SALI 26 OCAK 1999
Seçimler yaklaşıyor.
Kararsızların çoğunlukta olduğunu biliyoruz...
Lakin eninde sonunda herkes oy verecek!
Şimdiden idman yapabilirsiniz...
Aşağıda size adayların özelliklerini yazıyorum, bakalım oy verecek olsaydınız hangisine verirdiniz.
Aday 1
Bu aday falcılara danışır, kocakarı ilaçlarında şifa arar.
İki tane metresi vardır.
Ağzındaki sigara söndüğünde öbürünü yakar ve günde sekiz ila on adet martini içmekten çok hoşlanır.
Aday 2
Bu adayımız iki kez makamını kaybetmiştir.
Öğlene kadar uyur. (Hayır "O" değil!)
Lisede esrar kullandığı bilinmektedir.
İstisnasız her akşam içer.
Aday 3
Kahramanlık madalyası vardır.
Vejetaryendir, hiç et yemez.
Sigara kullanmaz.
Kırk yılda bir bira içer.
Rüşvet aldığı, tezgah altı işler yaptığı görülmemiştir.
Bunlardan hangisine oy verirdiniz?
Yoksa karar verebilmek için bu insanlar hakkında biraz daha bilgi sahibi olmayı mı arzuluyorsunuz?
Hay hay!
Adlarını vereyim...
Aday 1: Franklin D. Roosevelt
Aday 2: Winston Churchill
Aday 3: Adolph Hitler
Paris'teyiz...
Hırsız, gecenin bir vakti, boş olduğundan emin... Eve girer.
Cep feneriyle evin içinde dolanmakta, değerli eşya bulmak için salonda gezinmektedir.
Gecenin sessizliğini yırtan bir ses:
"İsa seni izliyor."
Hırsızın yüreği ağzına gelir, donar kalır.
Sonra yine sessizlik...
Hırsız bunun son işi olduğuna dair yüz kere yemin ettikten sonra feneri tekrar yakar ve yine dolanmaya başlar...
Tam müzik setini götürmek üzere tellerini kestiğinde...
Ses yine duyulur:
"İsa seni izliyor."
Hırsız, elinde fener korkuyla döndüğü anda...
Fenerin ışığı bir papağan üzerinde sabitlenir.
Hırsız -derin bir of çeker- papağana sorar:
- Sen misin lan deminden beri konuşan?
Papağan cevap verir:
- Evet. Seni uyarmaya çalışıyorum.
Hırsız:
- Ne uyarması yahu! Sen kendini ne sanıyorsun?
Papağan:
- Ben "Musa"yım.
Hırsız:
- Musa mı? Hey Allahım bu insanlarda nasıl bir kafa var ki tutmuş papağana "Musa" adını vermişler.
Papağan:
- Özel eğitimli Alman kurt köpeğine "İsa" adı veren kafanın aynısı!
Bayram sonrası döndüğümde...
Bilgisayarı açtığımda...
Beni bekleyen e-posta sayısı...
-Allah muhabbetimizi arttırsın- bini aşıyordu.
Soruyorsunuz, söyleyeyim...
Hepsini okuyorum ama -herhalde bana anlayış gösterirsiniz- cevap yazamıyorum.
Lakin...
"Sıkça sorulan sorular" (İngilizce kısaltması İnternet'te deyim oldu: FAQ, biz de "SSS" diyebiliriz) listesinde en yukarılarda...
"Bize İnternet adresleri verebilir misin" var!
Mesaj alındı, bunu zaman zaman yapacağım.
Bu arada adres bulmak için eğlenceli bir metodu bugün anlatıyorum.
"www." yazdıktan sonra...
Parmaklarınız birkaç harfe rastgele bassın (kafadan atın işte)...
Sonra ".com" yazın.
O (abuk) harf dizisi sizi bir adrese götürecek.
Neresi olduğunu -girene kadar- siz de bilemiyorsunuz.
Zaten sitenin adı da yan yana gelmiş o anlamsız harfler değil...
Ancak (genelde) adının içinde o harfler olduğu için tarama aracı (Explorer kesin yapıyor) bir site bulup getiriyor.
Getirmediği de oluyor ama çoğunlukla akla hayale gelmeyecek yerlerle karşılaşıyorsunuz.
Denemenizi tavsiye ederim.
Çıkabilecek siteler rahatsız edici olursa benden değil parmaklarınızdan şikayetçi olun!