kapat

SALI 26 OCAK 1999

Zülfü Livaneli (e-posta:livaneli@sabah.com.tr )

Yine Mustafa üzerine

Geçen gün yazdığımız "Herşey Mustafa'yla başladı" yazısına okurlarımız ilginç tepkiler gösterdiler.

Güney California Üniversitesi Tarih bölümünden M. Fatih Yavuz, Margaret Atwood'un "Tarih ağaç gibi katı değil, rüzgar ve su gibi akıcıdır." sözünü hatırlatarak, tarihin sürekliliğini vurguluyor.

Ve şöyle devam ediyor: "Devletin temelleri sağlam atılmış ise, kudretsiz, sarhoş hatta IQ seviyesi normalin altında kişilerin tahta geçmesi duraklamaya ve gerilemeye sebebiyet vermez. Nitekim Augustus'tan sonra Roma İmparatorluğu'nun başına geçen Caligula ve Nero, Gibbon'un "İnsanlığın Altın Çağı" dediği dönemin önünü kesememişlerdir. Aynı şey Osmanlı için de söylenebilir: Politik açıdan Osmanlı 1922'ye kadar ayakta kalabilmiştir.

Fatih Yavuz daha sonra Mustafa örneğinde haklı olduğumuzu ama politikanın içinde olmayan Piri Reis, Hezarfen Ahmet Çelebi ve Tarhuncu Ahmet Paşa gibi bilimle uğraşan kişilerin sonlarının da iç açıcı olmadığını belirtmiş.

***

Ayrıca Erkan Çetin, Bircan Ünver ve Steve Jose Morrissy de yazıyı destekleyen mesajlar yollamışlar.

Fatih Yavuz temelde haklı.

Tarihi, bölümlere ayıran determinist yaklaşımlardan kurtulmak gerekir.

Ama Şehzade Mustafa olayı, yazıda anlatmak istediğim "negatif seleksiyon" örneği olarak geçerliliğini koruyor.

Sarı Selim döneminde de İmparatorluk birdenbire batmamıştır ama Erkan Çetin'in yazdığı gibi "işe ehline vermeme" ilkesi yerleşmeye başlamıştır.

Bilim adamları örneği de bunu doğrular nitelikte.

***

Gelişmiş ülkelerdeki toplum organizasyonu "işi ehline vermek" üzerine kurulu.

Eğer bir kişi, bir kurumun başına getiriliyorsa ya da siyasi mevkilere tırmanıyorsa büyük bir olasılıkla o doğru kişidir.

Oysa Türkiye'deki durumu görüyorsunuz.

Elekler tersine işliyor ve sistem yetenekliyi yok edip, ayakları baş yapmak ilkesine göre işliyor.

Türkiye'yi yönetenlerin, yönetmeye en layık kişiler olduğunu kim söyleyebilir?

Partizanca atamalarla yıpratılmış olan bürokraside, işin ehline bırakıldığını kim iddia edebilir?

***

Türkiye'nin siyasal ve toplumsal yaşamını spor yarışmalarına benzetirsek, 100 metre koşuda sonuncu gelenin şampiyonluk kürsüsüne çıktığı bir manzarayla karşılaşırız.

İşte Türkiye'de değerler sistemini yok eden, milleti "Benim neyim eksik!" diye çıldırtan yozlaşmanın ve kötü yönetimin sebebi bu!


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: webabla@yore.com.tr