kapat

PAZARTESİ 01 MART 1999

CAN DÜNDAR (e-posta:cdundar@sabah.com.tr )

Avukatı, Apo'yu anlatıyor

Ahmet Zeki Okçuoğlu, Apo'nun 1970'lerden arkadaşı... Ama 1976'dan beri görüşmemişler. Üstelik geçen zaman içinde Okçuoğlu, Öcalan'ın "belki devletten de fazla" muhalifi olmuş. Çeyrek asır sonra, geçen Cuma günü İmralı'da bir hücrede buluştular. Okçuoğlu, Apo'nun avukatı sıfatıyla kendisiyle 20 dakikalık bir görüşme yaptı, sonra bir basın toplantısı düzenleyip devleti suçladı ve ortadan kayboldu.

Dün kendisiyle görüşüp, daha önce savcılardan dinlediğimiz Apo'yu bir de O'na sordum. Anlattıkları, mahkemede olacaklara ilişkin işaretler de veriyor.

Şimdi, söz savunmanın:

* * *

- İmralı'da nasıl bir tabloyla karşılaştınız?

- Cezaevi kapısından içeri girdikten sonra, 10-15 tane kar maskeli adamın arasında yürüdük. Her 2-3 adımda bir, çift taraflı dizilmişlerdi, Apo'nun odasına kadar bizi onlar götürdü.

- Nasıl bir yerdi görüştüğünüz..?

- İkinci katta, 5-6 metrekarelik, basit düzenlenmiş bir yer. Bir yatak var, bir plastik masa ve birkaç sandalye... Öcalan'ı önceden getirmişler, orada oturmuş bizi bekliyorlardı.

- Görüştüğünüz odada kimler vardı?

- İki kar maskeli görevli, bir yargıç, bir katip... bir de daktilo tabii...

- Apo ne haldeydi?

- Zaman zaman gözlerini sabit bir noktaya dikip bakıyordu. Bakışlarını benden kaçırıyordu. Odadaki iki kar maskeliden biri benim arkama, diğeri Apo'nun arkasına oturdu. Gözlerimize bakıyorlardı. Oysa normal koşullarda cezaevinin içi Adalet Bakanlığı'nın denetimindedir. Asker dışarıyı korur, içeri giremez.

- İtiraz ettiniz mi?

- Hakime 'Bu kar maskelileri buradan çıkarmanız lazım' dedim. Hak verdi ve onlara 'Buradan çıkın' dedi. Bunun üzerine kar maskelilerden biri, 'Biz emir aldık. Ancak emir verilirse çıkarız' dedi. Hakim hiç ses çıkaramadı. Oysa hakimin söylediği şey, mutlak karardır. Kimse itiraz edemez.

- Nasıl girdiniz lafa..?

- 'Geçmiş olsun' dedim. Yanına gidip elimi uzattım. Kar maskelilerden birisi araya girip tokalaşmamızı engellemeye çalıştı. Zorla tuttum elini.

- Apo nerede olduğunu biliyor muydu?

- 'İmralı'da olduğunu biliyor musun' dedim. 'Biliyorum' dedi.

- Dışarda ne olup bittiğinden haberdar mı?

- Dış dünya ile bütün irtibatı kesik. Radyo, TV, gazete izleme şansı yok. Oysa bir tutuklunun dış dünya ile irtibatının kesilmemesi lazım. 'Savunman için sana gerekli araç gereç verildi mi' dedim, 'Hiçbir şey verilmedi' dedi.

- Üstü başı ne haldeydi?

- Çok şıktı.

- Nasıl yakalandığını anlattı mı?

- 'Türkiye'nin benim yakalanmamda hiçbir rolü olmamıştır' dedi. 'Kenya devleti beni Türkiye devletine teslim etti. Ben Amsterdam'a götürüleceğimi zannederek uçağa bindim. Uçağa bindikten sonra uçak personeli Türkçe konuşunca artık Türk devletinin elinde olduğumu anladım' dedi.

- 20 dakika ne görüştünüz?

- Esasa girmek istemedim. Çünkü etrafta bir sürü adam vardı. Aleyhine delil olabilecek hiçbir mevzuya giremezdim. Sorgucular huzurunda yapılan ve zapta geçecek bir görüşmenin sağlıklı bir sonuç vermeyeceğini biliyordum. Hakim zabıt tutmaya kalkıştı. Ben de buna itiraz etmedim. Çünkü tuttuğu zabıtta kar maskelilerin orada olduğunu yazıyordu. Davayı sona erdirebilecek bu kanıtı bana verdi. Aldım ve çıktım dışarı...

- Çekildiniz mi şimdi?

- Çekilmedim, sadece askıya aldım. Can güvenliğim garanti edilene kadar...

- Nasıl bir garanti bekliyorsunuz devletten...

- Can güvenliğimi sağlamasını bekliyorum. O güvence olmadan bizden hiçbir avukat davaya girmeyecek.

- Nasıl bir sonuç bekliyorsunuz?

- Bütün Avrupa ve dünya medyası izliyor. Devlet, bu işlerin üzerinde olmayı başarabilseydi, bir yanda ben olacaktım, bir yanda savcı... Ama benim karşımda devlet var şu anda... Bence burada ben kazanırım. Bu, benim için çok kolay bir dava... Çünkü Türkiye Devleti, Apo davasından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde mahkum olacak. Devlet, meseleye tarafsız yaklaşmayarak, belki de kolay kazanabileceği bir davayı başından kaybetmiştir.

* * *

Okçuoğlu'nun gözlemleri bunlar...

Türkiye, adil bir yargılama istiyor ve savunmanın kutsiyetine inanıyorsa bunun gereğini yapmalı ve kendisini haksız duruma düşürecek uygulamalara fırsat vermemelidir.

İlerde daha başka sorunlarla karşılaşılmaması için bu sözlerin dikkate alınmasını diliyorum.


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr