PERŞEMBE 18 ŞUBAT 1999
Fenerbahçe müthiş birşey başardı. Dokuz hafta üstüste kazandı. Tek puan vermeden..
Bu başarı onu liderliğe götürdü. İlk yarı biterken zirveye çıktı, bugüne dek de inmedi.
Başarının sebebi çok açık görünüyor..
Fenerbahçe, dünya çapında etkinlikle oynuyor.
Dünya çapında..
Bu satırların altını çizin..
Girdiği pozisyonla, kazandığı golün oranı hep yüzde ellinin üzerinde olan, zaman zaman yüzde 80'e ulaşan kaç takım var dünyada..
Gençler deplasmanında skoru 3-0 yaptıklarında, bu oran yüzde yüzdü..
Adana maçının ilk yarısı 3-0 bittiğinde yüzde 50!..
Bu oranı açtığınızda şu gerçekle karşılaşıyorsunuz..
Fenerbahçe, "Henüz" olağanüstü bir futbol oynamıyor.
Ama bitiren ayakları ve kafaları olağanüstü..
Sezon başından beri Fenerbahçe'nin devamlı yükselen grafiği, bu takımın çok daha iyi futbol oynayacağını gösteriyor.
Böyle bir oranla, o zaman maçları nasıl bitecek, düşünün bakalım!..
Löw, müthiş bir sağ kanat oluşturmuş.. Mustafa Doğan ve Tayfun ikilisi rakip sol kanadı allak bullak ediyorlar. Mustafa Doğan, Alman Milli Takımı'na çağrıldıkça şaşardım. Meğer bir bildikleri varmış..
Moldovan müthiş bir golcü.. Sorunlar çözülüyor. Pas almaya başladı. Takıma da alıştı. İnanılmaz bir ilk topa çıkışı var.. Hakan Şükür bu Moldovan'ın kasetlerini iyi izlemeli..
Boğa gibi, topun geldiği tarafa saldırıyor Moldovan.. Kanattan gelen topla kendisi arasında rakip bırakmıyor.. Hakan da böyle yapardı bir zamanlar. Şimdi tam tersini yapıyor. Topun geldiği kanadın aksi tarafına koşuyor, arka direğe.. O kanat topu herkesi aşarsa, boş kaleye vuracak.. Ölme eşşeğim ölme..
Murat Yakın'ı Alp Yalman'ın İsviçre'de yaşayan çok yakın arkadaşı Korman keşfetmişti. Yıllarca uğraştı bu transfer için.. Ama ne Yalman ilgilendi, ne de o zamanki futbol sorumlusu Adnan Polat.. Tıpkı Mehmet Scholl gibi Murat Yakın da Galatasaray'ın kapısından döndü..
Bugün Berkant aynı durumda.. Yarın o da Fener forması giyecek, Galatasaraylılar dövünmeye devam ederken.
Murat her takımda olması gereken bir harika.. Topu onun kadar soğukkanlı, onun kadar isabetli kullanan bir orta saha adamı daha yok..
Galatasaray topla çıkarken, Tugay on topun beş altısını rakibe atarken mesela, Murat Yakın koca bir maçı tek hata ile bitiriyor. Savunmanın en sıkıştığı anlarda topu en kısa zamanda tehlikesiz bölgeye atmaktaki ustalığı ise Fenerbahçe'nin az gol yemesinin en büyük sırrı.
Löw, Moldovan ve Murat Yakın..
Bu yılın Fenerbahçesini geçen yılın enkazından ayıran üç adam..
Bu üç adama, sezon başında Fenerbahçe medyasının nasıl karşı çıktığını, nasıl kıysıya eleştirdiğini hatırlıyorum da..
Fenerbahçe şimdi deyim yerinde ise bir şampiyonluk dönemecine giriyor..
Dört haftalık programa bakın.. İki Anadolu deplasmanı.. Ardından Ali Sami Yen'de Galatasaray.. Hemen sonra da Trabzon..
Öylesine bir fikstür azizliği ki bu..
Viraj zor.. Ama bir dönerlerse, öyle görünüyor ki, düzlüğe çıkarlar!..
Fenerbahçe tribünlerine öyle keyifle bakmaya başladım ki.. Ne güzel insanlar.. Genç kızlar.. Babalarının omzuna oturmuş ana okulu öğrencileri.. Gözleri öfkeden dönmüş değil, maça keyif almaya gelmiş yakışıklı delikanlılar..
Amerika'da maçlarda görüp de gıpta ettiğim sahneleri bu ülkede de görmeye başladım.. Maçlar bizde de karnavala dönmeye başlayacak galiba..
Güzel insanlar, kötüleri tribünden kovacaklar sonunda..
Abdullah Kiğılı'yı tanıyamıyorum mesela, Fener yönetimine girdiği günden beri. Bu kadar dost, bu kadar sevecen, bu kadar sportmen, fairplayci Apo, nasıl tahrik edici ifadeler kullanıyor..
Bu ülkede futbol federasyonu başkanlığı yapmış birinin, düşmanlıkları, öfkeleri, kinleri körükleme yerine, hoşgörünün öncülüğünü yapması, ezeli rekabetin, ebedi dostluk olduğunu anlatması gerekemez mi?.
Tribünler çok olumlu bir havaya hızla giderken, başta Kiğılı bazı Fenerli yöneticilerin söylediklerini, iki kez düşünmelerini dilerim.
Galatasaray'ın futboluna doyulmuyor!..
Bir dünya rekortmeni takım oldu Galatasaray..
Dünya üzerinde bir maçta bu kadar gol pozisyonuna giren kaç takım hatırlıyorsunuz?..
Son maçlarında ortalama 25-30!..
Ne var ki, bu rekoru bir başka rekor gölgeliyor..
Dünyanın en çok gol kaçıran takımı da Galatasaray!..
Girdikleri pozisyonların yarısını atabilseler, Galatasaray'ın son haftalardaki rakipleri düzinelik olurlar, Galatasaray tarihe geçecek bir gol rekoruna şimdiden ulaşırdı.
Şimdi bu görüntünün analizi..
Fatih Terim, Türk futbol tarihinin en iddialı "Hücum Futbolu"na imzasını atıyor.
Sahaya tam sekiz hücum adamı ile çıkıyor. Savunma ağırlıklı iki adam var takımda.. Popescu ve Fatih.. Onlar da her maç, kaç defa hücuma katılıyor görüyorsunuz..
Galatasaray'da gol pozisyonuna girmeyen tek adam kaleci Taffarel..
Fatih Hoca, bu müthiş hücum taktiğini konuşurken "Uygun bir maçta Taffarel'i de gol atarken göreceksin hiç merak etme" dedi.
Savunmada riskler pahasına göze aldığı bu hücum taktiği Galatasaray'a seyrine doyulmaz bir futbol zenginliği veriyor.
Dost düşman büyük bir keyif alıyor, Galatasaray'ı izlerken..
Sorun bitiren ayaklarda..
Galatasaray topu çerçeveye atamıyor.. Orta saha adamlarının uzak şutlarının çerçeveye ulaşma oranı yüzde 10 falan..
Hücum adamları, Arif ve Hakan, bugünkü görüntüleri ile tesadüfen gol atıyorlar. Bazan mucize hareketler, bazan çocukların atacağı golü kaçırmalar..
Bu ikisi pozisyona girdiğinde, Galatasaray seyircisi topu ağlarda görene kadar yerinden kalkmamayı öğrendi..
Ve üçüncüsü.. En önemlisi..
Galatasaray'da sorumluluk almaya cesaret eden yok. Gol pozisyonundaki adam dahi pas verecek adam arıyor.. Şut en son çare olarak akla geliyor.
Geçen maçlardan birinde son dakikalarda oyuna giren Alper, kale içinde üç arkadaşı varken, sıfırdan şut attı ve ayakta alkışlandı.. Şut attığı, şut atmaya cesaret ettiği için..
Galatasaray'a, gol atmak için şut atmak gerektiğini yeni baştan öğretmek gerek..
Çift kale falan değil, gol ayaklarına, doğrudan, bıkmadan usanmadan tekrar tekrar, ezberletene kadar gol antrenmanı yaptırmak gerek.
Ha bir de..
Sakın ola kimse Hakan'a gol attırmak için çırpınmasın.. Bu ayrı bir stres sebebi yaratıyor Hakan'da.. Yığınla akın da, başlaman bitiyor, Hakan arama gecikmesi ve zorlamasından..
Hakan kafasını toparladıkça kendi golünü bulur, merak etmeyin!..
Sanırım, kalitesine ve heyecanına doyulmayan bir lig mücadelesi izleyeceğiz, Galatasaray ile Fenerbahçe arasında..
Bab-ı Ali hala farkında değil ama ülkemizde bugün ötekilere fark atan, dünya çapında iki takımın müthiş bir mücadelesi var..
En küçük bir tökezlemenin bile affedilmeyeceği, nefes nefese bir foto finişe hazır olamız gerekiyor!..
Hem de Amerika'dan gelen Derya Büyükuncu ve Uğur Taner gibi devlere rağmen, Fenerbahçe yüzücüleri Galatasaray'ı geçip şampiyon oldular..
Medya bu müthiş yarışları değil, bazı Fener yöneticilerinin ileri geri konuşmalarını verdi, haber diye..
Yüzmede müthiş bir güzellik yaşanmış, ezeli rekabet pisinlere geri dönmüş kimsenin haberi yok!..
Fikret Ünlü, federasyon başkanlığına Haluk Toygarlı'yı getirmiş.
Kutlarım..
Toygarlı, Büyükuncu ve Taner'e sahip çıkılacağını açıklamış.
Harika..
Amerikan forması ile yüzen Taner'in yeniden ayyıldıza kavuşması için Amerikan Federasyonu ile görüşeceğini söylemiş..
Bravo!..
Geri dönen ezeli rekabet ve geri dönen başkan, yüzme sporuna umutlar getirdiler.