kapat

SALI 16 ŞUBAT 1999

Kötü haber mektuptan önce geldi

İLKER SARIER

Sabancı suikasti sanıklarından Mustafa Duyar'ın öldürüldüğü esnada, onunla aynı koğuşta kalmakta olan Selçuk Parsadan'ın da ağır yaralandığı haberi gelmişti.

Tetikçilerin kaba ifadesi şöyleydi: "Selçuk Parsadan'ı ciddi bir sebeple vurmamışlarmış. Ceza aldığından beri sağa sola mektuplar, dilekçeler yazıyormuş, bu davranışları da tetikçilerin sinirlerine dokunuyormuş, o yüzden vurmuşlarmış."

Parsadan'ın vurulması nedense içimde tuhaf bir duygu yaratmıştı. Kimbilir belki, baştan beri çok net ve açık davrandığındandı... Belki de, hakkında yazdığım birkaç yazıya her zaman teşekkür etmiş olduğundandı... Parsadan sadece bende değil, birçok kişide bir "kadirbilir insan" izlenimi uyandırmıştı.

Gazetede, birinci sayfayı bitirdik. Odama geçtim, bir de baktım ki masamda bir mektup duruyor. Sabah postası yeni gelmiş. Mektup, Afyon Cezaevi'nden yazılmıştı, 11 şubat 1999 tarihini taşıyordu. Selçuk Parsadan tarafından, yani vurulmuş adamdan geliyordu. Merakla açtım. Pek samimi bir mektuptu. Yine hakkında yazmış olduğum yazılara teşekkür ediyordu. İçine bir de resmini koymuştu. Gazetenin şu anda birinci sayfasında gördüğünüz resmi...

"Cezamızı çekiyoruz" diyordu. Kaderine razı olmuş gibiydi. İçerde 30 kilo vermişti. Dışarıya çıkacağı günleri iple çekiyordu. Başarılı çalışmalarımı keyifle izlediğini de ekliyordu.

Parsadan'ın mektubunu okurken üzüldüm. Çünkü sapasağlamken yazdığı bu mektubu okuduğum sırada Parsadan, burnunda yediği kurşun yüzünden ağır yaralı olarak yoğun bakımda yatıyordu.

"Örtülü ödenek" tokatçılığından bir anda kendini cezaevinde bulan Selçuk Parsadan'ın başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemişti. Onun bana böylesine bir yakınlık duymasının yegâne sebebi de, örtülü ödenek hadisesi patlak verdiği sırada, "Koskoca bir başbakan bir telefonla milyarları verirken suçsuz da, onu bir telefonla dolandıran adam mı sadece suçlu?" diye sormuş olmamdan kaynaklanıyordu. Nitekim, 5 milyarın suçunu tek başına omuzlamıştı.

Dilerim bu açık yürekli adam...

Bu, net itiraflarıyla yargı mekanizmamızı zerrece uğraştırmadan cezasını alan mert tokatçımız kör bir kurşuna heder olup gitmez de...

Yine eski ağırlığına kavuşarak, ülkemizdeki muhtelif "ödeme"lerin saydamlaşması yolunda gösterdiği nadide çabalarına yenilerini ekler.

Geçmiş olsun diyor, mektuplarını bekliyorum Selçuk Parsadan...


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: webabla@yore.com.tr