kapat

ÇARŞAMBA 10 MART 1999

CAN ATAKLI (e-posta:ataklic@sabah.com.tr )

CHP barajı aşabilecek mi?

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal dün bizlere "Çözüm 2000" başlığı altında topladıkları politikalarını anlattı. Ama açık söyleyeyim, başta Baykal olmak üzere kimsenin açıklanan bu politikalarla ilgilendiğini sanmıyorum. Çünkü dile getirilmeyen, ama gözle görünen bir endişeyi herkes farkediyordu. Politikalar bugüne kadar düşünülmüşün en iyisi olabilir, partililer bu politikaları hayata geçirebilmek için canla başla çalışabilir, Türkiye'nin önü ve ufku açılabilir, ama herşeyden önemli olan tek bir gerçek var; CHP'nin barajı geçmesi gerek.

Baykal, eğer Necati Doğru çok zekice "Yeni oluşacak Meclis'te sağ egemenliği ihtimaline karşı ne diyorsunuz?" diye sormasaydı, konuya hiç girmeyecekti belki. Zaten dünün konusu da baraj değil, CHP'nin politikalarıydı. Ama ne çare ki, baraj konusu kimsenin aklından çıkmıyor.

Baykal "vaat değil, yapılmasını gerekenleri söylüyoruz" deyip "halk seçimlerde gücünü gösterecek, o zaman siz de göreceksiniz solu kimin temsil ettiğini" iddiasını eklerken bunun bir inanç mı yoksa temenni mi olduğunu anlamak zor olmadı.

Dün gördüğüm kadarıyla CHP'nin seçimlerde iyi sonuç alma inancı hayli zayıflamış, belli ki CHP'liler halkın "Atatürk'ün partisi baraja takılır mı hiç" tepkisinin sandıkta oluşturacağı sinerjiye güvenmek istiyor.

Nitekim toplantı öncesi sohbet etme olanağı bulduğum bazı milletvekili ve yöneticiler bu temenniyi saklamaya da pek çaba göstermediler.

Hatta, "küskünler marifetiyle" toplanacak Meclis'in, kendi katkılarına gerek kalmadan seçimi ertelemesini bekliyorlar açıkçası.

Peki CHP bunu hakediyor mu? İşte işin püf noktası bu. CHP'de yönetim hataları olabilir, siyasi çalkantılar nedeniyle CHP derdini iyi anlatamamış olabilir, parti içinde hizip çatışmaları bir erozyona neden olmuş olabilir, ama bunların hiçbiri CHP'nin haksızlığa uğradığı gerçeğini ortadan kaldırmaz.

Şunu iddia ediyorum; eğer CHP'nin hükümeti düşürmeye karar verdiği gün Apo İtalya'da ortaya çıkmasaydı, şimdiki siyasi manzara çok farklı olacaktı. O zaman Türkiye'nin gündemine Türkbank olayı oturacak, ANAP lideri çok sıkıntıya girerken, bugün yükselen değer Ecevit, suça ortaklıktan kurtulamayacaktı. Ve hatta, bugünkü DSP'nin yerinde CHP olacaktı.

Oysa tam tersi oldu ve CHP bir anda "ülkeyi zora sokan parti" görünümüne büründü. Bu büyük haksızlıktır.

CHP'li yönetici ve seçmenler altında ezilmedik neyse ki

Parti liderlerinin seçim kampanyalarını başlattıkları toplantılar bir alem oluyor. Çünkü hesapta sizi davet ediyorlar ve kamuoyuna duyurulmasını istedikleri konuları anlatıyorlar, ama toplantıyı yaptıkları salonları partili yönetici ve seçmenlerle doldurup işi şova çeviriyorlar.

Bu ANAP'ta da böyleydi, DYP'de de. Neyse ki, dün Baykal'ın toplantısında bu hava yoktu. Gazeteciler olarak Akatlar Kültür Merkezi tiyatro salonuna itiş kakış olmadan girdik, Baykal'ı rahatlıkla dinledik, sorular sorabildik.

Çünkü salona Genel Merkez yöneticileri ile bazı milletvekili ve adaylar dışında kimse sokulmadı.

CHP toplantısında şov yapılmadı yapılmasına ama, yine de araya giren birkaç partili bu toplantının basına açıklama toplantısı olduğunu unutup, kendi görüş ve fikirlerini Genel Başkan'a yansıtabilecekleri bir platform olduğunu sandılar. Onların fikirlerini dinlerken hayli zaman kaybettik.

Bu arada Baykal konuşurken ilginç bir şey oldu. Kürsünün tam arkasına asılan Baykal posterini tutan yapıştırıcı kağıtlar tek tek sökülmeye başladı ve bir iki dakika içinde poster yerinden düştü. Herkesin birbirine baktığını ve muzipçe güldüğünü farkettim.

İlk sorun ahlâk

CHP lideri Baykal politik önceliklerini sıralarken ilk başta "ahlâk" dedi. Baykal bir dönemin hesabının sorulamadan seçime gidildiğini hatırlatarak "Temiz siyaset ve dürüst yönetim kurumsallaşmadıkça hedeflere ulaşmanın mümkün olmadığını" söyledi. Baykal Türkiye'deki soygun sisteminin nasıl zincirleme işlediğini örnekler vererek anlattıktan sonra "İşe ayrıcalıkları kaldırarak, milletvekili dokunulmazlıklarını yok ederek başlayacağız" diye konuştu.

Baykal dün hazırladıkları politikalardan özellikle sağlık sigortası ve sosyal güvence bölümlerinin üzerinde durarak, sağlık sigortası fonu için 5 milyar liralık kaynak ayıracaklarını söyledi.

Türkiye'de kaynak israfı olduğunu belirten Baykal siyasi istikrarın sağlanması, enflasyonun düşürülmesi, PKK terörünün bitirilmesi ile Türkiye'nin çok ciddi kaynaklara kavuşacağını ileri sürdü.

Galatasaray galibiyeti

Maçtan önce "Fenerbahçe yener" demiştim. Şimdi "naber" diye soruyorlar. Bugün yerim kalmadı, merak etmeyin yarın yazacağım.


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr