kapat

PERŞEMBE 18 ŞUBAT 1999

ÇETİN ALTAN (e-posta:caltan@sabah.com.tr )

Geniş kanatlı bir barış dönemine doğru...

Önce kralın hakkı krala...

Nerdeyse 5 aydan bu yana Ankara'nın Apo'yla oynadığı uluslararası ruleti sonunda Bülent Ecevit kazandı.

Neden bu ruleti 14 yıldan bu yana kimse kazanamadı da, seçimler öncesi geçici bir azınlık hükümeti kurmuş olan Ecevit kazanıverdi; ilerde yapılır herhalde onun analizleri de...

Unutmamak gerekir ki vaktiyle Kıbrıs harekatını kazanan da yine Bülent Ecevit olmuştu.

Belki de bunun temel nedeni Ecevit'in şoven, hamaset edebiyatının kolaycılığını raketleyerek durumu idare eden ve Soğuk Savaş dönemi cuntalarına kaş göz işareti yapmaktan medet uman bir kasaba politikacısı olmayışı..

* * *

Doğu ve Güneydoğu sorunu, yahut Kürt sorunu yeterince masaya yatırılmış bir sorun değildir Türkiye'de...

Apo'nun öncülüğünü yapar göründüğü silahlı eylemler, o yörelerde ta öteden beri kıpırdayıp duran başkaldırı olaylarının 29'uncusu...

27 Mayıs darbesi dışında, Ankara iktidarları o yörelerdeki feodal yapıyı, daha doğrusu aşiret yapısını değiştirmek yerine, aşiret beyleriyle işbirliği yapmayı daha pratik buldu...

Bir Bülent Ecevit, Doğu ve Güneydoğu'nun feodal yapısını değiştirmekte ısrarlı durdu ama bunu hayata geçirecek bir olanak bulamadı.

O nedenle de şimdi bu sorun, değişik açılardan Dünya gündeminde...

* * *

PKK başkaldırısının üstü örtülü bir iç savaşa dönüştürülerek 14 yılda Türk ekonomisini depremlere uğratan kanlı bir bataklık yaratılması ve daha da beteri sorunun uluslararası platformlara taşınması, Ankara siyasetçilerinin beceriksizliğiyle derinliğine ilgiliymiş gibi geliyor bize...

Ve asıl sorun da PKK'yı hangi dış merkezlerin silahlandırıp uluslararası bir örgüt niteliğine soktuğu?..

Genel kanı Şam üstüne odaklaştırılmıştı. Doğan Güneş Paşa birkaç kez Bonn'u ima etti.

Ankara neden içeri giren silahları kaynağında engellememiştir? Yahut Washington neden PKK'nın hem askeri bir güç, hem de uluslararası bir nitelik kazanmasına sessiz kalmıştır; yanıtını biz bilemiyoruz.

* * *

Bizim bildiğimiz Saddam devrildikten sonra Kuzey Irak'ta Talabani ile Barzani'den örgülü bir Kürt otonomisine bir zemin hazırlanacağı... Bu yeni gelişmeler içinde PKK'nın rolü ne olacaktır, onu da herhalde zaman gösterecek.

Güneydoğu yahut Kürt sorununu çözmek gerekiyor artık. Herhalde Washington'un da eğilimi aynı yönde...

Tabii bir de Kıbrıs ve Ege sorunu var... Clinton bizzat açıkladığına göre 18 Nisan seçimlerinden sonra o paket de gündeme gelecek.

Ve en sonunda Türkiye'nin askeri harcamalarında bir rahatlama olursa, globalleşme süreci Türkiye'yi daha genişliğine sarmalayacak..

* * *

Bu arada PKK'nın nerdeyse tüm dünyayı emperyalist ilan ederek Avrupa başkentlerinde belalı eylemler başlatması doğrusu dikkat çekici... ABD'nin PKK'yı terörist bir örgüt olarak ilan etmesi, kendisine çok daha ılımlı yaklaşan Avrupa merkezlerinde de sanki kanıtlanıyor gibi...

Kaldı ki Marksist bir değerlendirmeyle, ABD ve Avrupa, Kürt aşiretlerinin beyleriyle "kol gücü sömürüsüne dayalı ilkel bir kapitalizmin avantası üstüne" işbirliği yaptığı için mi, PKK tüm gelişmiş toplumlara karşı şahlanıp, hepsinin anasını gebe bırakma translarına giriyor, anlamak zor.

Ayrıca "silahları PKK'ya kim veriyor, neden veriyor" sorusuna da bir yanıt bulmak gerek...

Ha bir de eroin kaçakçılığı üstüne spekülasyonlar var ortada. Bakalım Apo, yargılanması sırasında neler söyleyecek bu konuda...

Önümüzdeki yüzyıl, yaşadığımız günleri daha derinliğine incelerken varacağı yargı sanırız ki şöyle olacak:

"Etnik sorunların -dış kışkırtmalar sonucu- silahlı eylemlere dönüştürülmesi yüzünden nice gençler öldü, nice acılar çekildi..."


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr