kapat

SALI 16 ŞUBAT 1999

Gülay Göktürk (e-posta:ggokturk@sabah.com.tr )

Dr. Frankenstein'a iade-i itibar Spermsiz üreme mi? Tövbe tövbe...

Geçen gün katıldığım bir televizyon programında, spermsiz üreme konusunu tartışmaya çalışırken, yine bol bol kıyamet senaryoları dinledik.

Genetik bilimciler iki yumurta hücresinin çekirdeklerini füzyon yoluyla birleştirip spermsiz dişi bir canlı yaratma yolunda epey yol katettiklerini açıkladılar ya; bizde bir telaş, bir telaş... Olayın bilimsel yönü konusunda en ufak bir bilgiye sahip olmadan ve en ufak bir heyecan duymadan; üzerinde yıllardır çalışılan bu projenin ne olduğunu anlamak için en ufak bir çaba harcamadan; meseleyi hemen etik alanına kaydırmış ve hükmümüzü vermiştik: Kıyamet kopacak!

Kimileri "Allah'ın işine karışılmaz" cümlesiyle ifade ediyordu itirazını; kimisi de "doğanın işine karışılmaz" diyerek, ki aslında ikisi de aynı kapıya çıkıyordu. Ortaçağ metinlerindeki Tanrı'nın yerini çağımızda "doğa" almış, amentüsü "doğanın dengesini korumak" olan yeni bir din doğmuştu... Ve bilim, adım atabilmek için şimdi de bu yeni dinin ahlakıyla savaşmak zorunda kalıyordu.

***

Üremenin doğasına müdahale edilmesini "kıyamet kopacak" çığlıklarıyla karşılayanlar, aslında kıyametin çoktan koptuğunun bile farkında değildi. Öyle ya; doğum kontrolü icat olmuş, mertlik çoktan bozulmuştu. Bilim, her önüne gelen spermin, her önüne gelen yumurtayla döllenmesini engelleyecek doğum kontrolü yöntemlerini geliştirdiğinden beri, üremenin doğası insan eliyle denetlenmiş olmuyor muydu zaten?

Ve zaten, medeniyet dediğimiz şey, doğanın insan eliyle denetlenmesinden ve dönüştürülmesinden başka neydi ki?

Hal buyken, şimdi, genetikçilerin yaptıkları her yeni çalışma karşısında paniğe kapılıp "Yeni Frankenstein'lar mı yaratılacak" diye feryat etmenin anlamı neydi?

Üstelik, zavallı Dr. Frankenstein'a yapılan haksızlığa bir son vermenin ve itbarını iade etmenin zamanı da çoktan gelmişti.

***

Romancı Mary Shelley'in 1800 başlarında Dr. Frankenstein'ı yaratırken, gerçek bir bilimadamından esinlendiği rivayet edilir, ama konumuz bu değil.

İster bir roman kahramanı ister gerçek bir bilimadamından esinlenilerek yaratılmış bir tip olsun, Dr. Frankenstein günümüzde bir canavar yaratan "sorumsuz bir biliadamı" tipidir. Ve bu haliyle 1930'lardan bu yana insan doğası üzerinde çalışan ve onu değiştirmeye kalkan bilimadamlarına verilmiş bir gözdağı, bir tehdittir.

Dr. Frankenstein'ın uğradığı haksızlığa karşı ilk isyanı geçenlerde Discovery Channel'da, Amerikalı bir bilimadamının ağzından dinledim.

Konu, ABD'deki bilimsel araştırmalara ahlaki nedenlerle getirilen kısıtlamalardı.

Kafa nakli çalışmalarına bir ömür veren Amerikalı bir bilimadamı, araştırmalarına izin verilmemesi yüzünden, ABD'yi terkedip Ukrayna'ya göç etmeyi düşünüyordu. Çünkü Ukranya'da kafası dışında vücudunun tek bir kasını bile hareket ettiremeyen bir felçli, kafasını sağlam bir bedene nakline izin verilmesi için bilime yalvarıyordu.

Televizyondaki bilimadamı "yeni bir Frankenstein yaratma" korkutmacasıyla yapılan bu bilim düşmanlığına isyan ediyor ve Dr. Frankenstein'ı negatif bir simge olmaktan çıkartıp organ naklinin fikir babası olan büyük bir bilimadamı olarak selamlamak gerektiğini söylüyordu.

***

Televizyondaki tartışmaya katılanlar soruyor: "Bu çalışma ne işe yarar? Spermsiz üreme neye hizmet edecek?"

Jüpiter'in dördüncü uydusu neye hizmet ediyorsa, ona...

Sanki 17. yüzyıl sonlarındayız ve Galile'nin engizisyon önündeki sorgusunu dinlemekteyiz.

Engizisyon yargıcı soruyor: "Peki bulunduğunu söylediğin bu dördüncü uydu ne işe yarar?"

Galile gelebilecek her türlü soruya karşı hazırlıklı, ama bu soruya değil. Şaşkın şaşkın cevap veriyor: "Hiçbir şeye..."

Bilimadamının tek kaygısının bilmek ve daha çok şey bilmek olduğunu başka da hiçbir kaygı ya da yarar gözetmediğini; ama insanlık kurtaran birçok buluşun o bilme tutkusunun sayesinde ve o "yararsız" çalışmaların "yan ürünü" olarak ortaya çıktığını ne o zaman engizisyon yargıçları anlayabiliyordu; ne de şimdiki ahlakçılar...


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: webabla@yore.com.tr