PERŞEMBE 18 ŞUBAT 1999
Bölücübaşı elimizde... Ve şimdi bütün dünyanın gözü üzerimizde... Zaman "dikkatli olmak" zamanı... Hata yapmamak zamanı.
Ve "ev ödevlerimizi" iyi yapmak zamanı.
Ev ödevlerimiz...
Dünyaya anlatmalıyız ki "Türkiye, çağdaş bir hukuk devletidir."
Ne yapılacaksa "çağdaş hukuk ölçüleri içinde" yapılacaktır.
Önemli olaylarda "kriz masası" kurulur.
Apo'nun yakalanmasından büyük olay mı olur?
İçinde muhalefetin de bulunacağı... Veya muhalefete de sürekli bilgi akıtılacağı bir kriz masası kurulmalıdır.
Ve Apo konusu, seçim meydanlarında ayağa düşürülmemelidir.
İç politika malzemesi yapılmamalıdır.
Bülent Ecevit'in yaklaşımı... Kürt kökenli vatandaşlarımızı da kucaklayan, söylemi, "Türkiye'yi yükseltecek politikadır."
Apo'nun terörist olduğunu bütün dünyaya kabul ettiren Türkiye şimdi "yanlış yapmamaya mecburdur."
Sadece siyasetçilere değil...
Herkese görev düşüyor.
Medyaya da.
"Bu olaydan" Atatürk'ün modern Türkiyesi'nin güçlenerek çıkması lazımdır.
Apo iyi ki Bülent Ecevit'in Başbakan olduğu bir dönemde yakalandı.
O Ecevit ki...
Batı'nın saygı duyduğu sosyaldemokrat Willy Brandt'ın dostu.
Olof Palme'nin arkadaşı.
Siyasal yaşamı, demokratlığının kefili.
İnsan hakları konusunda duyarlı.
Ve Apo'nun yakalanışını, partisi için oy toplama aracı olarak kullanmayacak kadar da ciddi bir devlet adamı.
Pazartesi, Sabancı'nın katili öldürüldü.
Siyaset, vites küçülttü.
Salı, Apo yakalandı.
Siyaset, frene bastı.
Çarşamba...
Siyaset yeniden ısınmaya başladı.
Isınması da doğal.
Zira, seçime 63 gün kaldı.
Mehmet Ağar, daha parti yöneticileri yokken, DYP genel merkezine dilekçeyi dayadı:
- Aday değilim.
Ağar için, Elazığ'da seçim almak "çantada keklik."
Öyleyse "çekilmek" neden?
Ağar bir süredir "itilip kakılıyor."
Kendisine "Elazığ dışında adresler" gösteriliyor.
Ayın 24'ünde "Üzüleceği... Rencide olacağı" bir durumla karşılaşmaktansa...
Kendiliğinden "çekilmek" istiyor.
Dilekçeyle değil ama... "Sözle" liderin kapısını çalan bir başka siyasetçi...
Ali Talip Özdemir.
Konuşmanın özeti...
Özdemir:
- Sayın Genel Başkanım. Bu işin uzaması takdir buyurursunuz ki, beni yıpratıyor. istanbul için göreve hazırım. Ama eğer siz başka bir arkadaşımızı münasip bulursanız saygıyla karşılarım... Uygun göreceğiniz yerden, milletvekili olarak da partime ve ülkeme hizmete devam etmek isterim.
Yılmaz:
- Cuma günü İstanbul'a geleceğim... Açıklayacağım. Ama şimdi bu konuyu kimseye söyleme... Bazı sıkıntılarım var. Cuma'ya kadar aşacağım.
- Sayın Mesut Yılmaz "Bu işi... Liste işini" kaç kez yaptınız.
- Üç kez.
- En zoru hangisi?
- Bu seçimdeki.
- Neden?
- Sorma... Talep çok.
- İstanbul'da geciktiniz.
- Bana gecikmeyeni söyle.
- İstanbul'da ne olur?
- Toplam seçmenin yüzde 15'i İstanbul'da... Almamız lazım... Alacağız... İyiyiz.
Evet, siyaset yeniden ısınıyor.
Haftaya ise "mevsim normallerinin" üzerinde olacak.