ÇARŞAMBA 10 MART 1999
İşbu yazı, kadınlar günü, Sevda Kulin, Cemal Reşit Rey Senfoni Orkestrası ve diğer yenetekli kadınlarımız hakkındadır.
Çünkü, 8 Mart kadınlar gününde yazım yoktu.
Bu yüzden, söylemek istediklerim 10 Mart gününe sarktı.
Kendisi gibi yazdıkları da zarif olan Ayşe Kulin'in yeni romanı Sevdalinka'yı okudum.
Bosnalı gazeteci Nimeta bizi alıp, acımasız savaşların, soykırımların dünyasına götürüyor.
Ayşe Kulin kitabını "Varoluş mücadeleleri sekiz yüz yıldır süren onurlu, cefakar, kahraman Boşnaklar ve sevgili babası, rahmetli Muhittin Kulin'e" adamış.
Derin bir aşk ve merhamet duygusuyla yoğrulmuş ve ancak bir kadın duyarlılığının gergeflerinde işlenebilecek, sarsıcı bir roman bu.
Okuyunca, benim gibi siz de seveceksiniz.
Füruzan'ın anlattığı Rumeli göçmenleri belleğime kazınmıştı. Ayşe Kulin'in romanı da onların yanında yerini aldı.
Büyük bestecimiz Cemal Reşit Rey'in adına layık bir senfoni orkestrası var İstanbul'da.
Arda Aydoğan dostumuz tarafından kurulmuş.
Orkestrayı görür görmez, çoğunluğunun genç kızlardan oluşması dikkatinizi çekiyor.
İngiliz orkestra şefi Francis Shaw'la birlikte provalara gittiğimiz ilk gün, sanki bir senfonik ortama değil de, bir genç kızlar okuluna geldiğimizi sandık.
Ve bu orkestra, büyük ustamızın adına layık bir performans göstererek, aşkla, şevkle, disiplinle, duyguyla yorumluyor eserleri.
Başta birinci keman Pelin olmak üzere hepsini kutluyorum.
(Erkekler kusura bakmasın. Onların başarısını da ayrı bir gün anlatırım.)
Edebiyatta Peride Celal, Mina Urgan, Füruzan, Latife Tekin, Tomris Uyar, Ayşe Kulin, Adalet Ağaoğlu, Nezihe Meriç, Nazlı Eray, Ayla Kutlu, Duygu Asena ve adını sayamayacağım bir çok güçlü yazar... (Sahi, kadınlar niye daha çok roman, öykü yazar da pek şaire rastlanmaz?)
Müzikte İdil Biret, Suna Kan, Güher-Süher Pekinel, Verda Erman, Ayşegül Sarıca, Mehveş Emeç, Şefika Kutluer ve Cemal Reşit Rey orkestrasındaki genç yetenekler...
Bütün bunları ve yüzümüzü ağartan diğer kadınları düşününce, Türkiye'nin uygarlık yolunda azımsanmayacak adımlar atmış olduğunu kavrıyor insan.
Dünya ölçülerinde ürün veren, eğitimli, zarif kadınlar.
Keşke bu hoyrat erkek dünyasına daha çok ağırlık koyabilseler!
Ama inanıyorum ki gidiş bu yönde.
Çünkü bir toplumun uygarlık düzeyinin yükselmesi, kadınlarının ağırlık kazanması ile düz orantılı.
Ve biz de uygarlaşıyoruz.