kapat

PAZARTESİ 01 MART 1999

NURİYE AKMAN (e-posta:nakman@sabah.com.tr )

Savaş, Barış'ı anlamadı

r Savaş Manço'nun Barış'ı hep üzdüğünü düşünenler var.

- Yapıları farklıydı onların. Çok fazla bir şey konuşmak istemiyorum. Bana göre Aktüel'in Barış özel ekindeki şu ifade Savaş'ın hiçbir zaman Barış'ı anlamadığını gösteriyor. Barış sağ olsaydı, şu bölümü okusa o anda ölürdü zaten. Saçlarını uzatması tepki alıyor muydu diye soruluyor. Ne demiş bakın: "O zamanlar saçını uzatan pek kimse yoktu ama Barış her zaman bunun savaşını verdi" diyor. 15 yaşından söz ediyor. 15 yaşında Barış'ın saçları uzun değildi. Barış'ın saçları Akademi'de okurken uzamaya başladı. Okumaya devam ediyorum. "Eleştirenlere anlattı, Orta Asya'da bütün Türk boylarında erkeklerin saçları uzundu." Barış saçını o zaman Orta Asyalı erkekler uzatıyordu diye uzatmadı ki. Yani burada bir imaj yerleştiriyor.

r Niye böyle bir şeye ihtiyaç duysun?

- Anlamadığı ve tanımadığı için. Sorun orada işte. Daha da beteri var. Okuyalım şurdan: "Adını hatırlamadığım bir Diyanet İşleri Başkanı Barış'tan bir namaz filmi istemişti. Çünkü Hz. Peygamberimiz'in saçları uzunmuş ve Barış secdeye vardığında saçları önüne düşermiş" Yani bu nasıl bir şeydir? Barış'ı nasıl sınırlamış! Barış ülkücü ve fanatik İslamcı görüntüsü verir bunu okuduğunuzda.

r Veremeyebilir de. Ama Barış Manço'nun bütün yapımlarında Savaş Manço'nun da adı var.

Barış'la son bağlantı

- Tabii. Çok iyi organizatördü Savaş.

r Sizin de imzanız var. Böyle bir Manço sülalesi, şirketler grubu.

- Televizyon programına başladıktan sonra profesyonelce bu işe girdim.

r Bir dostunuz bana dedi ki, "Savaş, Barış'ı çok üzdü."

- Üzdü ama bu konuda konuşmak istemiyorum.

r Peki. Çıkacak kasetinde eski şarkıların yeni yorumu olacak. Sence daha mı güzel bu haliyle?

- Zevk meselesi. Ben bazı parçalar böyle daha güzel diye düşündüm, bazılarının eskisi daha iyiydi. Bir haftaya kadar çıkacak. 1-2 milyon satar diye düşünüyorum. İnsanların somut olarak Barış'ı elde edebilecekleri son şey bu. Barış'la aralarındaki son bağlantı olacak o.

r Ömrünün sonuna kadar Barış'la çalışmaya devam edeceksin.

- Evet. Ardından yazılanları okumak lazım. Çalıştığı bütün ekipleri topladım. Hepimiz birer öğrenciyiz. Öğrendiklerimizi artık ortaya çıkarmamız lazım. Barış Manço bizden bunu bekliyor.

r Sizi yönetiyor?

- Yani bizi eğittiği için yönetiyor. Lafları çok dikkatli kullanmaya çalışıyorum. Birdenbire kocasının acısından kafayı yemiş, uçmuş bir kadın görünümü de verebilirim.

'Sınavlardan geçti'

r Kendisiyle barışık olduğu söylenen Barış'ın kansere çok eğilimli bir bünyesinin olması, yaptığı şeylerle tatmin olmamasını konuşalım mı?

- Hastalıkla tatminsizlik arasında kurulan bağ yanlış. Barış çok büyük sınavlardan geçti. Müdahale edilmedik hiçbir yeri yok. Geçirdiği kazalar, ameliyatlar, hastalıklar falan filan... Bunlara son derece dayanıklıydı ve "Niye bana böyle oluyor?" sorusunu sormadı. Gördüğü vefasızlıklara hiç itiraz etmedi. Tanrı onu böyle test etti. Yani ihanete, yanlışlığa ne kadar dayanıyor? Her türlü durumda yumuşak ve soğukkanlıydı. Kimseyi yargılamadı, cezalandırmaya kalkmadı.

r Hepimizin hayatında böyle şeyler vardır. Böyle düşünmen için ekstradan ne yaşadı ki Barış, mesela nasıl bir ihanet yaşadı ki?

- İyi bir şeyler yapmaya çalışıyorsunuz. Fakat bunun hiçbir zaman karşılığını görmüyorsunuz. Söyleyeceğim laflar hep medyaya dönecek. Sen de ihanet ettin ona. Onu kaale almadın, algılamadın. Barış buna kırılmadı ki. "Nuriye Akman herkesle röportaj yapıyor, benimle yapmıyor" diye düşünmedi. Anlaşılan biliyordu ki Nuriye Akman, günün birinde onun hakkında bir röportaj yapacaktı. Yani ihanet illa da belirli bir aldatılma değildir.

r Kendimi savunmayacağım. Ölümü nasıl algılardı?

- Şarkılarında ölüm var. Mesela Dönence'nin sözleri. Ölümünden bir saat önce bir şarkı sözü yazsaydı böyle bir şey yazardı. Bence orada kendi ölümünü anlatıyor. Bunu şarkı haline getirebildiğine göre ölümden korkmuyormuş. İnsanlar şarkılarıyla uğurladılar.

r Ölüm gününü nasıl yaşamış?

- Her zamanki günlük şey içinde. Antikacı arkadaşıyla bir yere gitmiş. Sonra bana telefon etti, bir arkadaşıyla yemeğe gidecekti. O gün de Barış'ın yeğeni vardı burada. Biraz problemleri vardı. Ona moral vermeye çalışıyordum.

r Hangi yeğeni?

- "Alla beni, pulla beni"yi söylediği...

r Bir dedikodu dolaşıyor. Güya onunla da ilişkisi varmış...

- Ben size daha iyi bir dedikodu söyleyeceğim. Çocuklardan birinin annesi ben değilmişim. Onun için artık her şey söylenebilir.

r Bu yeğenle nasıl bir akrabalık var?

- Hısım demek lazım, küçük olduğu için yeğen olarak geçiyor. Neyse problemlerini konuşuyorduk. Telefon etmiş, "Yemeği hazırlayın, bir saate kadar geliyorum" demiş. Sonra haberi geldi.

r Yanında kimse var mıydı?

- Yusuf var galiba, ortağımız. Ne olduğunu aklıma gelip de soramadım.

r Kol Düğmeleri'ni kavuşamadığı Ankaralı ilk aşkına yazmış. Öyle mi?

- Evet. Sözlerini çok beğenirim. Biraz da imkansız bir aşk çünkü.

r Kimdi o kadın?

- Söyleyemem. Ben yoktum o zaman zaten. Ama kendisinden büyük ve angaje bir insan.

r Seninle paylaştı mı bunu?

- Ben her şeyini bilirim.

r Kadın cenazeye gelip seninle konuştu mu?

- Evet. Tanışıyoruz. Ama belki benim bildiğimi bilmiyordur. Bildiğim kadarıyla tamamen platonik bir olay.

r Barış seni kıskandı mı hiç?

- Bunun için bir neden yoktu. O benimdi ben de onundum. Birbirimize çok emek vermiştik. Aşk bitebilir, evlilik bitebilir ama insanın kendi emeğine saygısı hiç bitmiyor. Evliliğimizin sırrı yaşamlara duyulan saygıydı. İstemediğini yapmama özgürlüğümüz vardı ki istediğini yapma özgürlüğünden daha önemlidir.

r Aşkta eşitlik olmaz. Hanginiz diğerini daha çok severdiniz?

- O daha çok severdi beni. Onun sevebilme kapasitesi daha büyüktü.

r Bu kadar aktif, her şeyi elde etmiş bir adamın bir kadınla yetinemeyeceği gibi bir düşünceyi nasıl karşılarsın?

- Diyelim ki öyle. Neyi değiştirir?

r Bir kadın olarak sendeki yansımalarını merak ederim.

- Hiçbir yansıması yok. Barış Manço Barış Manço'ydu. Yaratıcı, üretici bir insandı. Üretken olabilmek için başka şeyler lazım. Böyle bir şey vardıysa da helal olsun. Ona çok şey kazandırdı. Kalkıp da bunun hesabı yapılmaz artık.

r "Barış öldü, yeni bir dönem başlıyor" diyorsun. Nasıl bir dönem bu?

- Cenazesinin kalktığı gün, binlerce insanın aynı anda Barış'ın adını anması, dua etmesi, ağlaması, iyi şeyler düşünmesi, sevgiyi söylemesi nedeniyle öyle bir pozitif enerji oluştu ki Türkiye semalarında. Bence artık çok güzel bir zaman başladı bizim için. Yakında seçimler var ve bu seçimlerin Türkiye için hayırlı olacağına inanıyorum. Barış'ın ölümü böyle bir sinyal oldu.

r Onun için mi "ölümü zamansız olmadı"?

- Barış için genç öldü lafını kullanmak çok abes. Bana göre 114 yaşında öldü. Alınan soluklar önemlidir. Onları boşa harcamadığı için iki misli yaşadı.

r Daha bir ay olmadı eşini kaybedeli. Nasıl bu kadar soğukkanlı ve güçlüsün?

- Ben de bir misyonla baktığım için.

r Kendi kendine kaldığın zaman hiç ağlamıyor musun?

- Kendi kendime hiç kalmıyorum. Kaldığım zaman da bu yazıları okuyorum. 3 gün şuurumu kaybedecek kadar acı çektim. Ama acıyla kaybedilecek zaman yok. Yapılacak çok iş var.

r Çocukların için, "Onları teselli eden anne olmak istemiyorum" diyorsun Aktüel'de.

- O gün o kaos içinde aşağı indim. Doğukan babasının parçasını dinliyor ve ağlıyor. Yasın ne kadar devam edeceğini bilmiyor ve kafasında binlerce soru var. Ona "Babanı ne kadar tanıyorsun?" dedim. "Bilmiyorum anne" dedi. Dedim ki, "Babanı sana anlatacağım, o zaman ağlamayacaksın. Şunu kabul et bir kere" dedim, "biz onunduk o bizim değil."

r Anlamakta zorluk çektiğim ve kalbimin "hayır" dediği bir şey. Çocuğa, "Biz onunduk o bizim değil" diyerek çok fazla şey yüklemiş olmuyor musun? Niye hepinizi obje haline getiriyorsun?

'Onun için seçildik'

- Getirmiyorum. Doğukan'ın bilmediği şeylerin cevabını aradığını hissettim. Babasına karşı acaba suçlu muydu? Nerede bir hata yapmıştı? Babasını mutlu etmiş miydi? Ona dedim ki, "Onu çok mutlu ettik. Babalık zevkini tattırdın. Onun soyunu sürdüreceksin. Vicdan borcumuz yok. Biz onun için seçilmiştik." Biraz onun acısını almaya çalışmak için söyledim bunu ve doğruydu da.

r Barış'la iletişimin şu anda nasıl?

- Onun o kadar benle olduğunu hissediyorum ki ve konuşuyorum da ve bana yardım da ediyor. Çok sıkışık olduğum zamanlar çok kuvvetli bir şekilde onun yardımını aldığımı hissediyorum.

r Dikkat etmelisin. Kendi kendine onun hayaliyle konuşuyor durumuna da gelebilirsin.

- Yok hiç hayalle konuşmak falan değil. Net biçimde tavrımı koyuyorum. Ona diyorum ki, "Bu senin hayatın bana bıraktığın. Madem bana hayatını bıraktın, bana yardım edeceksin." Bana kuvvet veriyor. Reenkarnasyona inanırım.

r Nasıl geleceğini düşünüyorsun?

- Artık gelmeyeceğini düşünüyorum.

r O zaman reenkarnasyon olmaz ki.

- O reenkarneydi zaten. İkibin yılı için hasat zamanı derler. Bazı insanların görevlerini tamamladıktan sonra bir daha yukarı alınıp yeni misyonlarla geri yollandığı, kimi tekamül etmiş ruhların ise orada kalacağı, daha bir yönetici sınıfına kabul edildiği söylenir.

r Yani Barış tekrar gelmeyecek.

- Belki gelir. Birisi anlattı. Metafizik uğraşları olanların çok özel rakamları var. Bilenler daha net anlatabilir. Önemli iki rakam var: 13 ve 19. Barış'ın ölüm tarihi 19, doğum tarihi de 13 oluyor. Söyleneni söylüyorum: O son derece tekamül etmiş bir ruh. Dönmeyebilir.

r Lale, teşekkür ederim. Allah yardımcın olsun...


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr