SALI 16 ŞUBAT 1999

LEYLA UMAR
Mesut Yılmaz dakikalarının dahi sayılı olduğu bugünlerde bize bonkörce ayırdığı vakit sona erince, "Biliyorum" dedi, "bizim bütün bu konuşmalarımızı hem gazete hem televizyon kuşa çevirir. Sakın üzülmeyin; ben alışığım."
Gerçekten de öyle oldu. Dünkü yazımı o kısalığa indirmek uzun bir öykü yazmaktan daha zor oldu. Gazetecinin "kısıtlı yere" yazı döktürmesinin nasıl bir cambazlık olduğunu bilen bilir.
Aslında Mesut Bey aşağıda verdiği mesajların büyük bir kısmını ANAP'ın programını açıklarken de söylemişti:
* 21. yüzyıl, geri kalmış ülkelerin gelişmiş ülkelerle yarışına sahne olacak. Avrasya dediğimiz, Portekiz'den Japonya'ya uzanan toprak üzerinde Türkiye kilit ülke. 21. yüzyılda doğacak her 4 insandan biri Çinli olacak. Bu yüzden bütün gelişmiş ülkeler Çin pazarını ele geçirme projelerini şimdiden yapıyorlar. Bizim en büyük avantajımız insan gücü. Ancak eğitim istenilen düzeyde olmamakla birlikte Avrasya coğrafyasında kabuğunu yırtan girişimcisi, yaratıcısıyla büyük bir potansiyele sahibiz.
* 2010 yılında Türkiye dünyanın en ileri 10 ülkesi arasına girecek.
* Şu anda 200 ülke arasında, Türkiye ekonomik güç olarak 17. sırada.
* Sorunumuz insanlarımız arasında bu ekonomik gücü adil şekilde paylaştırmayı becerememiş olmamız. Biz "Türkiye sözleşmesiyle" vatandaşlarımıza verdiğimiz bu sözü tutacağız.
* Gelir adaletsizliğinin yanı sıra sosyal adaletsizliğin sonuçları elbette hiç birimizi memnun etmiyor. Susurluk olayının bütün suçlularının serbest kalmasına ben de sizin kadar isyan ediyorum. Ancak hükümetler sadece yasaları uygulayan merciler. Sosyal adaletsizlikleri bu yasalar değiştirmedikçe elimiz kolumuz bağlı. Üç yıldan beri örgütlü suçlarla mücadelede özel bir yasa, milletvekillerinin dokunulmazlığının sınırlandırılması, bankalar gibi hayati önemi olan yasaları çıkaramadık.
* 18 Nisan'dan sonra kurulacak Meclis'te bu yasaları çıkaracak çoğunluğu sağlamak zorundayız. Aksi halde suçluların cezalandırılmasını isteyen halkımıza kim, ne yanıt verebilir?
* Cumhurbaşkanı Demirel'in 18 Nisan sonrası için duyduğu kaygıları çok iyi anlıyor ve katılıyorum. Toplumun büyük bir kısmının da bu kaygıları paylaştığına inanıyorum.
* 19 Nisan'da ANAP çoğunluğu sağlayamadan sandıktan çıkarsa daha önceki devrelerdeki gibi koalisyonlara yöneliriz. Seçmenden bizi tek parti olarak iktidara getirmesini istiyoruz. T.C. Sözleşmesi'nde söylediğimiz gibi, 1) hayat pahalılığını tek rakama indirmeye 2) işsizlik sorununu kökten çözmeye 3) en iyi eğitimi vermeye 4) en iyi sağlık hizmetlerini sunmaya dair verdiğimiz sözlere sadık kalacağız. Eğer bunları yapamazsak seçmen bize bir daha oy vermesin seçmen. Ve bizden hesap sorsun.
* Biz DSP ile son derece uyum içinde çalışarak ve vatandaşların bizden kavga istememelerini haklı bularak uzlaşma yolunu seçtik. Sadece cumhuriyetin, temel ilkelerine aykırı bir uzlaşmaya girmeyeceğimizi de halkımız biliyor.
* Bugün gelişmiş ülkelerin ulaştıkları insan hakları çizgisinin çok gerisinde olduğumuzu kabul ediyorum. Ancak bu konuda bize yöneltilen tüm eleştirilerin altında Türkiye Cumhuriyeti'nin ülke bütünlüğünü korumak için giriştiği bir takım tedbirler yatıyor.
* T.C. ülke bütünlüğünü barışçı yollardan aşacak. İnsan haklarında, Avrupa standardını yakalarken vatandaşımıza tanıdığımız hak ve özgürlükleri genişleteceğiz. Nitekim ANAP'ın 1983-1991 ve son döneminde hiçbir faili meçhul cinayet ve köy boşaltmaları olmamıştır.
* Güney Doğu Anadolu'da 60'lı yıllardan beri uygulanan teşvikler yatırımcılar tarafından tamamen kendi menfaatleri doğrultusunda, ülkenin batısındaki turistik tesisler için harcanmış, bölge sanayisiz kalmıştır. Biz bu gerçekleri gördükten sonra bir dizi önlemler aldık:
Güney Doğu Anadolu'daki tüm illerimizde yatırım yapacağız. Bütün müteşebbislerimize organize sanayi bölgeleri açıyoruz. Diyarbakır'dan sonra Şanlıurfa'da ikincisini tamamlamak üzereyiz.
* Yatırımcıların ahlâki denetimi devletin görevi değil ama taahhütlerine uyup uymadıklarını denetleyecek mekanizmaları kurduk; mutlaka uygulayacağız.
* İstanbul Belediye Başkanlığı'nın seçiminde gösterdiğimiz titizlik İstanbullular'ın bu konuda ne kadar hassas olduklarını çok iyi bilmemizden ileri geliyor. Adayımızın "medyatik" olmak için her türlü yola başvuran bir kişi değil, dürüstlük sınavını her yönüyle aşabilmiş ve gerçekten iyi hizmet vereceğine dair bizi inandırmış olması şart. Araştırmalarımız yeterli olunca adayımızı açıklayacağız.
* DYP lideri Çiller'in "Seçimde hangi merkez sağ parti birinci çıkarsa, merkez sağ partililer onun liderinin başkanlığı altında birleşsinler" önerisini kendisi de pek ciddiye almamış olacak ki, imzaladığı kağıdı geri çekmiş. Bu öneriye o gün yanıt vermememe gelince: İnsan ilişkilerinde de, siyasi ilişkilerde de sadece ciddi olan önerilere karşılık veririm. Çiller'in söylediklerinin ciddiye alınacak bir yanını görmediğim gibi ANAP'ın tapusunun bende olmadığını ve partimin padişahlıkla yönetilmediğini hatırlatmak isterim.
* 18 Nisan seçimlerinde tek başımıza iktidara geldiğimiz takdirde sessiz çoğunluğun bütün dertlerini çözmeye talibiz. Ama tek başına iktidar olmasak dahi, ne yapmamız gerekiyorsa, o tablo bize neyi dikte ettiriyorsa onu yaparız. Ve biz millete asla küsmeyiz.
BİTTİ