kapat

SALI 16 ŞUBAT 1999

Ruhat Mengi (e-posta:rmengi@sabah.com.tr )

ALKIŞLAR.. ALKIŞLAR..

Geyre Vakfı'nın düzenlediği ve gelirini antik kent Afrodisias kazılarından çıkarılan eserlerin korunması için kurulacak müzeye aktardığı gecede "Yalınayak Sokrates"i izledim.

Düşünceleri yüzünden öldürülen ilk düşünür Sokrates'in yaşamını ve "Demokrasiden başka bir yönetimi kabul etmem. Özgür yaşayamayacaksam ölürüm daha iyi" diyerek kendi isteğiyle ölüme gidişini anlatan oyun bence iki açıdan son derece etkileyiciydi. Birincisi, onun gibi ilginç, esprili bir filozofun düşüncelerini, konuşmalarını duymak.. İkincisi Genco Erkal gibi dev bir sanatçının müthiş performansını, oyun gücünü izlemek..

Oyunun sonunda onu ve herbiri kendi rolünde son derece başarılı olan ekibi büyük bir zevkle ayakta alkışladım. Görebildiğim önden iki sırada benden başka ayakta alkışlayan Tezcan ve Mihrinur Yaramancı çifti vardı. Salonda kaç kişi değerli sanatçı Genco Erkal'ın başarısını ayakta alkışlama heyecanını paylaştı bilmiyorum ama bütün salonun olmayışına üzülüyorum.

Bugüne kadar Türkiye'ye gelen birçok yabancı sanatçıyı izledim, biz nedense onların çoğunu ayakta alkışlanmaya değer buluyoruz ama sıra kendi sanatçılarımıza, gurur duyacağımız isimlere gelince alkış ve coşku konusunda pek cimri davranıyoruz bence!

Onları, yaşarken, bize bu gururu ve zevki yaşatırken alkışlamayı, kıymetini bilmeyi unutmayalım.

Afrodisias kazıları için çabalarını kesintisiz sürdüren Geyre Vakfı'nın başkanı Sevgi Gönül'e, kurucu üyeleri Vural Gökçaylı, Ayşe Sılan, Yasemin Pirinçcioğlu' (ve diğerleri)ne sonsuz teşekkürler ve alkışlar, alkışlar!

Garip bir radyo yayını

Geçen hafta birkaç okuyucumdan aynı gün içinde gelen telefonlar beni şaşırttı. Kadir Çöpdemir bir sabah programında Akmerkez Eczanesi ile ilgili garip bir anons yapmış. Daha önce köşemde Klas FM'le ilgili olumlu yazılar yazdığım ve genellikle karşı tarafın açıklamasını almadan yazmama prensibine de bağlı kaldığım için Kadir Çöpdemir'i birkaç kez arattım ama kendisine ulaşılamadı.

Programda dinleyicilere "Haydi, gidelim Eczaneyi basalım, saldıralım", "Bana olduğu gibi başkalarına da zarar vermesinler" gibi şiddete teşvik eden telkinler yapmış Çöpdemir.. Eczaneyle konuştum, sebep 75 ml'lik XM Suspansiyon olmadığı için yerine 60 ml'lik Rifilax verilmesiymiş. İlaç etki yapmadığı için sinirlendirmiş Kadir Çöpdemir'i..

Akmerkez Eczanesi yapılan bu şaşırtıcı ve tehlikeli yayınlar üzerine hem RTÜK'e müracaat etmiş hem de kanalı mahkemeye vermiş. Bunu yapmakta da haklı görünüyor. Ben de telefonda görüşemediğim için Klâs FM'e buradan soruyorum; "Bu yapılan sizce hangi yayıncılık anlayışına giriyor acaba?"

Beykoz Konakları'nda şenlik

Leyla Üstel Çağatay'la Deniz Adanalı'nın Beykoz Konakları'nda özel günler için düzenledikleri toplantılar çok eğlenceli olduğu gibi doğru yapılan "Halkla İlişkiler" in önemini de ortaya koyuyor..

14 Şubat Sevgililer Günü'nde Beykoz Konakları'na doğru yaklaşırken ilk gidişlerinde bana oldukça uzun gelen yolun aslında pek de öyle olmadığını farkettim. Demek ki önemli olan başarılı projelerle ortamı ilginç kılmak ve insanları oraya çekebilmek.

Toplantının özelliği "aşkın şiirle anlatılmasıydı. Onun için de günler öncesinden "şiir" araştırmasına başlandı. Ünlü şairlerin eserleri tarandı ve seçildi.

Kimler mi okudu? Salonu tıka basa dolduran davetliler arasında, şiir okuyan, şarkı söyleyenlerin isimlerini sayarsam orada olmadığınıza üzülürsünüz. Semih Sergen'i, Cüneyt Gökçer'i, Metin Serezli, Nedret Güvenç, Göksel Kortay, Mustafa Alabora, Fikret Hakan, Ali Kocatepe'yi şiir okurken, Ayten Gökçer'i şarkı söylerken dinlemeyi bir düşünün.. Unutulmayacak kadar güzel anlar yaşandı.

Sevginin, heyecanın, mutluluğun ve hüznün birbirine karıştığı anlar.. Zaten "aşk" ta böyle değil midir?

CHP'ye haksızlık mı?

Bugünlerde en çok sorulan soru "oyunu kime vereceksin?" ya, bize sorulduğu gibi biz de başkalarına soruyoruz tabii.. Belki birilerine "beklenmedik" gelebilir ama benim en çok duyduğum cevaplardan biri "CHP".. Bu cevabı sık duymak açıkçası bana da sürpriz oluyor çünkü Türkiye'de siyaseti alışılmış, kalıplaşmış bir oyun olarak görenler ve şartları ne olursa olsun oyunun kurallarını bilerek oynayanların kazanacağını sananlar sürekli olarak CHP'nin pek varlık gösteremeyeceğini empoze ediyorlar.

Ama belki de bu kez alışılmış politika oyununun dışına çıkılacak.

Belki... zamanlama hatası yapmak ve bozguncu olmakla suçlanan ama bu yanlışlara rağmen dürüst ilkelerden de vazgeçmeyen Deniz Baykal'a halk zannedildiği kadar kızmıyor..

Belki de... İnanılanın aksine, iktidara gelebilmek uğruna toplumun haklarını savunmaktan vazgeçen, iki liderin yargılanmadan aklanmasına neden olan DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit'e çoğunluk daha çok kızıyor.

Belki.. Bu kez artık insanlar aptal yerine konmak ve önlerine zorla sürülen bozuk yemeği yemek istemiyor. Belki de bu seçimde gerçekten sürpriz sonuçlar bizi bekliyor.


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: webabla@yore.com.tr