kapat

ÇARŞAMBA 10 MART 1999

SELAHATTİN DUMAN (e-posta:sduman@sabah.com.tr )

Onuncu zencinin huyu böyle..

Eskiler "Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır.." demişler.. Arada bir futbol yazıyoruz ancak bizim yazarlığımız da meseldekine döndü.. Ya okuyanın dibi ıslanıyor, ya da yele tutulup kuluçları kasılıyor..

Beşiktaş konusunda da böyle oldu.. Biz Toshack konusunda bir şeyler söyledik.. Dibacesinde "Bu lafları bize takımın eskileri taşıyor.." dedik.. Bitirirken de "Aklımız bu kadarına erer.." diye şerh koyduk..

Muhterem halkımız böyle anlamamış.. Yazımızda adı geçen kim varsa, hasım belleyip canına kast etmeye kalkmış..

***

Önceki gün Şifo Mehmet ile Ertuğrul gazeteye geldiler.. Gelmişken "Hatır sorma" nazeketi gösterip bize de uğradılar.. Yanlarında Kadir Hoca da var.. Bizim sevgili yazarımız Feyyaz da iltihak edince, ortam Beşiktaş Kongresi'ne döndü..

Beşiktaş'ın halleri..

İkisi faal, ikisi eski dört futbolcu.. Bir de ben.. Yani Gazi Paşamız'ın "Ebedi Şefliği" gibi sağlığında "Ebedi futbolcu.." sıfatını kendi kendine veren özüm..

Oturup solucanların her boğumunda iki beyin hücresi bulunduğunu, o sayede canı istediği zaman ani bir hareketle tersine dönebilmesinin sosyal hayatındaki etkilerini konuşacak değildik ya! Beşiktaş'ı konuştuk..

İki şeye üzüldüm..

Birincisi yazımda tek taraflı davranıp haksızlık ettiğimi anladım.. İkincisi ve daha mühimi, yaptığım haksızlık yüzünden iki güzel insanın sosyal hayatını çekilmez hale getirdiğimi gördüm..

Toshack konusunda yazdıklarımız kendi gözlemimize dayanıyordu.. Bir de Kemal Tahir'in deyimi ile Beşiktaş içindeki istemezlere.. Çünkü lafları getirip götürenler onlar..

Hatamız, bu taşınan lafların gerisinde ne olup bittiğini öğrenmeye çalışmamak.. Ayıp etmişiz, can yakmışız.. Dehşetli canım sıkıldı..

***

Zannederim bu Toshack olayı uzun süre konuşulacak..

Örneğin kulüpte göreve başladığı gün Beşiktaş'ın son maçını kasetten izlemesi, Ertuğrul'un kafa ile attığı golden sonra "Bu çocuk forvet oynayamaz.." demesi..

Belli ki bir kişilik iddiası var.. Belki takıma gelirken ben otoritemi göstermeye nereden başlayayım, diye düşündü.. Belki "Kim bu Ertuğrul.." diye sordu..

- "Milli forvetimiz.." dediler.. "Onun attığı gollerle kupayı aldık.." dediler..

O da içinden "İyi öyleyse, ben de buradan başlarım.." deyip Ertuğrul'a "Sen bundan sonra stopersin.." dedi.. Tıpkı Sezen Aksu'nun, hayatında bir kez bile vizörden bakmamış olan yakın arkadaşı Gül Oğuz'u karşısına alıp "Sen artık yönetmensin.. Bundan sonra kliplerimi sen çekeceksin.." demesi gibi..

Takıma işe başladığın gün, gücünü göstermek için iyi bir gerekçe.. Ertuğrul zorlanıyor tabii.. Ama işler istendiği gibi yürüse Toshack Çarkıfelek'ten iki kez Joker kazanmış gibi olacak..

Ne yazık ki tutmuyor.. Tutmayınca gerilim başlıyor.. Şifo Mehmet ile hesaplaşması da böyle.. Onu da sık sık yedek kulübesine çekerken bir hesabı var..

- "İlahi tüfek, attığın taşa bak.. tuttuğun kuşa bak.." türünden de olsa bir hesap.. O da tutmuyor..

Doğru bir başlangıç, başarmanın yarısı.. Toshack kariyeri tartışılmayacak bir yetenek lakin doğru başlayamadığı da bir gerçek.. İşler o yüzden bir türlü yürümüyor..

Biz de oturduğumuz yerden "Niye tutmuyor.." diye delleniyoruz.. Laf getirip götürenlerin dolmuşuna binip, Şifo'yu, Ertuğrul'u günah keçisi ilan ediyoruz..

Benim huyumdur.. Bazen "Vur denilince öldürmek" gibi hallerim vardır.. Çete muhabbetine başlarken de böyle yapmışız..

On zenci hikayesi..

On zenci, zencilerden başkasının girmediği paspal bir barda içki içiyorlarmış.. Birden bir ışık peydahlanmış.. Bir melek gözükmüş.. İnmiş bara.. Zencilerin hayret dolu bakışları arasında bir bira söylemiş kendisine..

Birayı çekince canı biraz oyun istemiş.. Kendisi melek ya! İlahi gücünün tadını çıkaracak..

- "Herkes benden birşey dilesin.. Ama sadece bir dilek.. Hemen yerine getireceğim.. Ama bilesiniz ki geri dönüşü yok.."

Zencilerin dokuzu çok heyecanlanmış.. Bir tek en sondaki dudak büküyor.. Meleğin gözünden kaçmamış bu.. Biraz içerlese de belli etmeyip "Hadi dileyin.." diye üstelemiş..

Birinci zenci sıkıla sıkıla "Bıktım bu hayatttan.. Zencilik çekilecek gibi değil.. Beyaz olmak istiyorum.." demiş.. Der demez Melek bir işaret yapmış.. Adap "pat" diye beyaz olmuş..

İkinci zenci de aynı şeyi istemiş.. Melek onu da beyaz yapmış.. Onuncu zenci hala kaşını gözünü oynatıp, meleği sinir ediyor..

Derken üçüncü, dördüncü, beşinci zenci.. Sıra ile dilek dileyip beyaz adam olmuşlar..

Sıra giderek kendisine yaklaşan onuncu zenci ise gülmekten yerlere düşecek.. Melek ise sinir katsayısını çatlatma noktasına getirdiğinden öfkeli.. "Bu zenci neden gücümü ciddiye almıyor.." diye huylanmakta..

Dokuzuncu zenci de beyaz olmayı dileyip, arzusuna kavuşunca Melek sona kalan zencinin karşısına dikilmiş..

- "Ulan kerata.. Gördün gücümü.. Bak dokuz arkadaşını da beyaz yaptım.. Şimdi sıra sende, sıkıyorsa (Beyaz olmak istemiyorum) dersin.."

Onuncu zenci pis pis sırıtmış.. "Senden böyle birşey isteyecek kadar küçülmedim.." demiş.. Melek öfkeden çıldıracak.. Bizim zenci kahkahalar arasında arkadaşlarını göstermiş:

- "Şu hıyarların hepsini yeniden zenci yap.."

***

Şu sıralarda gözünü karartmış olan Beşiktaş taraftarları için yazdım bu fıkrayı..

Yazdığımız bir yazıyla, her ne kadar bardaki mucizeyi tersine çeviren onuncu zenci durumuna düşmüşsek de bundan böyle biraz sakin olsunlar.. Ben kişisel olarak Toshack olayının görüp de yazdığımız gibi olmadığına inandım..

Birşeyler atlamışız, kabağı başkasının başına patlatmışız.. Ligde daha onbir maç var.. Bir de Türkiye Kupası..


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr