kapat

ÇARŞAMBA 10 MART 1999

NECATİ DOĞRU (e-posta:ndogru@sabah.com.tr )

Annesi tüpgaz taşıyordu Kızının kulağında cep!

Cep diye yazdığım cep telefonu... Kablosu, makinesi, gövdesi olmayan, avuç içine, hanımefendilerin çantasına, beyefendilerin ceket iç cebine, genç delikanlıların kemerine, genç kızların omuzdan asmalı sırt çantalarına giriveren, olur olmaz yerde, birkaç çeşit müzik havasıyla "zırr... zırr..." diye öten telefonlar...

Onlara GSM de diyorlar...

Fakat varoşlarda, Gaziosmanpaşa gibi eskiden gecekondu bölgesi olup, şimdi orta tabaka semtlerine dönüşen ve bağrında gizli saklı Rahmi Koç, Sakıp Sabancı ayarında zengin barındıran ilçelerde İstanbul halkı yaygın olarak onu "cep telefonu..." diye isimlendiriyor.

Size gördüğümü aktarayım:

Zengin semtlerde de...

Orta gelirli mahallelerde de...

İşsizi bol varoşlarda da...

Yoksul yüksek semtlerde de...

En ışıltılı, en parlak vitrinli, gireni-çıkanı en bol dükkanlar cep telefonu satan yerler... Sultançiftiği'nde M Caddesi (Burada caddeler A, B, C'diye gidiyor) üstündeki dükkanını yarıdan bölüp, bir bölümünü "Cep Telefonu..." bayiliğine dönüştürmüş dayanıklı tüketim malları satıcısı Ahmet Doğan, "Sattığım her üründe müşteri sıkıntısı var, cep telefonunda yok..." diyor.

***

Tüketim kalıpları değişiyor...

İştahlar sınıf atlıyor...

Arzular çıta yükseltiyor...

15 yıl önce de İstanbul'u yine böyle dolaşmıştım, o sırada defterlere yazdığım notları buldum. İstanbul varoşlarında ve orta gelirli semtlerde "Halkın öncelikli 11 arzusu, iştahı, dertleri" diye bir tablo çıkarmışım:

1- İş bulma...

2- Kiradan kurtulma..

3- Evine su bağlatma...

4- Tüpgaza geçme..

5- Renkli TV'ye atlama...

6- Minibüsle işe gitme...

7- Yolun çamurundan kurtulma..

8- Çocuğu okula gönderme...

9- Polis-Jandarmaya muhtaç olmama...

10- Gidecek hastane bulamama.

11- Ne olursa olsun köşeyi dönme...

Acaba bu sıralamada bir değişme oldu mu? 15 gündür geziyorum, yaptığım görüşmelerden yeni bir "iştahlar, arzular, ihtiyaçlar, dertler tablosu" çıktı.

1- Bulduğu işi kaybetmeme...

2- Deniz kıyısında yazlık alma...

3- Eve doğalgaz bağlatma, kombili ısınmaya geçme.

4- Salona kablolu TV çektirme, mutfağa mutfak robotu alma.

5- Özel otomobil sahibi olma ya da mevcudu yeni modelle değiştirme.

7- Çocuğu özel, paralı okula gönderme..

8- Kredi kartlı hayata atlama, cep telefonu alma..

9- Polise-jandarmaya muhtaç olmama...

10- Özel dokotora, hasteneye yetiştirecek kadar para kazanabilme...

11- Ahlâkını yitirmeden, başkasının hakkını çalmadan köşeyi dönme...

***

İstanbul halkında "arzular, iştahlar tramvayı.." kalkmış yol alıyor. 15 yıl önce annesi tüpgaz kuyruğunda bekliyordu, şimdi kızının kulağında cep! İnsanlar bu kadar arzuya, bu kadar iştaha para yetiştirmek için ne yapmaları gerektiğini bilmiyorlar ve gelirin artacağı konusunda bir ışık, bir öneri bekliyorlar.

Halkın beklentisi ile....

Parti söylemleri tutmuyor...

Müvekkil çıtayı yükseltmek istiyor, avukat çıtayı aşağı çekmeye çalışıyor. Bu röportajlar sırasında insanlara; "Eğer siz başbakan olsaydınız, 5 yıl süreyle takipçisi olacağınız, peşini bırakmadan sonuçlandıracağınız birinci konu ne olurdu?" diye de soruyorum. Verilen cevaplar, partilerin, liderlerin, belediye başkanlarının halkın gündeminin dışında olduğunu gösteriyor.

İşte Gaziosmanpaşa'dan örnekler:

Lokanta aşçısı Davut Çelik, "Güçlü ekonomi kurardım", Elektrik tesisatçısı Refik Burca, "Pisliği, rüşveti kazırdım, haksız kazancı önlerdim". Kasap Sebahattin Tanju, "insanın canını, malını, ırzını zengin-fakir ayrımı yapmadan hakkını koruyan devlet yapısı bina ederdim". Dayanıklı tüketim malları mağazası sahibi Ahmet Doğan, "Eksiksiz, tam, şeffaf demokrasiyi sağlardım" Pizza fırını sahibi Adnan Alağaç, "siyasi parti düzenini demokratikleştirir, seçilmişlerin oligarşisini önlerdim", Amerikan Edebiyatı mezunu, tesettürlü bayan Filiz Kayalı, "önce tam demokrasiyi oturturdum". Seri sonu Benetton ürünleri satan mağazanın tezgahtarı Ajda Öztürk, "her insana eğitim ve fırsat eşitliği sağlayacak önlemler alırdım."

***

Beklentiler bu...

Türkiye çıtayı yükseltiyor...

Bu yüzden istikrar öne çıkıyor...

Gaziosmanpaşa'da da partileri kümelendirme ve hiç değilse bir üçüncü partiye ihtiyaç olmadan iki partiye ülkeyi yönetme çoğunluğu verme eğilimi var. Gaziosamnpaşa'da birinci parti Ecevit'in DSP'si, ikinci parti Kutan'ın Fazileti görünüyor. ANAP ile DYP iniştelere.

YARIN: Beşiktaş'ta halk türükle boğacak


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr