SALI 16 ŞUBAT 1999
Yine tatil köyleri, yine büyük fuarlar, yine "Hediye tatil kazandınız" yalanı... Ve yine insanları kandırarak, güç durumda bırakmak...
Hani bir laf vardır, "Can çıkar, huy çıkmaz..." Anlayamadım gitti. Biri bitiyor, biri başlıyor...
İşte size Bayındır Holding ile Kastamonu Holding'in Ilgaz Dağlarında ortaklaşa kurdukları otel ve 2000 yılı Haziran ayında faaliyete geçecek olan tatil köyü hikayesi...
Çoğumuzun merakla takip etmekte olduğu fuar ve benzeri organizasyonlarda, son zamanlarda sıklıkla karşılaştığımız ve "Bunun burada ne işi var?..." dediğimiz tarzda karşımıza bazı stand ve tarzlar çıkıyor.
Örneğin; Geçen TÜYAP Kitap Fuarında da işte yukarıda bahsettiğim firmanın tanıtımını yapan standa es kaza bir bakayım dediniz mi, yandınız!... Çünkü önce ağzınıza bir parmak bal veriliyor, sonra da o yediğiniz bal burnunuzdan fitil fitil çıkıyor.
İşte bu bal, "HEDİYE TATİL" balıdır... Hepimiz insanoğluyuz, biraz da avantayı severiz. Eh beleşten tatil köyü kazandınız dediler mi, hemen oraya yanlarız. Nitekim bu fuarda da aynı şekilde durumlar söz konusu olmuş ve epey vatandaşın canı yanmış.
Tatil kazandı diye sevinen insanlarımız oltaya takıldıktan sonra çabalamaya başlıyorlar ama nafile... Çünkü oltanın iğnesi boğazlarına iyice takılmış oluyor. Aralarından birkaç güçlü kuvvetli çıkarsa, bağıra-çağıra kendini kurtarıyor.
İşte bunlardan biri, o meşhur hediyeyi almak için gittiğinde hava gazı olduğunu anlayınca, bağırıp-çağırmaya başladı ve kendisine yatışması için 2 kişilik ücretsiz TATİLYA giriş bileti verildi. Herhalde "Tatil köyüne gönderemedik, bari Tatilya'ya gönderelim" dediler.
Bahsettiğim malum vatandaş "Zararın neresinden dönersek, kar olur" diyerek biletleri alıp, evine döndü. Aradan bir süre geçti, bir haftasonu "Hadi şöyle bir Tatilya'ya gidelim, nasıl olsa cebimizde beleş biletler de var" diyerek, yola çıktı. Taa Erenköy-Kazasker'den Beylikdüzü'ndeki Tatilya'ya kadar gitti.
Büyük bir keyifle biletleri uzattı ama o da ne!... "Giremezsiniz" diyorlar. "Hay Allah nasıl olur, kardeşim bu biletleri siz verdiniz. Ne sahte ne de çalıntı. Ne diye beni içeri almıyorsunuz?..." diye bağırdığında, "Günü geçmiş beyim, sizin verdiğiniz bilet 98 yılına ait. Şu anda 99 yılının ilk ayındayız" cevabını alınca çileden çıktı.
Yani elinde bir silah olsa önüne geleni vuracak. Adeta bir katliam yapacaktı. İyi ki de öyle oldu. Namuslu, temiz, kanunlara uyan bir vatandaş olarak siniri tepesinde oynadı, durdu sonra da kös kös önüne bakarak, arabasına bindi ve en az 75 km tutan dönüş yoluna koyuldu.
Şimdi ben bu insanlara ne diyeyim. Ama inanırmısınız, bir şey de desem hiç fark etmeyecek. Çünkü bir insanın ar damarı çatlayınca ona ne deseniz boş olur...