Cumhurbaşkanı Özal geldi.

Onun elleri de bir hayli kıllıydı ve bu tür takıları severdi. Hatta bir seferinde, herhalde bizim reklamın ima ettiği marka bir arabaya binip köprüyü geçerken eşine "Semra Hanım tak bir kaset de dinleyelim" demiş ve karı koca, arabesk dinleyerek Avrupa'dan Asya'ya geçmişlerdi.

TRT'nin 10 yıl önce yaptırdığı bir araştırmaya göre Özal Türkiyesinin en üst gelir grubu arabesk dinliyordu.

Dolayısıyla bizim reklam, -aslında bütün reklamlar gibi- bir değişimi hem yansıtıyor, hem ona tepki gösteriyor. Ama bunu yaparken dışlayıcı, küçümseyici, üstten bakan bir tavır takınıyor.

Efes Pilsen'in 2 yıl önce yaptırdığı "Türkiye profili araştırması"na göre Türk insanının yüzde 25'i esmer, yüzde 48'inin ten rengi ise buğday...

Yüzde 52.5'inin saç rengi siyah...

Erkeklerin yüzde 63'ü bıyıklı, yüzde 10'u künyeli, yüzde 5'i altın zincirli...

Siz arabeske karşı olabilirsiniz, kıllardan, kolyelerden de hoşlanmayabilirsiniz, toplumun tamamı bile bunları taksa siz takmayabilir, eleştirebilirsiniz, ama "Neden toplumun estetik düzeyini yükseltecek bir kentlileşmeyi başaramadık" diye düşüneceğinize, satacağınız araba için onları tümden aşağılamaya kalkarsanız bu, en hafifinden, İsmet Berkan'ın deyimiyle "kıro bir reklam" olur, en ağırıyla "bir ırkçılık örneği"...

* * *

Kıldan/tüyden bir konu gibi görünse de bu reklam, bir kesimin bilinçaltını dışa vurması açısından önemli.

Bu bilinçaltı, bazen bir barın girişine asılı "Magandalar giremez" yazısında çıkıyor karşımıza, bazense Habitat toplantısında yabancılara ayıp olur diye tinerci çocukları şehir dışına süren zihniyette...

Bu "kara kafa"ları sevmiyoruz. "Paraları olsa da pizza yemiyor, lahmacuna bayılıyorlar. Julio Iglesias dururken onun yerli versiyonu arabesk dinliyorlar. Siyah takım elbisenin altına beyaz çorap giyilmeyeceğini bilmiyorlar. Hem ne bileyim... biraz kötü kokuyorlar."

Hele paraları yoksa daha fena... "Halk Ekmek büfesinin önünde kuyruk oluyorlar. Bebelerine trafik ışıklarında cam sildiriyorlar. Yarışma programlarında yerli yersiz yardım isteyip sinirimizi bozuyorlar."

"Lakin demokrasi öyle berbat bir rejim ki, onların da oy hakları var. Seçim gelince sandığa gidip bizim 'asla o aksesuarları takmayan' güzel 'beyaz' adaylarımıza değil, kendileri gibi kara kurulara oy veriyorlar. Meclis'e, belediyelere kendileri gibi olanları dolduruyorlar. Bizim takmadığımız aksesuarları takanlar yönetiyor bizi... Şehrimize göçüyorlar, mahallelerimize yayılıyorlar, yerlerimizi kirletiyorlar.

Hayatımızı elimizden alıyorlar.

***

Ne yapabiliriz?

Bence şu reklamdaki türden "aksesuarsız" arabalara saklanalım.

Onlar da öbür Alman arabalarına doluşsunlar.

Yarışalım.

Onlar kazanırsa biz ülkeyi terk edelim, gidip Almanya'da yaşayalım (hoş orada da bunlardan kurtuluş yok ya... Neyse).

Biz kazanırsak aksesuarlarını alalım, kafalarını ütüleyelim, tüylerini yolalım.

Ya bize benzesinler, ya biz onları benzetelim...


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr