ÇARŞAMBA 10 MART 1999
Herkesin elinde kağıt, kalem... Herkes hesap yapıyor... "Meclis toplanabilir mi" hesabı.
Birinci hesap:
Toplanan imza 116.
Meclis'in açılabilmesi için gerekli sayı 184.
Liste dışı kalanların tamamı ise 149.
Bu durumda "küskünler hareketinin" sonuç vermesi imkânsız.
İkinci hesap:
Listeye giren... Ama "seçilemeyecek sıraya" düşen 52 milletvekili var.
Onlar da hesaba dahil edilirse...
"Küskünler" Meclis'i toplayabilirler.
Toplayabilirler ama...
"Seçimi erteletmeleri" çok zor.
Üçüncü hesap:
Prof. Erbakan "fırsat, bu fırsat" derse...
Fazilet'i etkilerse...
Fazilet de "Hoca'nın yasağının kalkması koşuluyla" küskünlere destek verirse...
İş "seçimin ertelenmesine kadar" gidebilir.
Ama "bu aşamada..."
"Böyle bir ihtimal" görünmüyor.
Sonuç:
Küskünler hareketi "olmayacak duaya amin" hareketi gibi bir şey.
Ankara, Balgat, Erbakan'ın evi.
Ev hayli kalabalık.
Prof. Erbakan ile konuğu bir "odaya" geçiyorlar.
"Baş başa" konuşuyorlar.
Nevzat Ercan:
- Hocam, ne düşünüyorsunuz?
Erbakan:
- Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlar... Öyle bir noktaya gelindi ki... 18 Nisan tarihiyle oynanamaz... Seçim mutlaka yapılmalı... Bir an önce yapılmalı... 18 Nisan'da yapılmalı.
Nevzat Ercan:
- Çok doğru söylüyorsunuz.
Erbakan:
- Bu saatten sonra... Seçimlerin ertelenmesi diye bir şey mümkün değil... Doğru da değil.
Ankara, Maltepe, Fazilet Partisi Genel Merkezi.
Odada "iki kişi" var.
Nevzat Ercan:
- Ne düşünüyorsunuz?
Recai Kutan:
- Böyle bir girişime (küskünler hareketi) destek vermemiz mümkün değildir. Seçim zamanında yapılmalıdır.
Nevzat Ercan:
- Aynı düşüncedeyiz.
Recai Kutan:
- Açık söylüyorum. Seçimin geri bırakılması ihtimali yüzde bir dahi değildir.
Nevzat Ercan:
- Doğrusu, 18 Nisan'da yapılması.
Recai Kutan:
- Medya bizi yanlış anlıyor. Biz "küskünlere" nasıl arka çıkabiliriz.
Nevzat Ercan:
- Evet, medyada değişik haberler yayınlandı.
Recai Kutan:
- Bunlar bir parti değil... Grup değil... Küskünler... Kırgınlar... Dargınlar... Böyle bir siyasi hareket olur mu?
Nevzat Ercan:
- Doğru değerlendiriyorsunuz.
Recai Kutan:
- Meclis'i toplasalar bile... Ne yapabilirler ki? Seçime kadar hangi yasayı çıkaracaklar?... Komisyonları nasıl toplayacaklar?... Olmaz... Tutmaz bu iş.
Dün Ankara "iki haberle" çalkalandı.
Birinci haber:
- Sabah, üç milletvekili Hoca'ya gitti.
Erbakan'ın eviyle konuştuk.
Yanıt:
- Hayır. Hocamızı ziyarete gelen olmadı.
İkinci haber:
- Yalım Erez, Hoca ile görüştü.
"Eve" sorduk.
Yanıt:
- Hayır. Sayın Erez gelmediler.
Yalım Bey'e sorduk.
Yanıt:
- Sayın Erbakan'la en son 1997 Nisanı'nda konuştum.
Sonuç:
Küskünler hareketi "ortalığı heyecanlandırmanın ötesinde" bir anlam ifade etmez.
Ama öylesine "yayan, yapıldak" bir seçime gidiyoruz ki...
Tartışması "seçimden sonra bile" bitmez.