kapat

PERŞEMBE 18 ŞUBAT 1999

İsmet Özcan: İkinci sektör olmaya hazırız

Yıl 1997. Moditeks'in kurucusu ve Kelaynak markasının yaratıcısı İsmet Özcan hazır giyim ve tekstil sektörüne kriz uyarısında bulunuyor.

Ama her iki sektörde de işler tıkırında ve bu uyarıyı kimse dikkate almıyor. Yıl 1999. Bundan iki yıl önce Özcan'ın uyarılarına kulak asmayıp, önlem almayan firmalar şimdi ya kapılarına kilit vurmuş ya da bankacıların soluğunu enselerinde hissediyor. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği'nin (TGSD) Başkanı Özcan, şimdilerde 2005 yılına ilişkin uyarılarda bulunuyor. Çocuk işçi, sosyal damping ve çevre standartları konusunda çalışmalar yapılması gerektiğinin altını çiziyor. Ve bu kez devletin de sektöre yol gösterici olmasını bekliyor. Onu iki yıl önce dinlemeyenler şimdi bin pişman. 2005 yılında onun uyarılarını önemsemeyenlerin ne halde olacağını varın siz düşünün. Başkanlık koltuğunu Bülent Atuk'a devretmeye hazırlanan İsmet Özcan, geçtiğimiz bir yılın da muhasebesini yaparak şöyle konuşuyor:

"Tekstille birlikte 11 milyar dolar ihracat yapıyoruz. Eğer toplam ihracatın yüzde 40'ını sağlıyorsak, lokomotif ve öncü sektörsek, aynı oranda bize önem verilmesini istiyoruz. Ama 10 yıl sonra da bu sektör hâlâ lokomotifse, hâlâ öncüyse bu da Türkiye'nin yanlışı olur. Biz 20 yıldır bu görevi iyi bir şekilde yapıyoruz. Ama artık ikinci sektör olmaya hazırız. Artık başka bir sektörün lokomotif olması ve ülkeyi yönetenlerin de bunu planlaması gerekir. Önemli olan Türkiye'dir.

Siz giyim sanayicilerinden çok tekstilcileri uyardınız hep değil mi?

Evet. 1997 yılında Avrupa'da birinci tedarikçi konumunda olan Türkiye ikinciliğe düşmüş, Çin öne geçmişti. Çin Türkiye için tehdit haline gelmişti. Bu çok rahatsız ediciydi. Bu yüzden özellikle tekstilcileri uyarıyordum.

Krize giren ülkelerde yapılan devalüasyon sonucunda hammaddeler ucuzlamış, stoklar birikmişti. Ne fiyat olursa olsun satmak ve ülkelerine döviz getirmek zorundaydılar. Ben bu dönemde hiçbir zaman giyim sanayicileri de zarar görecek lafı etmedim. Ama zor anlaşılan bir adamım galiba. Söylediklerim pek anlaşılamadı

Sektörün finans sıkıntısını çözebildiniz mi?

Aslında sektör için finans kaynağı bulmuştuk. Dış Ticaret Müsteşarı Yavuz Ege ile oturup konuştuk. 1997'deki ihracatımız 7 milyar dolardı. İhracatçının performansını yüzde artıracak 700 milyon dolarlık bir kaynağa ihtiyacı vardı. Bu kaynağı da 3 yıl vadeli, 2 yıl ön ödemesiz, 6 ayda bir faiz ödemeli, üçüncü yıl ana para ödemeli olarak verilmesini düşünüyorduk. Yani diyelim ki bir firma 3 milyon dolar ihracat yaptıysa, 300 bin dolar kredi 3 yıl vadeli kredi olarak dağıtalım istiyorduk. Çünkü dışardan gelen bir kriz vardı. İçerde bankaların sıkışacağını hesap ediyorduk. Tahminlerimiz de yanlış çıkmadı. Böyle bir kredinin verilişi üç şeye yarayacaktı. Birincisi giyim sektörü nefes alacaktı. İkincisi bu paralar tekstile de gidecekti ve tekstil de rahatlayacaktı. Üçüncüsü, paralar bankacılık sektörüne de gidecekti. Neticede para sektör kanalıyla zincirleme olarak üç sektörü de rahatlatacaktı.

Ama o paraları alamadınız...

Aslında o dönemdeki bakanlar da uygun gördü. Kaynaklar da bulundu. Herşey iyi gidiyordu. Biz mutluyduk. Nihayet sektöre bir finans kaynağı da sağladık dedik. Sonra bir baktık paralar, tütün oldu yandı, buğday oldu uçtu, kısacası yok oldu gitti.

Peki sektörün yapması gereken şeyler yok muydu?

Olmaz mı! Dünyada yaşananlar belliydi. Bizlerin de duran varlıklarımızı satıp öz kaynaklarımızı güçlendirmemiz gerekiyordu. Yapanların bugün keyfi yerinde.

1998'de hep tekstilciler konuştu... Hep ağlandı. Çalışanlara sıfır zam verilecek dendi... İşler gerçekten de bu kadar kötü müydü?

Hayır. Aslında konfeksiyonda ihracatında yüzde 6.1'lik bir artış var. Tekstilde de gerileme yok. 1997'de dünyada 6'ncı büyük tedarikçiydik. 1998'de 5'inciliğe yükseldik. Avrupa'da 1997'de ikinciydik. 1998'de birinci olduk.

Krize rağmen nasıl oldu?

1998'de tüm olumsuzluklara rağmen performansımız iyiydi. Dünyada giyim sanayindeki büyüme oranı yüzde 1.7. Almanya'daki ise -5.8. Oysa Türkiye'nin yüzde 6.1. Ama hayallerimiz farklıydı. Sanayicilere, `Gelecek çok kötü. Tedbir alın' derken, büyüme için neler yapılması gerektiğini hesaplarken, yüzde 11 büyümeyi hesaplıyordum. 1999 için de hedefleri yeniden revize ettik ve yüzde 3.9'luk bir büyüme hedefi koyduk.

1 yılın ardından tekstil ve konfeksiyonculara uyarınız var mı?

Türkiye bundan sonra ilerlemek istiyorsa marka ve dizayna önem verecek. Çünkü 10 yılda küreselleşmede yaratıcılık ön plana çıkacak. Yine bu 10 yıl içinde dünyanın patronu Avrupa olacak. Amerika, arkasından gelecek. Yani yine yönümüz Avrupa olacak. Biz bu arada zaten pazar çeşitlenmesine de gittik. Avrupa yüzde 70 ihracat yaparken 64'e çekip yüzde 6'sını Amerika ve Afrika'ya yaydık. Bunları daha da genişleteceğiz. Amerika çok büyük bir pazar. 1998'de kotaların müsade ettiği kadarıyla Amerikan pazarında yüzde 23'lük bir artış sağladık. Yüzde 17'lik gümrük vergisi de kalktığında inanılmaz bir artış olur. Bugüne kadar yapılan tüm yanlışlar bir anda yok olur. İyi, kötü yatırım yapan herkes üretim yapar, satar. Ama bütün bu sorunlar sadece devlet nezdinde halledilir.

Tabii bu arada Uzakdoğu'yu da unutmamak gerek. Asya ülkeleri önümüzdeki birkaç yıl içinde krizden çıkmış olacaklar. Aynı zamanda krizi öğrenmiş ve donanmış olacaklar. Bu da bizim için büyük bir rekabet ortamı oluşturacaktır. Bunun da hazırlığını yapmamız gerekir.

Atuk'un genlerinde başkanlık var

Önümüzdeki hafta TGSD koltuğunu İsmet Özcan'dan devralacak olan Bülent Atuk'un başkanlık genlerinde var. Atuk, eski başkanlardan Nur Ger'in dayısının oğlu. Önümüzdeki hafta yapılacak genel kurulun ardından Türkiye Giyim Sanaycileri Derneği'nin başkanlığını İsmet Özcan'dan almasına kesin gözüyle bakılan Atuk, aynı zamanda finans dokturu. İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği Fakültesi'nde 10 yıl öğretim görevlisi olarak çalışan, ardından eşinin aile şirketi olan Ceylan Giyim'de yöneticiliğe başlayan yeni başkan, 20 yıldır giyim sektörünün içinde.

Bir önceki dönemde olduğu gibi, 1 yıl için başkanlık koltuğuna oturacak olan Atuk, TÜSİAD'dan üye almayı hedeflediklerini söylüyor. Atuk, son dönemde tekstilcilerle giyim sanayicilerini karşı karşıya bırakan sıkıntılar konusunda ise, şunları söylüyor: "Tekstil ve giyim sektörünün problemleri farklı. Biz 7 milyar dolar ihracat yapıyoruz, onlar 2.5 milyar dolar. Biz daha demokratik bir sektörüz. Çünkü, 7 milyar dolar binlerce on binlerce kişi tarafından oluşturuluyor. Daha sermaye yoğun çalışıyoruz. İşte bütün bunları kısa vadede bankacılık sektörüne de anlatacağız."


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr