kapat

SALI 26 OCAK 1999

Necati Doğru (e-posta:ndogru@sabah.com.tr )

Bol bol sadaka verseydik bu kadar insan ölmeyecekti!

Dünyanın en iyi şehir planlamacılarını, ulaşım uzmanlarını, profesörleri, çok geri kalmış, cahil bir toplumu "7'sinden 70'ine dede-torun, nine-gelin kitlesel eğitimden geçirme bilgisine, becerisine, yeteneğine sahip eğitimcileri", sosyologları, filozofları bir araya getirsek bu kadar kesin bir önlem bulabileceklerini hiç zannetmiyorum.

Bol sadaka verseydik...

9 günlük bayram tatilinde...

Bu kadar insan ölmeyecekti!...

Ulaştırma eski Bakanı Yaşar Topçu, bayramda gittiği Boyabat'tan Sinop'a kendi kullandığı ciple dönerken; yolun kaygan olması yüzünden takla atan araçtan en ufak bir yara almadan, burnu kanamadan kurtuldu. Kazadan sonra Yaşar Topçu; "Yolun kaygan olduğunu bilmiyordum. Bir anda cip kaymaya başladı. Bir süre sonra araçtan çıktığımızda yaşadığımıza şükrettim. Verilmiş sadakamız varmış..." dedi.

İşte bu kadar...

Kazaya karşı kesin önlem...

Sadaka vermek...

Sadakayı verince..

Araç buzda kaysa bile...

Burun kanamadan kurtuluyorsun...

***

Bence dini bayram, milli bayram, yılbaşı, yıl sonu tatillerinde onca kazadan sonra "Ahhh....Ahhh....Talihsiz başım....Vahhh....Vahhh....Böyle yazılmış alın yazım...." diye dövünüp, üzülmek yerine bol bol sadaka verelim.

Türkler ikiye ayrılsın...

Sadaka veren Türkler....

Sadaka alan Türkler...

Dilenenler...

Dilenenlere para verenler...

Hatta dilencilik de teşvik edilen sektör haline getirilip, ucuz kaynaklı fon kredisi, vergi muafiyeti, vergi indirimi de verilsin. Böylece hem sosyal denge kurulmuş, zengin yoksul uçurumu kapanmış olur, hem de kazalardan, her bayramda bu kadar ölü vermekten kurtulmuş oluruz.

Saçma gelebilir...

Bilim dışı sayılabilir...

Zaten yüzyılın en yüksek teknolojisiyle üretilmiş Airbus 340-311 tipi uçaklardan ilkini Türkiye satın aldığında onu Yeşilköy'e iki Fransız pilot getirip, bizimkilere teslim etmişti. Uçağın teslim töreninde dört koyun Yeşilköy'ün 1. pistinin kenarına ön ayaklarıyla gözleri bağlı olarak yatırılıp, kurban edilmiş akan kandan Airbus uçağının burnuna sürülmüştü.

Laik Fransız pilotlar...

Fransız uçak mühendisleri...

Airbus'un tasarlayan profesör...

Ağzı açık seyretmişler...

Ve orada bulunan gazetecilere; "Bu uçak kazaya uğramasın diye pilot sağlığından motor bakımına, pist buzlanmasından kulede inişi yöneten teknisyenin eğitilmesine kadar 200 önlem düşünmüştük, fakat kurban keserek ve kanını uçağın burnuna sürerek kazanın önlenebileceği hiç aklımıza gelmemişti..." dediler.

Akıllarına gelmiyor...

Fakat gerçek ortada...

Bayındırlık eski bakanımız...

Verdiği sadaka sayesinde...

Kazadan sıyrık almadan kurtuldu...

***

Gazeteler, TV kanalları farklı rakam verdiler. Bazısı 9 günde meydana gelen kazalarda 170 kişinin, kimisi 250 kişinin öldüğünü yazdı. Trafik hizmetlerinden sorumlu Emniyet Genel Müdür Yardımıcısı Dr. Nurettin Topçu'dan aldığım bilgiye göre 9 gün boyunca sadece kazalarda 239 kişi öldü. Bu sayının artması bekleniyor. Çünkü kazalarda yaralanıp hastaneye kaldırılanların sayısı da 318 kişi...

Bol sadaka verseydik....

Bu kadar kişi ölmeyecekti!

Nurettin Topçu'nun verdiği bilgiye göre, 9 günde toplam 153 kaza oldu. Bunların yüzde 80'i aşırı hız, yakın takip, hatalı sollama sonucunda meydana geldi. Türkiye'de sürücüler hız kurallarını, bindikleri otomobilin fizik-mekanik özelliklerini, yol şartlarındaki değişmenin aracı nasıl etkileyeceğini bilmiyorlar. Örneğin çocukları da öne oturtup, sıkı sıkı tutarak bir kaza olursa sözüm ona koruyacaklarını sanıyorlar. Oysa hızla giden bir otomobil, bir duvara, direğe, ağaca çarptığı zaman içindeki insan, ağırlığının 30 misli şiddette bir hızla otomobilin camından dışarı fırlıyor. Örneğin çocuk 33 kiloysa çarpışma anında 1 ton ağırlık hızıyla pencereden uçuyor. Yanında 80 kilo annesi oturuyorsa, o da 4 ton ağırlıkla pencereden fırlıyor.

***

Olsun... Sadaka önler!

Bol sadaka vermiş olsaydık bu kadar insan, çarpışma anında pencerelerden fırlayıp fırlayıp ölmeyecekti. En çok kaza ve ölüm daha bayram başlamadan arife günü oldu. Çünkü arife günü hava hafif kar yaptı. Türk sürücüler yol şartları değişince, yollar buzlanınca hız kesmek gerektiğini, kontrollü sürmek gerektiğini bilmiyorlar. Öğrenmek de istemiyorlar.

Fakat sadaka vermeyi de unutunca...

Uykusuzluk, yorgunluk, hatalı sollamadan ötürü bayram boyunca 88 araç sürücüsü, keçi gibi kafa kafaya çarptı. 6 araç sürücüsü, köprü ayağı, ağaç, direk gibi duran cisimlere gidip çarptı. 20 araç sahibi viraja hızlı girdikleri için devrildiler. 62 araç sürücüsü de şehir içinde kaldırımda yürüyen ya da karşıdan karşıya geçmeye çalışan 62 kişiye çarptı...

Bayram boyunca...

Toplam ölü 239 kişi...

Bol sadaka verseydik...

Bu kadar insanımız ölmeyecekti...

Ayrıca Yalova'nın Armutlu açıklarında seyretmekte olan benzin yüklü tanker ön kısmında sıkışan gazın patlaması sonucu alev alev yansa da taşıdığı akaryakıt denize dökülüp, denizimizi öldürmeyecekti...

Sadaka bizi koruyacaktı!


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: webabla@yore.com.tr