ÇARŞAMBA 10 MART 1999

SERPİL YILMAZ
Siyasi parti liderlerine birçok kez "Padişah" diyen ünlü işadamı Sakıp Sabancı, bu kez işadamlarına seslendi. Suya, sabuna dokunmayan iş adamı tipinin değişmesi gerektiğini belirten Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sakıp Sabancı, "Gözümüzü kapatalım, TÜSİAD, Rahmi Koç, Sakıp'ın gümbür-gümbür konuştuğunu duyalım" dedi.
İş dünyasının neyi seslendirmesini isteğini ise şu cümlelerle dile getirdi:
"Bana ne?.. Bunu değiştirmek lâzım. İş dünyası olarak tavrımızı koymalıyız. Bu liderlikten bıktık. İstedikleri gibi Türkiye'yi de, partilerini de yönetip, kaderimizi rehin alıyorlar. Artık oyumuza sahip çıkmalıyız. Seçmen olmaktan gelen gücümüzü ortaya koymalıyız."
Sabancı, "Bunu ilk defa söylüyorum" diyerek, çalışma odasının masası etrafında turlarken, kafasından geçeni ortaya koydu: "Dört köşeli bir laf ettiler. Bu laftan dönmelerine fırsat vermeyelim. Namus, şeref, haysiyet lafını ettiklerini yüzlerine haykıralım. İş dünyası olarak bir sözleşme de biz imzalayalım. Lafından döneni "ilan" edelim."
Laf, geçtiğimiz günlerde ANAP Lideri Mesut Yılmaz'ın "Kim daha az oy alırsa, parti liderliğinden çekilsin" diyerek, DYP Lideri Tansu Çiller'e yaptığı çağrı. Ve Tansu Çiller'in, Yılmaz'ın bu açıklamasına verdiği "Hay, hay... Ben bunu kendisine daha önce söylemiştim. Noter önünde" yanıtı...
Yılmaz ve Çiller arasında bir seçim diyaloğu olarak geçen bu cümle belki de partilerinin, hatta Türkiye'nin kaderini etkileyebilecek. Ancak kamuoyu bu sözü, senet kabul ederse ve unutmassa...
Sabancı unutturmayacak gibi.
İşadamı daha önceki seçim dönemlerinde sık sık sağda ve solda birlik temasını işliyordu. Hatta TÜSİAD'ın Anayol ilanlarıyla desteklediği bu çağrıların, sola yeterince ulaşmadığını düşünen Sabancı, bu kez de sola "Biriniz cumhurbaşkanı, biriniz de başbakan olmak üzere anlaşıp, birleşin" mesajını vermişti.
Bu çabaları boşa çıkan işadamı, son olarak bir hamle yaparak kendini de ortaya koymaktn çekinmedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na ANAP ve DYP anlaştığı takdirde talip olabileceğini bile açıkladı.
Bunlar da sonuç vermedi.
Güneydoğu Raporu'nu yazdığı günlere gitti Sabancı... "Her satırını düşünerek, araştırarak, beklentilerimi ortaya koyarak yazdım. Bunun içinden beğendikleri de, beğenmedikleri de olabilirdi. Kimse böyle bir rapor koydum diye arkamda durmadı" sözleriyle Sabancı, geçmiş bir eleştirisini hatırlattı.
Bu hatırlatmanın, bugün yaptığı çağrı için bir anlamı var.
"Kaybeden, gitsin" sözleşmesi için çağrı yaptığı iş dünyasına bir kez daha sesleniyor: "Şov yapmıyorum. Yazdığım kitaplara bakın, kendi ağzımdandır... Anamın kitabında ise yazar; Sadun Tanju. Beğendiğimiz yerlerde birlik olmalıyız."
"İnsanlarda, ülkelerde demokrasiyi öğrenmenin faturası ağır" diyen Sabancı, "Hazır olmalıyız" uyarısında bulunuyor.
Neye?!
"El ele vermeyen liderlerle, bir yerlere geldik. Çok umut ettik ama, Seçim Kanunu değişmeden seçime gidiyorlar. Şimdi yürüyoruz, siyasi istikrar olsaydı koşardık. Yüreğime girmiş arsızlık. Arsızlık derecesinde çalışıyoruz. Ot yoluyoruz, ellerim kanıyor."
Ses tonu düşüyor, Los Angeles'ta düzenlediği "Altın harfler" sergisinde moral depolamış yüzü bulutlanıyor ve şunları söylüyor:
"İçimde kaygılar var. Yine çok ortaklı hükümetler gelirse, zamanı iyi kullanamayacağız. Halkın çok hashas davranması gerekir. Bir 5 yıl daha uçmuş olabilir."
Sakıp Sabancı siyasi istikrarsızlığın ekonomiye bir faturasını olduğunu yinelese de, holding yatırımlarından vazgeçmiyor. Alman kimya devi Hoechts ile Necmettin Erbakan'ın başbakanlığı döneminde temel attıklarını belirten Sabancı, 18 Mart'ta da Kraft'la yeni bir temel daha atacaklarını vurguluyor. Donane'yle soda yatırımına giren Sabancı, Sasa'ya son iki yıl içinde 100 milyon dolar yaptıklarını da vurguluyor. Sabancı, tüm şirketlerinde yenileme, büyüme ve teknoloji geliştirme yatırımları sürerken, bazı stratejik kararlar da alıyor.
Sakıp Sabancı "Biz bugüne kadar dinamik bir sanayici grup olarak bilindik. Ticaret yapmadık. Ancak CarrefourSa ile büyümeye devam edeceğiz. Her biri 70-80 milyon dolar yatırım olan 4 mağazayı bu sene sonuna kadar açacağız. 2 ay önce İzmit'te, 22 Mart'ta İzmir'de açılacak Carrefoursa'lara ilaveten İstanbul'da 2 tane, Ankara ve Bursa'da birer tane daha hizmete girecek" diyor.
Carrefoursa'lar ayrıca başka bir rekabet alanına daha uzanıyor; o da bakkallar. Daha küçük metrekarelerde, semt CarrefourSa'ları açacaklarını söyleyen Sabancı, hipermarket pazarından bakkal pazarına kadar geniş bir yelpazede yer alacaklarını vurguluyor.
Sabancı Topluluğu mağazacılık alanlarında arayışını, Carrefoursa ile de sınırlı tutmuyor. Bu alanlara yeni zincirlerle de görüşmeler sürdürüyor.
İlk kez Mısır'a teknoloji ihraç eden Dusa, bu kez Güney Amerika, Arjantin ve Brezilya'ya da açılıyor. Dünyanın kimya devi Du Pont'la yüzde 50 oranında kurduğu ortaklığın (Dusa) Güney Amerika'dan sonra Arjantin ve Brezilya'da fabrika açacağını söyleyen Sabancı, "Buraya teknoloji transferini de Dusa sağlayacak. Güler Sabancı ve ekibiyle Du Pont çok iyi bir bağ kurdu. Şimdi birlikte dış yatırımlar yapıyorlar" diyor.