kapat

SALI 09 ŞUBAT 1999

"Ben Kral Hüseyin"

LEYLA UMAR

Hep sorarlar: "Çok yapmak isteyip de başaramadığın bir röportaj hangisi?" diye..

Çok yapmak isteyip de "nasılsa çok yakın ve çok kolay" diyerek 43 yıldır ertelediğim röportajı Ürdün Kralı Hüseyin ile yapmadığım için şimdi büyük bir pişmanlık ve üzüntü içindeyim.

Birkaç ay önce İsrail ile Filistin arasında oynadığı barışçı rolü televizyonlarda izlerken ve hayranlığım artarken, Ürdün'e döner dönmez ilk işim Kral'la röportaj yapma arzumu kızkardeşi, sevgili Prenses Basma'ya bildirmek oldu. Aramızdaki dostluğa dayanarak Kral'ın çok sevdiği bu prensese uzun bir mektup yazdım. Postada kaybolur endişesiyle Ürdün Büyükelçimiz Tuncer Topur'u aradım. Ürdün Sarayı'nın kapılarını bana 1990'da açan zamanın büyükelçisi Oktay Aksoy'a faksladığım mektuplarımı bizzat saraya kendisi götürmek nezaketini gösterirdi. Elçimize yazdığım faksı saraya şoförüyle göndermesini rica ettim. Yanıtı aynen şuydu: "Beni postacı olarak mı kullanmak istiyorsunuz?"

O cümlenin sinirlerimde yarattığı tahribatı Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel elçisi adına özür dileyerek azalttı ama kaybettiğim zaman içinde CNN'nin ünlü muhabiri Christian Amanpour, Kral'la son ve enfes röportajını yaptı.

Suçu daima kendimde aradığım için kaçırdığım bu tarihi fırsat oysa bana neredeyse yarım asır önce ayağıma kadar gelmişti.

Adada yemek

Büyük Ada Anadolu Klübü'nde bir grup arkadaşla yemek yerken kolejden Ürdünlü bir sınıf arkadaşımız motorla gelecek olan bir dostunu karşılamak için ayağa kalkıp masadakilerden özür diledi.

Kısa bir süre sonra, ufak tefek bir gençle yanımıza gelen arkadaşımız, "Size Majesteleri, Ürdün Kralı Hüseyin'i tanıştırmak istiyorum" dedi. Önce hepimiz onun kimliğine inanmayıp birbirimize bakıp gülmeye hazırlanırken Küçük Kral tarifi imkânsız bir terbiyeyle eğilerek bizi selâmlayıp, aramızdaki sandalyelerden birine âdeta ilişmişti.

Masaya çöken sessizliği Kral'ın bozduğunu ve Ürdünlü arkadaşıyla şakalaştığını görünce hepimiz rahatlamıştık.

Kral'la ikinci karşılaşmamızı zamanın Belediye Başkanı Bedrettin Dalan sağlamıştı. Resmi bir toplantı sonunda Yeşilköy'de onu uğurlarken Ürdün'de bir röportaj vermesini rica etmiştim. Önümde eğilip, "Ne zaman arzu ederseniz emrinizdeyim" demişti. Onun bu zarif davranışlarının içtenliğine ailesinin en yakınlarını tanıdıkça hayran olmuştum. Ve yine "nasılsa görürüm" diyerek o konuyu unutmuşum.

İlk ve son eşler: DİNA ve NUR

Kral'ın ilk eşi ve kuzini Prenses Dina 20 yıldan beri en yakın dostlarımdan biridir. Onun kralla evliliğini, kayınvalidesi ile ilişkilerini, merhum İhsan Sabri Çağlayangil'in Şale Köşkü'nde kızı Aliya ile buluşmalarını nasıl sağladığını bir gece sabaha kadar dinlemiştim. İzin vermedikçe yazmamaya söz verdiğim bu hazin öykü kral ailelerinin içinde neler yaşandığının kanıtıydı. Prenses Aliya bugün 40 yaşının üzerinde. Babasının hastalığı boyunca başından hiç ayrılmadığını annesi söylemişti.

Kral'ın yüzlerce sevgili atının bakımını üstlenen Prenses Aliya'nın 10 kardeşine annelik ettiğine de Ürdün'de kaldığım günlerde tanık olmuştum.

Kral'ın son eşi Nur'la Körfez krizi esnasında, sarayında yaptığım röportaj onun hakkında derin bilgi edinmem için yeterli değildi. Princeton Üniversitesi'nden mezun olanlarda görülen zeka ve iyi konuşma yeteneği her halinden belli oluyordu. Ürdünlü bütün prensesler gibi sosyal hizmetlere verdiği emeklerini, Kral'la ve çocuklarıyla özel yaşamını ve hobilerini anlatmıştı.

Kraliçe Nur'dan Körfez sorununun bitiminde Kral'dan benim için, bir röportaj temin etmesini rica etmiştim. Sarayın kapısında beni uğurlarken "Söz" demişti; "ne zaman isterseniz Kral'la sizi buluşturacağım. Ailemizin sayıca tam olduğu bir zamana rastlarsa hep birlikte bir yemek de yeriz. O zaman Kral'ın kişiliğini, harikulâde bir baba ve eş olduğunu yakından görürsünüz." O fırsatı da kaçırdım; çünkü Kral hastalandı.

Kral'ın arkasından

Dün Kral'ın cenazesini izlerken saygısını sunmak için önünde eğilip onu selâmlayan sayısız devlet başkanının ve yakın dostlarının yüzlerindeki derin acıyı görmemek imkânsızdı.

Birbirinden, hattâ siyasi nedenlerle Kral'dan nefret ettiğini açıkça haykıran Ortadoğulu bazı devlet adamları tam kadro oradaydı.

Küçük Kral uzun hükümdarlığında barışa, halkıyla bütünleşmeye, sokaklarda veya saraylarda tanıdığı herkese aynı sıcak sevgi ve saygı ile yaklaşmayı içtenlikle yapabilme yeteneğine sahipti. Hattâ bu hasletleri o kadar içine işlemişti ki, dünyanın en katı insanlarını bile dize getirmesi ve kalplerini alışmadıkları bir sıcaklıkla doldurması tamamen verdiği karşılıksız sevgi sayesindeydi.


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: webabla@yore.com.tr