PERŞEMBE 18 ŞUBAT 1999

Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Hikmet Uluğbay, IMF ve Dünya Bankası üst yöneticilerinin Türkiye temaslarının ardından gelişmeleri ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerini değerlendirdi.
Piyasaların, "Yılın ilk 4 ayında 24 milyar dolar borç ödenecek" psikozuna itilmesinin yanlış olduğunun görüldüğünü vurgulayan Uluğbay, yüksek reel faizleri 'yıllarca önce yapılmış hataların bedeli' olarak yorumladı. Uluğbay, sorularımıza şu yanıtları verdi:
- Mevcut Bankalar Kanunu, mali sistemi kontrol etmek için yeterli mi?
Bankalar kanunu bütün çabalara rağmen çıkmadı. Ancak bu durum, yasal bir boşluk olduğu anlamına gelmez. Yasal boşluğun giderilmesi için Haziran'a kadar süre vardır. Yeni kurulacak hükümetin de bir numaralı önceliği Anayasa Mahkemesi'nin verdiği süre dolmadan önce Bankalar Yasası'nı çıkarmak olacaktır. Bankalar Kanunu'nundaki yetkiler, idarenin ve hükümetin elindedir.
- Piyasalar 'yılın ilk dört ayında 24 milyar dolar ödenecek' sıkıntısını atlattı mı?
Böyle bir psikozu yaratanlar, bazı rakamları bilmeden konuşmuşlar. Örneğin, 98'in ilk 4 ayında Hazine 20 milyar dolar borç servisi yaptı. İç borç stokunda bir artış var ama bu, makul ve çevrilebilecek bir artış. Hazine salı günü iki ihaleyi birden başarıyla yaptı. Geçen senenin büyüklükleri bilinmediğinden, "24 milyar dolar borç çıktı, acaba ne olacak?" demenin anlamı yok.
- Reel yüksek faizlerle Türkiye neyin bedelini ödüyor?
Yüksek reel faiz vermekle şimdiye değin kamu finansmanını sağlıklı yapıya kavuşturacak vergi reformunu ihmal etmenin bedelini ödüyoruz. Aynı şekilde sosyal güvenlik sisteminde yıllarca önce yapılmış hataların bedelini ödüyoruz. Yapılması gereken birtakım reformları zamanında yapmamanın bedelini ödüyoruz.
- Siyasi istikrarsızlık da bu tablonun ortaya çıkmasında etkili olmadı mı?
Eğer ekonominin gereksinimi olan reformlar yapılmış olsaydı, siyasi belirsizliklerin veya siyaset takvimindeki gelişmelerin faiz üzerindeki etkisi, yüzde 1 ile yüzde 5 arasında değişirdi.
- IMF'den sonra Dünya Bankası'ndan da ileriye yönelik bir umut mesajı aldınız mı?
Dünya Bankası'nın tavrını tıpkı IMF'de olduğu gibi kendi ağızlarından dinlemelisiniz.
- Seçimden önce Dünya Bankası'ndan mali yardım gündeme gelebilir mi?
İhracatın finansmanı için düşünülen bir kredi var ve müzakereleri devam ediyor. Ancak biz, seçim takvimine göre değil, Türkiye'nin gereklerine göre tüm uluslararası kuruluşlarla temaslarımızı sürdürüyoruz. Bizim temel anlayışımızda, devlette devamlılık esastır.
- Kamu kesimi toplu sözleşmelerini seçimden önce sorunsuz halledebilecek misiniz?
Pazarlıklar devam ediyor. Hükümetimiz, Türkiye'nin gerçekleri çerçevesinde bu müzakerelerin sağlıklı bir zeminde bir an önce tamamlanmasını istiyor.
- Tütün piyasası henüz açılmadı. Siyasi açıdan önemli görülen tütün üreticisine yönelik fiyatı belirlediniz mi?
Ekonominin genel dengesi gözetilere fiyat ilan edildiği zaman sonucunu görürsünüz. Konu, ilk fırsatta hükümette görüşülür ve fiyat açıklanır.